|
#1
| ||||
| ||||
| Daha çok küserdik sanıyordum… Her küsmenin ardında barış vardı ne de olsa… Ve barış şık duruyordu üstümüzde… Ama biz kirletiyorduk çok geçmeden, çamura yatarak hemi de… Ben küserdim… Sen küserdin… Kimsenin araya girmesine gerek kalmadan çocukça bir bahane yeterdi barışmamıza… Kısa bir dargınlığın orta yerine durup dururken düşen “ne beni çok mu seviyorsun” kısa mesajı bile, uzun bir ateşkesti bizim için… Olmazdı be olmazdı… Biz ayrılamazdık… Uzun süre ayrı yapamazdık… O yüzden dikkat etmedim hayatın son kez ikimize sunduklarına… Bilseydim son uykumuz olduğunu, bir an için bile arkamı dönmezdim… Sabah sen giderken, yatağa mahkûm, yastığa gizlenmiş bir “güle güle” dökülmezdi ağzımdan… Uykusuzdum… Ve uykusuzum hala içerisinden sadece araba gürültüsü geçen, zamanın geçmediği gecelerde… Son sinemaya gidişimizmiş meğer… Filmde “burada n’oldu şimdi ben anlamadım”larım tükeniyormuş… Ama seninle filme gitmekten çok, son seansı da kaçırıp açık sinema aramakmış güzel olan… Oooof!.. Yaşanılan her son gözümün önünde doluyor… Tuzlu suya bastırıyorum anıları bir bir… İlk ve son çay bahçesi kahvaltımızmış bir arının ısrarlı nezaretinde… Ilık bir İzmir Akşamı’nı son kez solumak da keyifliydi Kordon’da seninle… Şimdi biliyorum ne zaman gitsem kordon olup boğazıma dolanacak oralar benim… Yine de gitmeliyim… Hakkını teslim etmem gereken bir yer var ki, Çeşme’de nargile içip, tavla oynadığımız yer gerçekten güzeldi… Ben yan masadakilerden nem kaptım, nemrut tavrım bundandı… Lakin ısrarlıyım, dışarıdaki masada oturmalıydık!.. Moda tabiriyle ‘beach’e gitmek ve sonrasında çıkışta kalmak öyle… Köhne, kirli bir plastik masanın etrafında taksi beklemek… Keşke hiç gelmeseydi… Dursaydık, durdursaydık olanı biteni… Kırılanı, döküleni… Bitmeyen sebepsiz çekişmeleri… Geldi… Kırıldı… Döküldü… Gittik!.. *** Yine de heyecan verici seni sevmek… Dokunmak senin dokunduğun ne varsa… Koltuğun hep oturduğun yerine oturmak mesela… Masanın bir santimetrekaresine bile dokunduğun için şanslı hissetmek ya da… Saçının bir teline bile zarar gelsin istemem fakat… Nerede saklanıyorsa birden çıkan ve beni dağıtan, dökülmüş saç tellerinin üstüne döküyorum şu sıra avuntularımı… Her şey bitiyor sana dair… Tek tek… Azar azar… Birlikte aldığımız zeytin ezmesi misal… Kavanoz dibinden zar zor çıkarıyorum artık… Ve en kötüsü; temas ettiğin, aldığın ne varsa mana yükleyip, duygusal bir bağ oluşturuyorum aramda… Yoksa aktif oksijen içeren deterjan beni niye ağlatsın balım… Yo hayır, balım değilsin artık… Telefon defterimde ‘balım’ı adınla değiştirdim önce… Sonra sildim tamamen… Kolay olmadı lakin “kaydı tamamen silmek istediğinize emin misiniz” sorusuna “yes” tuşuyla onay vermek… Tamamen değil ama bir kısmı kalsa… Üzmeyen, üşütmeyen, ağlatmayan, yaralamayan kısmı kalsa… Kalmaz ki!.. Silince her şey geçecekmiş gibi geliyor… Hep böyle midir?.. Yani her ayrılık halinde… Mutlak bir öfkeyle, dahası ısıran, acıtan bir yalnızlıkla… Aşkım’lar, canım’lar, birtanem’ler resmi bir isme mi dönüşür ilk çaresizlikte... Sahi ben ne oldum senin telefon defterinde?.. *** Alışık olduğum bir hal bu… Ben gitmeyi bilemem, kusura bakma ne olur… Bir otel odasından bile ayrılmayı yüzüme gözüme bulaştırırım… Ya saatimi unuturum ya diş fırçamı… Ben gitmeyi beceremem… Daha çok küserdik sanıyordum… Her küsmenin ardında barış vardı ne de olsa… Ama bu kez barış dar geldi küslüğümüze… Zeki Kayhan COŞKUN Umarım verilmemiştir. ![]() Haklıydın Hep Sen, Acılar Bedava Mecburduk Hep Uzaktan Bakmaya Çok Yorgunum Ben Eski Bir Saat Gibi Hırpalandım İstanbul Gibi... Bu mesaj en son " 29-04-2008 " tarihinde saat 05:09 PM itibariyle kalimero tarafından düzenlenmiştir.... |
|
#2
| ||||
| ||||
|
Alıntı:
kalimero tarafından gönderildi
*** Alışık olduğum bir hal bu… Ben gitmeyi bilemem, kusura bakma ne olur… Bir otel odasından bile ayrılmayı yüzüme gözüme bulaştırırım… Ya saatimi unuturum ya diş fırçamı… Ben gitmeyi beceremem… Daha çok küserdik sanıyordum… Her küsmenin ardında barış vardı ne de olsa… Ama bu kez barış dar geldi küslüğümüze… hayatımın bu dönemlerini şöyle bi gözümün önünden geçiren bir yazı oldu yani okumak yarama tuz basmak gibi bir şey oldu.önemsememiştim pek bu ayrılığı nasılsa biz kopamayız biz bitemeyiz her yolun sonunda o bana varır bende ona diyordum(tıpkı daha öncekiler gibi... ayrılığa direnebilmek için daha önceki ayrılıklardan cesaret alıyordum komik aslında)belkide yanılmıyorumdur kim bilir? neyse çok uzattım tekrar teşekkürler ![]() haramdı demek dudaklarının busesi... dilim haykırmasa bile sen gönül hecesi... |
|
#3
| ||||
| ||||
| çok güzel bi paylaşım sabitliyorum çok beğendm +rep...
Alıntı:
tarafından gönderildi
Ben gitmeyi bilemem, kusura bakma ne olur… Bir otel odasından bile ayrılmayı yüzüme gözüme bulaştırırım… Ya saatimi unuturum ya diş fırçamı… Ben gitmeyi beceremem… Daha çok küserdik sanıyordum… Her küsmenin ardında barış vardı ne de olsa… Ama bu kez barış dar geldi küslüğümüze… ![]() Yapacak Hiç ßir $éy Yok Gitmék İstédi Gitti Hém AnLıyorum Hém Çok Acı Ték TarafLı ßİTTi,, ...Gébériyorum " A$k'mdan " KaLmadı ßéndé Gururdan éSér... ßa$ka ßir İnsan Kar$ımdaki,,Deği$méz DiyénLéré Müjdé,, Çok Sévén ßöyLé Gidér miydi,,Müjdé Her$ey Bitti... |
|
#4
| ||||
| ||||
| Çok teşekkür ederim. Çok mutlu oldum inan. ![]() Haklıydın Hep Sen, Acılar Bedava Mecburduk Hep Uzaktan Bakmaya Çok Yorgunum Ben Eski Bir Saat Gibi Hırpalandım İstanbul Gibi... |