|
#1
| ||||
| ||||
| GoL KraLLarımız Trabzonspor tarihinde 3 gol kralı çıkardı. Bunlardan biri hem ikinci lig, hem de birinci ligde bu başarıya imza atmış Necmi Perekli, diğeri ise Gürcü golcü Şota Arveladze’dir. Son olarak da 2004-05 sezonunda 31 gol atarak birinci lig gol kralı olan Fatih Tekke'dir. 1968/69 tarihinde 2. lig Kırmızı Grup’ta mücadele eden Trabzonspor, İzmirspor’un şampiyon olduğu ligi 6. sırada tamamladı. Ancak Nemci Perekli 22 gol atarak krallık tacını giydi. Perekli bir sezon sonra da 20 gol atarak ikinci kez gol kralı oldu. Perekli; Giresunspor, Beşiktaş ve Altay maceralarından sonra döndüğü Trabzonspor’un ikinci kez şampiyon olduğu 1976/77 sezonunda 22 maçta attığı 18 golle bordo-mavili ekibin Birinci ligdeki ilk gol kralı oluyordu. Bu tarihten uzun yıllar sonra, yani 1995/96 sezonunda Trabzonspor şampiyonluğu kıl payı kaçırdı ama, Gürcü oyuncu Şota Arveladze ile teselli buldu. Çünkü Şota oynadığı 37 maçta rakip filelere 25 gol gönderme başarısı gösterdi. Trabzonspor tarihinde sadece iki gol kralı çıkarabildi fakat, Hami Mandıralı, Trabzonspor forması altında attığı toplam 218 golle bordo-mavili ekibin en çok gol atan oyuncusu unvanını kazandı. Trabzonspor alt yapısından yetişen Hami Mandıralı 1985-2002 yılları arasında (1997/98 döneminde Almanya’nın Schalke 04 takımında oynadı) attığı 218 golün bir çoğunu frikikten kaydederek haklı olarak “bombacı” unvanını da kazandı. Hami Trabzonspor’un Avrupa kupalarında en fazla golü atan oyuncusu oldu. Mandıralı 2002 sezonunda Trabzonspor’dan ayrıldı. Hami halen Türkiye liginde Tanju Çolak’tan sonra en çok gol atan 2. futbolcudur. ![]() ![]() HiperakTif Biriyim Biraz DeNGeSiZ Gibiyim |
|
#2
| ||||
| ||||
| Trabzon Tanıtımı Trabzon'un kuruluşu M.Ö.2000 yıllarına inmektedir. Erzurum'dan geçen ve İran sınırına varan, Avrupa ile Asya'yı birbirine bağlayan tarihi İpek Yolunun başlangıcında kurulan Trabzon şehrinin ilk kurucularının Ortaasya ve Kafkaslardan bölgeye gelen Turani Kavimlerden Marlar, Tibarenler ve Moskların olduğu tarih kitaplarında yer almaktadır. Trabzon'un kuruluşundan itibaren geçirdiği devreler şöyle sıralanabilir. I.Devir: Kuruluşundan serbest şehir oluncaya kadar geçen devir (M.Ö.2000-M.Ö.750). Bu devir karanlık geçen bir devirdir. Bahçecik mevkiinde bulunan bazı kalıntılar bize bu bölgeye ilk defa Kafkasya'dan Mosklar, Tibarenler ve Marların gelerek tarım ve balıkçılık ile meşgul olduklarını bildirmektedir. Orta Asya'da ve Orta doğu'dan gelen ticaret yollarının denize ulaştığı yer olan Trabzon'un ticari ve stratejik önemi bu dönemde de Ege kıyıları halkınca biliniyordu. Efsane olmakla birlikte meşhur Argonatlar Seferi bunu gösterir. "Colehide-Kolşit" denilen şimdiki Gürcistan'ın bir kısmını ve oradan batıya doğru Trabzon'a kadar uzanan sahili içine alan mıntıkanın ormanlarının zenginliği ve dağlardaki madenler daha o zamanlarda meşhurdu. Milattan çok önce geçtiği sanılan seferin gayesi Kolsşit'te asılı olduğu dilden dile dolaşan bir altın postu elde etmekti. "Altın post" un bu bölgenin zenginliğinden kinaye olduğu söylenir. Her halde buraların servetine alâmetti. Bazı rivayetlere göre madencilik sanatı bu bölgede oturan bir kavim tarafından bulunmuştur. II.Devir: Serbest Şehir Devri (M. Ö. 750 M. S. 50). Bu devir M.Ö.8. Yüzyıl ortalarından Miladın ilk yüzyılı ortalarına kadar süren devirdir. Bu devirde M. Ö. 756 yılında Sinop'tan kolonizatör Miletliler Trabzon'a gelmişlerdi. Zamanlarının en iyi denizci ve tüccarları olan bu kolönizatörler aslen iyonya'nın en önemli merkezlerinden Milet şehrindendirler. Buna nisbeten Miletliler veya Mileliler diye tanınırlar. ![]() ![]() HiperakTif Biriyim Biraz DeNGeSiZ Gibiyim |
|
#3
| ||||
| ||||
| Ege kıyılarından kalkıp boğazları aşarak Karadeniz'e çıkan ve herşeyden önce ticaret fikriyle hareket ettikleri söylenen Miletliler ilkin M. Ö. 785 yılında savaşla Sinop'u'ele geçirmişlerdir. Tabii limanıyla Sinop Şehri bu insanların merkezi olmuş ve oradan Karadeniz'in her tarafına, alışverişe elverişli buldukları noktalara yayılmış ve yerleşmişlerdir. Miletliler, Sinop'u elde ettikten 29 yıl sonra Ordu ve Giresun ile birlikte, kendilerinden önce var olan Trabzon'a da gelmişler ve ne şekilde olduğu bilinmeyen bir surette yerleşmişlerdir. Şehirden ilk bahseden, M. Ö. 400 yılında Onbinlerin bakiyesi olan sekizbin küsür kişilik ordu ile Trabzon'a gelen Yunanlı komutan ve filozof Ksenefon'dur. Şehir O'nun zamanında Sinop'a belli bir vergi ödüyordu. Onbinler Trabzon'da kendi dilini konuşan Sinop'a mensup Miletlileri buldular. Bir ay kadar Trabzon'a misafir kaldıktan sonra memleketlerine deniz yoluyla ulaşmak istediler. Ancak, Trabzonluların gemilerinin önemli bir kısmı seferde olduğu için ordunun yanlızca bir kısmının Trabzonluların yelkenleriyle denizden, diğer kısmının ise karadan yollarına devam ettiği kaydediliyor. ![]() ![]() HiperakTif Biriyim Biraz DeNGeSiZ Gibiyim |
|
#4
| ||||
| ||||
| Miletliler, Trabzon'dan Asya'nın göbeğine ve Ortadoğuya ulaşan ticaret yolları üzerinden akan alışveriş hareketlerinin bağlanıp çözüldüğü Trabzon'da çok büyük servetler elde etmişler ve merkezleri olan Sinop'u her sahada geride brakmışlardı. Trabzonluların yüzlerce parçalık gemileri gelen ve giden ticaret emtiasını Karadeniz'in her tarafına ve boğazları aşarak Ege kıyılarına taşıyordu. M. S. birinci yüzyılın ortalarına kadar, bazı sarsıntılarla birlikte devam eden bu serbest şehir dönemi Roma hakimiyeti takip etti. III. Devir: Roma Devri (50-395) Romalılar, diğer Yunan sömürgelerine yaptıkları gibi Trabzon'a da "Serbest Şehir" ünvanı ve imtiyazını bırakmışlardı. Trabzon Romalılar için doğuda bir üs ve iaşe merkezi halini almıştı. Karadeniz'deki Yunan sömürgelerinin merkezi olan Sinop, Roma döneminin başında önemini kaybetmişti. Trabzon ise giderek güç kazanmış ve Karadeniz'in en işlek iskelesi, en canlı ticaret merkezi haline gelmişti. Romalılar Trabzon'a konumundan dolayı özel önem veriyorlardı. Roma imparatoru Adrian M. S. birinci yüzyılda şimdiki Kalepark / Güzelhisar'ın denize doğru uzanan kayaların altını oydurarak bir liman yaptırmıştı. Osmanlı devrine kadar işe yarar halde kalmış olan bu liman sonraları kumla dolmuş ve kullanılmaz hale gelmiştir. ![]() ![]() HiperakTif Biriyim Biraz DeNGeSiZ Gibiyim |
|
#5
| ||||
| ||||
| Latince Bella Castron limanı olarak anılan bu liman, Avrupa-Asya ve Ortadoğu ticaretinde çok önemli bir yere sahipti. İçten veya denizden gelen transit emtia deve ve gemilerden, limanın tam üstündeki etrafı surla çevrili olan ve zamanına göre umumi mağaza mahiyetinde olan bu antrepoya boşaltılır, içeriye veya taşraya gidecek olan emtia dahi oradan yüklenirdi. Burası Avrupa'dan Asya'nın ortalarına kadar ulaşan tarihi ipek yolunun deniz ucundaki basamağında kurulan bugünkü manasıyla bir serbest bölge idi. Trabzon'un asıl şehirden bir buçuk iki kilometre doğuda bulunan bu transit limandan başka dahili ticarete mahsus bir limanı daha vardı. Bu ikinci liman şehrin denize paralel giden kale duvarının önünde ve bugünkü moloz mevkiinde idi. Doğu taraftan şehir surlarının denize uzatılmış bir kolu ve bir kulesi tarafından korunan Moloz Limanı son yıllara kadar ayakta kalabilmiş, ancak sahil yolunun açılmasıyla birlikte kalıntılarının önemli bir kısmı yok olmuştur. Bundan sonra Trabzon ve Doğu Karadeniz Bizanslılar ile Müslümanlar arasında el değiştirdi. 733 yılında Müslümanlar bölgede yeniden hakim olmuşlarsa da bu durum uzun sürmedi ve Trabzon 739 yılında Bizanslılar tarafından geri alındı. Ancak şehir surların dışında Müslümanların hakimiyeti uzun yıllar devam etti. ![]() ![]() HiperakTif Biriyim Biraz DeNGeSiZ Gibiyim |
|
#6
| ||||
| ||||
| Bizanslılar devrinde Trabzon Irak'ın da iskelesi idi. Abbasiler ilk devirlerde İstanbul'dan Müslümanlara satılmak üzere ticaret eşyasının gönderildiği başlıca liman Trabzon'du. O zamanlarda Trabzon'da daimi sürette oturan Müslüman tacirler vardı. Karadeniz'e Araplarca "Bahr-i Tirabizanda" denilmesi de Trabzon'un o dönemdeki önemini göstermektedir. Türkler Trabzon'da Malüm olduğu üzere XI. yüzyılda Müslüman Türkler Anadolu üzerine akınlara başladılar. 1048 yılında İbrahim Yınal, Hasankale zaferini kazandıktan sonra Türkmenler Trabzon'a kadar ilerlediler. Ancak kendilerinden önce Trabzon'u ele geçirmeye çalışan Müslüman Araplar gibi surlar ile çevrili Trabzon'u ele geçirmeleri zor olmuş ve düzenli Bizans ordusu karşısında geri çekilmek zorunda kalmışlardı. 1071 Malazgirt zaferinden sonra ise Anadolu kapıları Müslüman Türklere kesin olarak açıldığında Trabzon ve civarının Türkleşmesi ve Müslümanlaşması hızlanmıştı. Selçuklular 400 yıl boyunca Trabzon'u birçok kez kuşatmışlardı. Şehir bu kuşatmalardan güçlü surları Bizans desteği ve doğal yapısının sağladığı topografik imkanlarıyla kurtarılabilmiştir. ![]() ![]() HiperakTif Biriyim Biraz DeNGeSiZ Gibiyim |
|
#7
| ||||
| ||||
| IV. Devir: Komnenoslar Devri (1204-1461) Bu devir Trabzon'un ticaretçe en parlak devirlerinden biri olmuştur. Ceneviz ve Venediklerin bütün doğuda ve bilhassa Karadeniz'deki ticari faaliyet ve rekabetlerinde Trabzon önemli bir mevkie sahip olmuştu. Venediklilerden önce Cenevizliler Trabzon imparatoru ile bir ticaret anlaşması yaparak Trabzon'da serbest ticaret yapmak imtiyazını almışlardı. Daha sonra Venedikliler ile de aynı şartlarla bir anlaşma imzalanarak ticari müesseseler açmalarına izin verilmiş ve 225 adımlık bir arsa üzerinde kendilerine ait kilise, ambar gibi çeşitli binalar yapmalarına müsaade edilmişti. O günkü Trabzon'un ticari hayatını Alman tarihçi Fallmerayer şöyle anlatır: "İran'dan hatta Irak'ın kum çöllerini aşarak buraya doğru kafileler gelir ve bütün beşeri ihtisas Trabzon'da temerküz ederdi. Trabzon imparatorluğu bir transit merkezi, bir baş karargah ve dünya ticaretinin bir noktası idi. "Bağdat ve Kahire'nin sırmalı kumaşları, Hindistan ve Sina'nın inci ve mücevheratı, Megrelistan'ın (Gürcistan'da) bal ve keteni, Floransa'nın erguvani kumaşları, Almanya'nın porselen ve çelik mamulatı; sanayiye ait bütün ürünler her taraftan Trabzon çarşısını doldururdu." ![]() ![]() HiperakTif Biriyim Biraz DeNGeSiZ Gibiyim |
|
#8
| ||||
| ||||
| Bu dönemde Trabzon'a yönelik Türk akınları giderek yoğunlaştı. Trabzon imparatorları bu akınları savuşturmak için kızlarını civardaki Türk beyleriyle evlendirerek akrabalık kurmaya başladılar. Aynı zamanda bazı beyliklere vergi de ödüyorlardı. XV. Yüzyıl başlarında Anadolu'yu istila eden Timur, Trabzon'u zaptetmiş ise de ülkesine katmayıp, oğlu Halil Mirza'nın yönetiminde vergiye ve haraca bağlamıştı. Yıkılışa doğru giden Trabzon Devleti'nde bir saltanat mücadelesi başlamıştı. Çevresi Osmanlı Devleti ile sarılan Trabzon, sembolik bir devlet durumuna düşmüştü. II.Murat zamanında Trabzon, karadan ve denizden kuşatılmış ise de, denizde fırtına çıkması yüzünden kale alınamamış, ancak esir ve ganimet alınarak dönülmüştü. Trabzon'un Fethi 29 Mayıs 1453 de İstanbul'un fethinden sonra Fatih, Trabzon'un vermekte olduğu vergiyi 2000 duka altına çıkarmıştı. Erdebilli Safeviye tarikatı şeyhlerinden Şeyh Cüneyd 1456 yılında ordusuyla Trabzon üzerine yürüdü, İmparatorluk ordusunu yenerek şehri kuşattı. Bunun üzerine Fatih, Trabzon'un Şeyh Cüneyd'in eline düşmemesi için Amasya Valisi Hızır Bey'i Trabzon üzerine gönderdi. Durumu öğrenen Şeyh Cüneyd kuşatmayı kaldırarak çekildi. Hızır Bey Trabzon'u kuşatarak Meydan-ı Şarkî'de (Şimdki Belediye Meydanı) karargahını kurdu. Fakat Trabzon'u savunmaktan korkan kral Kalo İannes vergi vermeyi kabul etmişti. Fatih Sultan Mehmed'i Trabzon üzerine yönelten birtakım siyasi, idari, ekonomik ve tarihi sebepler vardır. Bunların içinde en önemlisi, Bizans'ın bir nevi kalıntısı durumundaki Trabzon Rum Devleti'nin fethi gerçekleşmedikçe, İstanbul'un fethinin yarım görülmesiydi. Bu arada Trabzon Devleti'nin Osmanlı Devleti aleyhinde Venedik Cumhuriyeti, İran, Gürcistan Devletleri, İsfendiyar Oğulları ve Karaman Oğulları ile ittifaklar kurması, hısımlıkları bahane ederek Akkoyunluların Anadolu'ya göz dikmeleri ve Osmanlı topraklarına saldırmaları karşısında Fatih, Trabzon'un fethine kesin olarak karar vermişti. 1460'da Uzun Hasan, Fatih'in huzuruna elçiler göndererek hısımlık kurduğu Trabzon Rum Devletinden alınan vergileri geri istemiş, bunun üzerine de Fatih elçilere "Haydi siz gidin gelecek sene ben kendim gelir mahallinde vergimi öderim" diyerek tasavvurunu açıkça ortaya koymuştu. Sefer için Osmanlı kara ordusu 23 Mart 1461'de Edirne'den hareket etti. Mahmut Paşa komutasında 150 parçadan oluşan donanma da Karadeniz'e açılmıştı. Fatih'in komutasında Üsküdar'dan Anadolu'ya geçen ordunun nereye gittiğini kimse bilmiyordu. Bu ilerleyiş sırasında Amasra, İsfendiyaroğulları Beyliği, Kastamonu ve Sinop fethedilerek Sivas üzerinden Erzincan ovasına inildi ve yassıçemen'de karargah kuruldu. Bu arada seferin İran üzerine olduğu düşüncesiyle korku ve telaşa kapılan Uzun Hasan adına harekete geçen Çemişkezek Beyi Hasan'ın başkanlığında bir elçi heyeti Fatih'in çadırında kabul edildi. Heyet içinde Uzun Hasan'ın annesi Sâra hatunda vardı. Karşılıklı görüşmelerden sonra, heyete seferin İran üzerine olmadığına teminat verdikten sonra, elçilik heyetinin bir kısmı ve Sâra Hatun alıkonularak, Osmanlı ordusu yönünü Trabzon üzerine çevirdi. Osmanlı ordusu çok zor şartlar altında Erzincan ile Trabzon arasını 25-30, bazı kaynaklara göre 40 günde aşabilmiştir. Çekilen zorluklar karşısında Fatih'i bu seferden alıkoyabilmek için Sâra Hatun'un : "-Hey oğul Trabzon'a bunca zahmet nedendir? Trabzon nedir ki, ondan ötürü şehsuvar'ı Saltanat piyade olup pürdap ola?" Dediğinde, Padişah hışımla: "-Hey ana bu zahmet din yolundadır. Kim ahirette Allah hazretlerine varıcak inayet ola derim. Zira bizim elimizde İslam kılıcı vardır. Eğer bu zahmeti ihtiyar etmesek bize Gazi demek yalan olur." dediğini tarihler kaydeder. ![]() ![]() HiperakTif Biriyim Biraz DeNGeSiZ Gibiyim |
|
#9
| ||||
| ||||
| Trabzon kuşatması 40 gün sürdü. En şiddetli savaşlar Zağnos köprüsü civarında oldu. Şehzade Mahmut Paşa yanında bulunan Rumca katibi İmparator David'e göndererek kayıtsız ve şartsız teslim olmasını yoksa cenk yasasının uygulanacağını söyledi. David, hiçbir ümidin kalmadığını görünce Mahmut Paşa'nın akrabalarından teyzesinin oğlu başmabeinci Yorgi Amuriki vasıtasıyla anlaşarak şehri ve kaleyi teslim etti. Bir yandan görüşmeler yapılırken bir yandan da çetin vuruşmalar sürüp gidiyordu. Türk Bayrağı'nın Zağnos burcuna dikildiği anda, Trabzon Devleti'nin teslim haberide Fatih'e ulaşmıştı. Trabzon'un fethi tarih bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu fetihle Bizans'ın son kalıntısıda Anadolu'dan temizlenmiş ve bu coğrafyada tek otorite altında toplanma gerçekleşmiştir. Ayrıca, Trabzon'un fethi ile Karadeniz'in bir Türk gölü haline gelmesi projesi için en önemli adım atılmıştır. Hepsinden önemlisi 26 Ekim 1461 günü Trabzon Devleti tarihe karışırken, Bizans'ı diriltme hülyası temelinden yok edilmiştir. Fatih Sultan Mehmet ilk iş olarak fetih geleneğine uyup Ortahisar'da Meryemana Altınbaş Kilisesi'ni "Ortahisar Camii" adı ile Müslümanların ibadetine tahsis etmiştir. Daha sonra Sen Ojen Kilisesi'de camiye çevrilerek ilk Cuma namazını burada kılmış ve adına da "Yenicuma camii" denilmiştir. Bu camilerin her ikiside halen ibadete açıktır. Trabzon'un idaresi Gelibolu valisi Kazım beye verilip bir kısım asker, silah ve mühimmat bırakıldıktan sonra ordu sahil yolunu takip ederek geri döndü. Fetihten sonra Trabzon'un yerli ahalisinin ileri gelenleri imparator David ile İstanbul'a geri götürülmüş, bir kısmıda kendiliğinden ayrılmıştır. Bu yüzden şehirde pek az nüfus kalmıştır. Kalan nüfus ile Eksotha (Hızırbey), Boztepe, Aşağı Yenicuma, Tuzluçeşme, Çömlekçi semtleri de iskan ettirilerek, kale içindi Hıristiyan bırakılmamıştır. Boşalan evler sipahi takımına yeniçerililere, maiyet ağalarına ve mülhakattan gelen Türklere tahsis edilmiştir. Bu arada feth edilen diğer şehirlerde olduğu gibi Trabzon'da da "Cizye-i Şerriye ve Rusumi örfiye" vergisi konmuştur. Trabzon ve civarındaki toprakların tahribi ve tımarlara bölünerek sipahilere verilmesi gibi konularda Sancak beyi Kazım bey aldığı emri yerine getirerek Trabzon topraklarını Osmanlı idaresi altında yeniden organize etmiştir. Fetihten sonra Fatih Sultan Mehmet'in yörede genel bir sayım yaptırmış olduğu biliniyorsa da, buna ait belgeler elde olmadığından ancak 1486 yılında II.Beyazıt'ın sayımları ölçü alınmaktadır. Trabzon hakkında bilgi veren en eski tahrir defterleri, başbakanlık arşivinde "Maliyeden Müdevver Defter No:28" başlığı altında bulunmaktadır. Tarihsiz olan bu defter ilk olarak 1954 yılında Ömer Lütfü Barkan tarafından kullanılmıştır. Bufassal adlandırılan türde olan 1486 tahrir defterinde Trabzon; Akçaabat, Görele, Tirebolu, Giresun, Laz, Maçka, Torul, Sürmene, Of, Rize, Atina (Pazar) tımarları ile tımar sahiplerinin listeleri verildikten sonra, başta Trabzon şehrinde oturanların ayrıntılı bir listesi de bulunmaktadır. Tahrir defterinde şehrin halkı, mahalle ya da cemaat başlıkları altında dini guruplar olarak bölündükten sonra şehirdeki her aile reisinin de adı verilmektedir. ![]() HiperakTif Biriyim Biraz DeNGeSiZ Gibiyim |
|
#10
| ||||
| ||||
| Fetihten sonra, mevcut müslüman nüfusuna ait olarak iskan edilen ve geldikleri yörelere göre ad alan müslüman cemaat grupları şunlardı: 1- Cemaat-i Niksar 7 hane 10- Cemaat-i Sanusak 5 hane 2- Cemaat-i Ladik 7 hane 11- Cemaat-i Amasya 31 hane 3- Cemaat-i Bafra 16 hane 12- Cemaat-i Osmancık 10 hane 4- Cemaat-i İskilip 10 hane 13- Cemaat-i Çorum 15 hane 5- Cemaat-i Gümüş 7 hane 14- Cemaat-i Merzifon 18 hane 6- Cemaat-i Tokat 25 hane 15- Cemaat-i Nefsi Samsun 12 hane 7- Cemaat-i Porhal (Turhal) 4 hane 16- Cemaat-i Zile 3 hane 8- Cemaat-i Göncanik(Gölköy) 8 hane 17- Cemaat-i Satılmış Canik 1 hane 9- Cemaat-i Kavala 3 hane 18- Cemaat-i Karakadi 10 hane Bu Müslüman cemaatların sayısı 202 haneden ibaret olup, 1486 yılındaki Müslüman nüfusunun %78,3'ünü oluşturuyordu. Fetihten sonra Anadolu eyaletine (Beylerbeyliğine) bağlı bir sancak olan Trabzon'un imar edilip, Müslüman Türk nüfusu ile iskan edilmesine özel ilgi gösterildi. H.867-1462 de Ortahisar'da Fatih Medresesi açıldı. Özellikle 1462-1465 yılları arasında Trabzon'un fetih sonrasında ikinci valisi olan Hızır Bey, onarım işlerine hız verdi. 1470 yılında Şehzâde Bayezit'in oğlu Şehzâde Abdullah'ın Vali olarak Trabzon'a gelmesiyle, Şehzâde şehri olan Trabzon önem kazandı. İkinci Beyazıt döneminde en önemli olay, Şehzade Yavuz (Yavuz Sultan Selim)'un Trabzon Valisi olmasıydı. 1489-1512 yılları arasında Trabzon bir başkent gibi öne çıkmış, Yavuz'un 23 sene süren Valiliği döneminde imar edilmiş, askeri ve ticari yönden canlılık kazanmıştır. Yavuz Sultan Selim, 1514'de Çaldıran Seferine çıktığı dönemde ordunun ikmal işleri Trabzon'dan yürütülmüştür. Çaldıran Seferi dönüşünde Bayburt'un Kığı Kalesi ile birlikte fethedilmesi (15 Ekim 1514) Padişahı memnun etmiş, buraları fetheden Trabzon Valisi Bıyıklı Mehmet Paşa serhat muhafazası ile görevlendirilmişti. Böylece Trabzon yeni bir idari yapılanma içinde yer aldı. Bıyıklı Mehmet Paşaya Erzincan-Bayburt eyaleti verilerek (4 Ramazan 920-23 Ekim 1514) Rûm-i Kadim Beylerbeyliği sancaklarından olan Canik ile Şarkî Karahisar ve müstakil idare edilmekte olan Trabzon, ayrıca o sıralarda zaptedilen Kığı, ayrı birer sancak olan Bayburt-Erzincan Eyaletine ilave edilmişti. Yavuz Sultan Selim'in Trabzon Valiliği zamanında annesi Ayşe Gülbahar Sultanın hatırasına yaptırılan türbenin yanına Cami, Medrese, Mekteb, Darül Kurra, İmaret ve hamamdan oluşan bir külliye yapılmış, tesis edilen külliyenin yaşaması için de büyük vakıflar tahsis edilerek sürekliliği ve kalıcılığı sağlanmıştır. 27 Nisan 1495 Pazartesi günü Trabzon'da doğan, çocukluğunu ve gençlik yıllarının ilk yıllarını Trabzon'da geçiren ve bir Trabzon'lu olarak babası Yavuz Sultan Selim'in üzerine 1520 yılında 26 yaşında Padişah olan Kanuni Sultan Süleyman döneminde Trabzon, yine ön plana çıkmıştır. Trabzon, Yavuz Sultan Selim'e şehzâde sancaklığı yaparken, 1515'de Bayburt Erzurum Beylerbeyliğine tabi sancak durumuna getirilmiş, kısa bir dönemden sonra Kanuni'nin ilk yıllarında Bayburt-Erzincan Beylerbeyliği lağvedilerek yeni bir yapılanmaya gidilmiştir. Buna göre Trabzon 5 liva'dan oluşan müstakil bir eyalet haline gelmiştir. ![]() HiperakTif Biriyim Biraz DeNGeSiZ Gibiyim |