Yazıyorum icinde Savaşlar Ve Insanlar konusu , Savaşın hazin gölgesi, insanoğlunun peşini bırakmamıştır yıllar boyu. Kah bir avuç toprak için, kah zengin maden yatakları için yıllar boyu, insanlar birbirilerini katletmiştir. Eski çağlardan, günümüze dönüp baktığımızda, savaş tekniklerinin ...
![]() |
|
#1
| ||||
| ||||
| Savaşlar Ve Insanlar Savaşın hazin gölgesi, insanoğlunun peşini bırakmamıştır yıllar boyu. Kah bir avuç toprak için, kah zengin maden yatakları için yıllar boyu, insanlar birbirilerini katletmiştir. Eski çağlardan, günümüze dönüp baktığımızda, savaş tekniklerinin hızla değiştiğini görmek mümkündür ama; ne farkeder ki, değişen sadece savaş teknikleri olmuştur, hizmet ettikleri amaç hiç değişmemiştir. Bir bakmışız ki; bu amaçlar için hizmet eden kişiler, bir anda topluluk oluvermişler ve zaman geçtikçe de büyüyüp ülkeler haline gelmişlerdir.. Şimdi gelelim insanoğlunun bu davranışlarının sebeplerine; İ nsanoğlu düşünebilme yetisine sahip tek varlıktır. Pekala sadece düşünebiliyor olmak, insanı diğer canlılardan ayıran en belirleyici özellik değil midir? acaba diye düşünmeden edemiyorum. Beynim aklıma düşünme emrini veriyor ve ben de aklım sayesinde beynimin verdiği komutlarla anlamaya ve kavramaya çalışıyorum ve şu sonuca varıyorum: Biz insanlar düşünebilmek gibi mükemmel bir yeteneğe sahip olmamıza rağmen, bir hayvanın içgüdesel davranışlarıyla sergilediklerini bile sergileyemiyoruz. Örneğin; Bir puma'nın avını yakalayabilmesi için harcayacağı kalori miktarı onu yedikten sonra elde edeceği kalori miktarından fazla ise avını yakalamaktan vazgeçmesi iç güdüsel bir davranış mı? yoksa onlar da bizler gibi düşünebilyorlar mı? diye korkmaya başladım, düşünemeyen insanları gördükçe... Ya da kuşları düşünün; Hiçbir anne kuş, yavrusu kendi kendine uçabilecek erişkinliğe ulaşmadan, onu yuvasız ve yemeksiz bırakmaz. O halde, hayvanlar aleminde görülmedik durumların insanlar aleminde yaşanması, hem de çok olağanmış gibi yşanması neden ? Karısını sinirlendiği için öldüren, hırsını alamayıp çocuklarını boğan, ya da doğurduğu evladını çöp tenekesine atan, anne anne midir? Baba baba mıdır? Görüyorsunuz! insana en büyük kötülük, gene kendi cinslerinden geliyor. İnsan davranışlarını, hayvan davranışlarıyla kıyasladığım için bana kızmıyorsunuzdur umarım. Hem bir insanı, bir bir bitkiyle ya da bir nesneyle kıyas etmek mümkün olamaz öyle değil mi? Artık Dünya yaşanması zor bir hale geldi, biz insanların bu tür davranışları açlıktan,yoksullıktan ve göz yaşından başka hiç birşey bırakmadı geride... Savaşlara gelince, sorsanız herkes savaşa karşıyım der, peki öyleyse içimizdeki bu savşalar niye? Beynimizin yapmamıza engel olduğu şeyleri, biz neden aklımızla alt ediyoruz? Neden anne babayla, baba evletla; kırk yıllık iki dost, bir anda iki düşman oluverip çıkıyorlar. İşte durum böyle olunca içimizdeki savaşlara, birde dışarıdakiler eklenince, hayat çekilmesi zor bir yük haline geliyor, insanlar umutlarını birer çıkın yapıp, sırtlarına yük yaptılar. Birbirlerine ufak bir tebessümü, talı bir çift sözü çok görür oldular. İçeride savaşlar, dışarıda savaşlar.Gelelim dışarıdaki savaşlara; Geçmişten günümüze, savaşların iç yüzü hiç değişmedi ,sadece taktikleri değişti dedik. Şimdi sorsanız, ABD'ye; Iraka'a neden savaş açtınız ? diye cevaplar hazır beyinlere kazınmış bile. " Biz kendimizi, hatta tüm dünyayı savunmak için savaş açtık" derler; eğer ellerindeki nükleerleri kullanırlarsa, tüm insanlığı mahvedebilirler öyle değil mi? Haksızlık yapmamak gerekir.(!) Bu bir savunma. Kimin, kimi ; kime karşı savunduğu belli olmayan bir savunma. Evet, ülkeler her yıl savaş sanayiine milyonlarca dolar yatırım yapmakatadırlar. Küreselleşen dünyada, ellerinde parayı tutan büyük ülkeler, zayıf ve geri kalmış üçüncü dünya ülkelerini hedeflerine almaktadırlar. Sorsanız alacağınız cevap belli SAVUNMA... Güçlerinin ve zenginliklerinin farkında değillermişcesine, kendilerini tüm gayretleriyle savunanlar onlar.Başka bir tabirle; tokat atan onlar, tokat yedik diye avaz avaz bağıranlar yine onlar. Savaşı başlatan tarafın, zayıf ve güçsüz taraf olması mümkün mü? Uzun lafın kısası, güçlünün zayıfı ezdiği kişiler artık büyüyüp ülkeler haline geldiler. Sonuç; ölenler gene insanlar, sakatlanıp yaralananlar gene insanlar. Savunmasız ve suçsuz küçük yavrucakların, patlayan bombalar yüzünden kaybettikleri uzuvlarının ,yüreklerinde bıraktığı acı dolu izler; her defasında olayı zihinlerinde tekrar takrar canlandırırken, kendilerine bunları yapanların da, onlar gibi acı hissini tatmış olan, kendi cinsleri olması çok daha acı verici ve yaralayıcı olsa gerek onlar için. Peki kazanan taraf var mı dersiniz? Bence kesin olarak kazanan tarf yoktur hiçbir zaman.,İki tarafta aslında farkında olmadan çok şeyini kaybetmiştir. Maddi değerler bir yere kadar belki; ama kaybedilen manevi değerlerin yerini doldurmak, mümkün olur mu dersiniz? Bana kalırsa, savaşları durdurmaya öncelikle kendi içimizde başlamalıyız. Önce evimizdeki savaşları durdurmalıyız. Eğer böyle yaparsak, ülkemizdeki savaşları durdurmaya daha fazla zamanımız kalacaktır, emin olun. Anne, babalar bilinçli bireyler yetiştirip, topluma kazandırmalıdır. İnsan olarak yaşayabilmenin kıstasları, insanca davranmaktan geçer. Herşeyden önce; düşünmeyi ve tartışmayı bilmemiz, olayları analiz edebilmeyi öğrenmemiz gerekir. Yoksa bizi diğer canlılardan ayıran özelliklerimiz, daha önce verdiğimiz örneklerdeki gibi ayırıcı özellik olmaktan çıkıp, ortak özellik halini alabilir. Düşünmenin bize yükleyeceği sorumlulktan korkup zamanımızı boş şeylerle tüketirsek, kısa bir süre sonra bilinçsiz bireyer olup, bilinçsiz evlatlar yetiştirir ve bilinçsiz bir ülke oluşumuna katkıda bulunmuş oluruz. Daha sonra bu durumlar karşısında, bir bedel ödememiz gerektiğinde ise; amalar ile başlayan cümleler kurar, yeni savunma modelleri geliştiririz kendimizce. " Daha iyisi için savaşmadan, en iyisini elde edebilme heyecanıyla yanıp tutuşuruz." Daha çok huzur, daha çok mutluluk ,daha çok zenginlik isteriz; ama dünyanın bu durumda olmasının sorumlusu olan biz insanlar, kendimizi savunmaktan başka birşey yapmıyoruz aslında. İyiye ve güzele ulaşmanın mücadelesini veremiyoruz. Sonuç olarak; Herşey gerekçesiz savunmalarımızın bir yansıması. Bu satırlarda, kendini yazan kalemin, bu durumlar karşısında tepkisini yeterince dile getiremeyişinin bir yansımasıdır aslında! Daha yaşanabilir bir dünyada buluşabilmek dileğiyle... ![]() Evrende sayılabilen herşeyi sayıp, sonuçatan kendimizde sayılabilenleri çıkaralım; sonra da geriye yaslanıp kendi büyük küçüklüğümüzü seyredelim. |
|
#4
| ||||
| ||||
| Teşekkür ederim sevgili Nodrac, yazı bana ait. Aslında, yazılarımın bir çoğunu kısaltarak yazmaya çalışıyorum; ama yine de uzun oluyor demek ki...Yazmayı sevdiğim için üşenmeden yazıyorum, kalemim durmak bilmiyor Okuyucunun okumaya üşenebileceğini, ya da okurken sıkılabileceğini gözardı ediyorum galiba![]() ![]() Evrende sayılabilen herşeyi sayıp, sonuçatan kendimizde sayılabilenleri çıkaralım; sonra da geriye yaslanıp kendi büyük küçüklüğümüzü seyredelim. |
![]() |
| Etiketler |
| insan, savas |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Savaşlar ve Seferler | greenpain | Tarih | 7 | 20-03-2008 08:07 PM |
| Fareler ve İnsanlar | greenpain | Kitap Özetleri | 0 | 27-12-2007 08:02 PM |
| Insanlari Inançsizliğa Sürükleyen Nedenler | ab_ı dide | Dinî Konular | 2 | 30-12-2006 09:15 PM |