Arkasokak Logo






Forum Arkasokak > KÜLTÜR & SANAT & EĞİTİM > Yazı Kutusu » "AnLamadım" demekten Korkmamak

"AnLamadım" demekten Korkmamak

Yazı Kutusu icinde "AnLamadım" demekten Korkmamak konusu , Uzaya ilk insanı gönderen, aynı zamanda Sovyet Bilimler Akademisi üyesi olan Korolev, ilim çevrelerinde, “Anlamadım”, demekten korkmayan adam” olarak biliniyormuş. Anlamak; kavramak, idrak etmektir, esrarı keşfetmektir.. Anlamak, anlatılan objenin ya ...


Cevap
  #1  
Eski 11-03-2008, 08:43 PM
!!!= " ßéGuM " =!!! kullanıcısının avatarı
"" =Daa Küçüüm Beenn= ""
 
Giriş: Jul 2007
Konum: İçimdé Fırtına...
Mesaj: 6.328
!!!= " ßéGuM " =!!! has a reputation beyond repute!!!= " ßéGuM " =!!! has a reputation beyond repute!!!= " ßéGuM " =!!! has a reputation beyond repute!!!= " ßéGuM " =!!! has a reputation beyond repute!!!= " ßéGuM " =!!! has a reputation beyond repute!!!= " ßéGuM " =!!! has a reputation beyond repute!!!= " ßéGuM " =!!! has a reputation beyond repute!!!= " ßéGuM " =!!! has a reputation beyond repute!!!= " ßéGuM " =!!! has a reputation beyond repute!!!= " ßéGuM " =!!! has a reputation beyond repute!!!= " ßéGuM " =!!! has a reputation beyond repute
"AnLamadım" demekten Korkmamak

Uzaya ilk insanı gönderen, aynı zamanda Sovyet Bilimler Akademisi üyesi olan Korolev, ilim çevrelerinde, “Anlamadım”, demekten korkmayan adam” olarak biliniyormuş.


Anlamak; kavramak, idrak etmektir, esrarı keşfetmektir.. Anlamak, anlatılan objenin ya da subjenin, kişinin zihninde çağrışımlar oluşturması, şimşekler çakması, kişide anlayış ve davranış değişikliğine yol açmasıdır. Anlamamak ise, nesnelerin ya da fikirlerin bizde his, davranış değişikliği oluşturmaması, bir iz bırakmaması, bizi harekete geçirecek enerji vermemesi, bulunduğumuz, soyut ortamdan başka bir mekâna taşımamasıdır. Anlamak, ne kadar insani bir eylemse, anlamamak da o kadar insani bir eylemdir.


Yalın anlamıyla düşündüğümüzde, anlamak, bir eylem; anlamamak ise bir eylemsizliktir. Halbuki anlamamak, daha zor ve ağır bir eylemdir. Anlayamamak, bizi, anlamaktan daha çok meşgul eder; fakat biz bunun farkında değilizdir. Anladıklarımızı, mutlulukla ifade ederiz de, anlamadıklarımızı itiraf etmekten hep kaçınırız. Nedense, anlamamayı ayıp sayarız, kendimizde bir eksiklik nedeni kabul ederiz. Bu konuda bir kompleksimiz vardır. Atalarımızın dediği gibi: “Pazara akıl yağmış, herkes kendi aklını beğenip almış.”



Anladım, demek; kolaycılığı, yüzeyselliği tercih etmektir çok kere. Anlayamadım, diyen insan, anlama çabasında olandır, anlaması gereken konuda derinlik arayandır. Sınavdan çıkan çocuklara sınavın nasıl geçtiğini sorduğunuzda sınavdan erken çıkanlar, genelde “Sorular çok kolaydı, soruların hepsini yaptım.”, geç çıkanlar ise “Sorular çok zordu, yapamadığım sorular vardı.” derler. Sonuçlar açıklandığında, “Kolay” diyenlerin, “Zor” diyenlerden daha başarısız olduğunu görürüz. Birincisi, anlama gayreti içinde olmamış, “Anladım.” diyerek sonuca kolayca ulaşmak istemiştir. İkincisi ise, her soruda anlaşılmayacak bir tarafın bulunabileceği hassasiyeti ile hareket etmiş, tedbiri elden bırakmamıştır.



Anlamak, bilgiye kapalı; anlamamak, bilgiye aç olmaktır. Ben her şeyi anladım, diyen, aynı zamanda, ben bir şey bilmiyorum, demektedir. Anlamadım, diyen, bilgi susuzluğu çeken, bilgilenme ihtiyacı duyandır. “Ben bu insanlardan ve dünyadan bir şey anlamadım.” diyenler, insanların kahrını, dünyanın yükünü çekenlerdir. Hiçbir kahır duymayanlar, yaşamın yükünü çekmeyenler için her şey düğün bayramdır. Yüzeysel bir yaşam, derinliği olmayan meşguliyet, onları, anlamadım demekten alıkoymuştur.


Bizi kuşatan evrenin, yaşadığımız olayların esrarı o kadar fazla ki, bunu anlamak gerçekten mümkün değil. Anladım, diyen ya yalan söylüyordur ya da anlamamanın kendisine verdiği küçüklük kompleksini ifade ediyordur. Anlamadım, diyen insanda bu kompleks yoktur. Anlamadım, diyen, anlamamanın kendi suçu olmadığını, yani ***** olmadığını bilir, özgüven sahibidir. Anladım, diyerek kendisine halksızlık yapmaz. Kendini tanıyan insanlar, cesaretle “anlamadım” diyebilirler. Anlamadım, diyen insan, aynı zamanda anlatmakla görevli karşısındaki insanı anlatabilme gayretine sokar ya da ona anlatmadaki yetersizliğini itiraf ettirir. Bu durum, karşımızdaki kişiye yapılan bir iyiliktir.


Kişinin, kendisine aktarılan bir konuyu, tartışılan bir fikri, eşyadaki sırrı yeterince anlamadığı halde, anladım, demesi kendisini anlamaya kapatmasıdır, başkalarından kolayca öğrenebileceği bilgileri, yöntemi reddetmesidir. Bu, zaman ve enerji kaybına yol açacağı için kişinin kendisine de yapacağı haksızlık olacaktır. Kişi, zaman içinde istemediği sonuçlarla karşılaşabilecektir.


Anlamamak; yemek, içmek, eğlenmek, sevmek hatta anlamak kadar insani bir olgudur. Yanlış olan, “anlamadım” diyememektir. Anlamamak, kişinin kendisini ilahlaştırmasından kurtarmasıdır, kendisini terbiye etmesidir. Anlayamamak, bir tevazu sözcüğüdür. Anlayamamak, kişileri, olayları, eşyayı, evreni, hayatı da memadı da ciddiye almaktır.


Var mı her şeyi anlayan? Ben anladıklarımı bile anlamadığımı anladım. Gerçekten anladım mı?
imza

Yapacak Hiç ßir $éy Yok
Gitmék İstédi Gitti
Hém AnLıyorum Hém Çok Acı
Ték TarafLı ßİTTi,,
...Gébériyorum " A$k'mdan " KaLmadı ßéndé Gururdan éSér...

ßa$ka ßir İnsan Kar$ımdaki,,Deği$méz DiyénLéré Müjdé,,
Çok Sévén ßöyLé Gidér miydi,,Müjdé Her$ey Bitti...
Alıntı Yaparak Cevapla
Cevap

Konu Araçları
Görünüm Modları



Saat 11:43 PM.


Copyright ©2005 - 2008 Arkasokak.Net
Tasarım: NoDRaC
Bize Ulaşın - Gizlilik İlkesi - En Üst
Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0