Tarih icinde Sadece Allah’a borçluyum! (fatih sultan mehmet) konusu , Sadece Allah’a borçluyum! Osmanlı Devleti’nin yedinci hükümdarı olan Fâtih Sultan Mehmed, 1432’de Edirne’de doğdu. 19 yaşında tahta çıktı. 54 gün süren bir kuşatmadan sonra 29 Mayıs 1453’ de İstanbul’u fethetti. ...
![]() |
|
#1
| ||||
| ||||
| Sadece Allah’a borçluyum! (fatih sultan mehmet) Sadece Allah’a borçluyum! Osmanlı Devleti’nin yedinci hükümdarı olan Fâtih Sultan Mehmed, 1432’de Edirne’de doğdu. 19 yaşında tahta çıktı. 54 gün süren bir kuşatmadan sonra 29 Mayıs 1453’ de İstanbul’u fethetti. Otlukbeli savaşında Uzun Hasan’ı mağlup ederek Karaman Oğullarını ortadan kaldırarak Konya - Karaman bölgesini, Trabzon Rum krallığını fethederek Doğu Karadeniz’i Osmanlı topraklarına kattı. Mora, Sırbistan, Bosna, Arnavutluk ve Eflâk’ı aldı. Dünya hakimiyetini kendisine gaye edinmiş kudretli bir asker, geniş görüşlü bir kültür adamıydı. Arapça ve Farsça’nın dışında, Rumca ve Slavca’da bilirdi. Şiir ve edebiyata vakıftı. Çeşitli ilimleri tahsil için, âlimleri kendisine hoca tayin eder, onlardan her gün ders alırdı. Hıristiyanlığı ve Garp kültürünü de öğrenmeye çalıştı. Bundan 524 yıl önce 5. Mayıs 1481’de Roma’yı fetih planları içindeyken, Gebze yakınlarında vefat etti. *** Fâtih Sultan Mehmed, İstanbul’a girdiği Cuma günü ertesinde, Bizans’ın veziri Notaras’ın sarayına gitti. Notaras, yerlere kadar eğilerek hazinesini Fâtih’e arz edince, Sultan sordu: “Bunu niçin şehrin savunması için harcamadınız?” “Sizin için sakladım efendim!” Fâtih dalkavukluğu sevmezdi, canı sıkıldı. Notaras’a dönerek: “Bu şehri ve hazinelerini bana veren kimdir?” Durumu kavrayan vezir: “Allah!” dedi. “Öyle ise Allah’a borçluyum, sana değil!” Tabiî kusur bulamazsın! Cumhuriyet döneminin ünlü hattatlarından Hamit Aytaç, Diyarbakır’da doğdu. 1908’de İstanbul’a gelen Aytaç, babasının vefatı üzerine, kaydolduğu Sanâyi-i Nefîse mektebini bitiremedi. Kıymetli hattat, harf devriminden sonra uzun bir süre, hüsn ü hat mesleğini bırakarak, matbaacılık yapmak zorunda kaldı. Eyüp Sultan Camii’nin kubbe yazıları, Ankara Kocatepe Camii’nin mihrap üstü ve ana kubbe göbeği yazıları, İstanbul’daki Şişli ve Söğütlüçeşme camilerinin yazıları, onun celi yazıdaki deha ve kudretini gösterir. Özellikle Şişli Camii kapısı üzerindeki celi-sülüs oymalı istifi dünyaca ünlüdür. Önemli eserlerinden biri de satırlarında “ Allah “ lafızlarını alt alta getirerek yazdığı Kur’an’ı Kerim’dir. Değerli hattat Hamid Aytaç, bundan 23 sene önce 19 Mayıs 1982’de vefat etti. *** Hâmid bey, İslâm Peygamberi’nin harici ve ahlaki vasıflarını anlatan ve ‘ hilye - i nebevî’ ( hilye - i saadet ) olarak adlandırılan levhalardan da bir hayli yazmıştır. Ta’lik hattı ile yazılmış iki hilyesinden birinin aslını, 1956’dan itibaren Dervişzâde Hasan Fehmi ( Enata ) Koleksiyonu’nda görür ve bakmaya doyamazdım. Birkaç yıl sonra tanıştığımız zaman, sık sık seyrettiğim bu ta’lik hilyenin lupla büyüterek bakmakla bile bir kusurunun görülmediğini, mükemmeliyetine hayran kaldığımı Üstad’a söyledim. Çok keyiflendi ve, “Yâhu, ben onun tashihini büyüteçle iki buçuk yılda bitirdim, tabii kusur bulamazsın!” dedi. ( M. Uğur Derman ) Anlaşılan, ince tashih kalemtıraşıyla ve sabırla bu şaheseri ortaya çıkarmıştı. ( İsmail Yazıcı / Hattat Hamid Aytaç Kitabı’ndan derlenip kısaltılmıştır.) Evlilik aceleye gelmez! Ünlü edebiyat tarihçisi İbnülemin Mahmud Kemal, 1870’de İstanbul’da doğdu. Divan-ı Hümayun büyükelçiliği de yaptı. Son döneminde, ‘Tarih ve İslâm Eserleri Müzesi’ müdürü olarak hizmet verdi. Bir çok dergi ve gazeteye araştırma yazıları yazdı. Biyografi ve monografi türlerinde, yaşadığı dönemin en verimli araştırmacılarındandır. “ Son Asır Türk Şiirleri “ ve “ Osmanlı Devrinde Son Sadrazamlar “ önemli eserleri arasındadır. Bundan 48 yıl önce, 24 Mayıs 1957’de vefat etti. *** Evliliğe niyeti olmayanların hazır bir gerekçesi vardır: “Henüz erken” Bunu 20 -25 yaşlarında bir delikanlı söylese hadi neyse de, ama yaşını başını almış kimselerin telaffuz etmesi size de biraz garip gelmez mi? İşte müzmin bekârlardan İbnülemin Mahmud Kemal’i de 70 yaşlarını sürdüğü demlerde, dostları sıkıştırırlar: “Üstad! Artık sizi evlendirelim.“ derler. Üstadın cevabı aynen şöyledir: “Durun bakalım, evlilik ciddi bir müessesedir. Aceleye gelmez!” Peynir tulumundaki fare! Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde yetişen büyük devlet adamı, hukukçu ve tarihçi Ahmet Cevdet Paşa 1823’de Lofça’da doğdu. 1774 - 1826 devresi Osmanlı tarihini yazmakla görevlendirildi. Bu arada zamanın siyasi olaylarını anlatan ‘Tezâkir-i Cevdet ‘i de kaleme aldı. Anadolu kazaskerliği ve Halep valiliklerinde de bulunan Paşa, Adliye, Evkaf ve Maarif Nazırlığı da yaptı. En önemli çalışması, hanefî fıkhına dayalı bir kanun kitabı olan ‘Mecelle’ yi hazırlamasıdır. Bundan 110 yıl önce, 26 Mayıs 1895’de vefat etti. *** Ahmet Cevdet Paşa, ‘Tarih-i Cevdet’ i hazırlamakla görevlendirilince, yetkililere büyük bir kütüphaneye ihtiyaç duyduğunu belirtti. Bunun üzerine Şeyhülislâm Arif Hikmet bey, özel kütüphanesini tarihçimizin hizmetine sunarak, anahtarını da kendisine teslim etti. Ahmet Cevdet Paşa, bu büyük iltifattan duyduğu heyecanı şöyle dile getirdi: “Kendimi peynir tulumunun içine düşmüş bir fare gibi görüyorum! “ Cehalete binen alçalır Dört halifenin üçüncüsü Hazreti Osman bin Affan (r.a. ), 574’te Mekke’de doğdu. İslâmı ilk kabul edenlerdendir. Ticaret yapardı, bu yolla büyük bir kazanç sağladı ve İslamın gelişmesini malî yönden destekledi. Peygamberimizin kızı Rukiyye ile evlendi. Mekke’de müslümanlara baskı artınca Habeşistan’a hicret edenlerin arasında yer aldı. 644’ de halifeliğe getirildi. Döneminde İslam orduları Anadolu’nun içlerine kadar ilerlediler. Bir donanma İstanbul önlerine kadar geldi. Halifeliğinin 5. yılından sonra ülkede karışıklıklar çıktı. Bir isyan sonucu, 17 Haziran 656’da, 82 yaşında asiler tarafından şehit edildi. *** Hz.Osman zinnureyn ( r.a. ) buyurdu: “Âriflerin kalbi korku ile, dili hamd ve sena ile, gözleri haya ve ağlamak ile, iradesi terk ve rıza ile beraberdir. Yani dünyanın günahlı taraflarını terk ederek Mevlâ’sını arzu etmektedir. “ “Cehalet öyle bir binektir ki, üzerine binen alçalır; arkadaşlık eden yolunu kaybeder.“ “Edep döküntüleri, altın döküntülerinden hayırlıdır.“ Toprağıma göz dikmesin! Büyük Osmanlı denizcisi, Kaptan-ı Deryâ Kılıç Ali Paşa 1507’de doğdu. Aslı İtalyan’dır. Papazlık öğrenimi yapmak üzere Napoli’ye giderken müslüman denizcilere esir düştü. Bir süre sonra İslâm diniyle şereflendi, Uluç Ali adını aldı ve esaretten kurtuldu. Daha sonra Turgut Reis’in maiyetine katılan Uluç Ali, zekası, çalışkanlığı ve cesaretiyle kısa sürede yükseldi ve az zamanda donanmanın namlı kaptanları arasına girdi. Bir çok sefere katılan Uluç, 1565’de Trablusgarp beylerbeyliğine tayin edildi. Tunus’u fethetti, Endülüs müslümanlarının yardımına koştu. 1571’de Cezayir beylerbeyliğine yükseltilen Uluç’un lakabı Kılıç’a çevrildi. Paşa, İstanbul tersanesini genişletti, donanmanın gemilerini büyüttü, gemilerde bir çok teknik yenilik yaptı. Bundan 418 yıl önce, 25 Haziran 1587’de vefat eden Paşa, Tophane’deki türbesinde gömülüdür. *** Kılıç Ali Paşa, devrin padişahı Üçüncü Sultan Murad’a başvurarak, Tophane’de bir cami yaptırmak istediğini söyledi. Padişah da lâtife olarak şöyle buyurdu: “Kendisi deryâ kaptanı değil mi? Camisini deryâya yaptırsın. Ne diye benim toprağıma gözünü dikiyor!” Bunun üzerine, daha önce deniz olan, Tophane’deki Kılıç Ali Paşa Camii’nin bulunduğu alan dolduruldu ve bu muhteşem mabet bu yere inşa edildi. Kaynak Sozola Can Alpgüvenç ![]() بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِي بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ Türkce sev Türkce düsün Türkce yasa Türkce öL Cünkü Dünya Sana Hayran senTÜRKSÜN GÖSTER gücünü ÜRKSÜN ..VATAN SEVERLER BİRLİĞİ .. Bu mesaj en son " 01-09-2005 " tarihinde saat 04:21 PM itibariyle turkbeyi tarafından düzenlenmiştir.... |