Arkasokak Logo






Forum Arkasokak > KÜLTÜR & SANAT & EĞİTİM > Tarih » İstanbul'un Kuruluşu

İstanbul'un Kuruluşu

Tarih icinde İstanbul'un Kuruluşu konusu , İ.Ö. 7 yüzyılda Bizans adlı birinin önderliğinde gelen Megare muhacirlerinin yerleşmeleriyle kurulmuştur. Bizans kenti daha küçük bir kent görünümünü sürdürürken, 283-305 yılları arasında yaşamış olan Diocletianus İmparatorluğun başkentini Doğu'ya taşımayı ...


Cevap
  #1  
Eski 19-05-2006, 07:05 PM
Banned
 
Giriş: Mar 2006
Mesaj: 931
The Godfather is a glorious beacon of lightThe Godfather is a glorious beacon of lightThe Godfather is a glorious beacon of lightThe Godfather is a glorious beacon of lightThe Godfather is a glorious beacon of lightThe Godfather is a glorious beacon of light
İstanbul'un Kuruluşu

İ.Ö. 7 yüzyılda Bizans adlı birinin önderliğinde gelen Megare muhacirlerinin yerleşmeleriyle kurulmuştur. Bizans kenti daha küçük bir kent görünümünü sürdürürken, 283-305 yılları arasında yaşamış olan Diocletianus İmparatorluğun başkentini Doğu'ya taşımayı düşünmüştü, ancak gerçekleştirememişti.

Roma İmparatorluğu 4 yüzyılın başında dışarıdan barbar saldırılara uğrarken içeride dağılmaya başlayan köleci düzenin ve özgür çiftçilerin başlattıkları devrimci bir dalga ile karşılaşmıştı. Bu, imparatorları daha gelişmiş yönetim sistemlerinin yanı sıra ikametleri için de daha güvenli yerler seçmeye zorluyordu. Başkent Roma, ekonomik sıkıntılarında etkisiyle başkent olma özelliğini iyice yitirmişti.

Roma İmparatorluğu'nu Doğu ve Batı olarak ikiye ayıran Dioclatianus'un komutanlarından Constantius'un oğluydu Constantinus. Annesi ise gerçek haçı bulduğu için "azize" olarak nitelendirilen Helen'dir. Paganist olan Constantius, ayaklanmaları oğlu ile bastırdıktan sonra 306'da ölünce oğlu Constantinus'u Batı Roma İmparatoru ilan etmiştir. Ancak egemenliğini perçinleyebilmesi için Roma'da imparatorluğunu ilan eden Maxentius'u yenmesi gerekti. Bir söylentiye göre ordusuyla Roma üzerine yürürken bir öğlen gökyüzünde parlayan ve üzerinde "Bununla kazan" yazılı bir haç gördü. Bu düşten sonra haçı askerlerinin kalkanlarına işletti. Maxentius'un ordusuyla Roma yakınlarındaki Milvian köprüsünde karşılaşan Constantinus büyük bir zafer kazanarak 312'de Batı Roma'nın tek hakimi oldu. 313'te Licinius ile bir araya gelerek Hıristiyanlara tapınma özgürlüğü veren Milano Fermanı'nı kabul etti.

Ancak Constantinus'un Hıristiyanlara yasal statü sağlaması Romalıların hiç hoşuna gitmemişti. İmparator Contantinus 326'dan sonra Doğu'ya çekildi ve Roma'ya bir daha geri dönmedi. Constantinus'un Doğu Roma İmparatoru Licinius ile 324'de savaşmasından önce Roma İmparatorluğunun başkenti olan Bizantion, bu galibiyetten sonra tek imparator olan Constantinus tarafından da başkent olarak tercih edildi. Ve adı değiştirildi. Bu tercihin başlıca sebeplerini şöyle sıralayabiliriz.

a- Doğu'nun kimi Roma yöneticileri üzerindeki çekici etkisi. İmparatorluğun merkezini Doğu'ya taşıma isteği, Jül Sezar'dan başlayarak görülür. Doğu'nun bu çekiciliğinin sebebini ise şöyle açıklayabiliriz: Roma'nın zenginliği savaşlarla, işgallerle ele geçirilen taşra eyaletlerinin sömürülmesine dayanıyordu. Doğu eyaletlerinin imparatorluğa bağlanmasıyla illerin işgaller sona erecek, iller sömürülemeyecek ve dolayısıyla ekonomik ağırlık merkezi bu kentlere dönecekti. Doğu'nun ekonomik üstünlüğü böylece, başkentin taşınmasıyla onaylanmış, yerleştirilmiş oldu.

b- Kentin üç yanı denizlerle çevriliydi. Ayrıca karadan da güçlü surlarla korunuyordu. Düşmanların yaklaşması olanaksızdı.

c- Contantinopolis Avrupa ile Asya arasındaki üstün jeopolitik konumu nedeniyle iki kıta arasında bir aracıydı. Bu konuda Auguste Baully "Bizans Tarihi" isimli kitabında ticaretin önemini "... bütün Akdeniz sitelerini ticaret gemileri yüklerini boşaltıyorlar ve Constantinopolis'ten ipekli, tahıl, baharat, fildişi sanat eserleri, kıymetli madenler alıyorlar... "şeklinde anlatırken Ayla Ödekan "Kentlerin Kraliçesi Constantinopolis" isimli makalesinde "kentin, bu yüzyılda ticaretle ilişkisinin zayıf olması, seçimin ticaret olanakları düşünülerek yapılmadığını kanıtlamaktadır. Nitekim I. Contantinus'un bayındırlık programına liman yapımı alınmamıştır" demesi bir çelişkiyi yaratıyor. Ancak yine de kentin jeopolitik önemi göz önünde tutulmalıdır.



Kentin tüm bu özellikleri sonucunda bir de gelişebilir kentsel özelliğini yitirmez nitelikte olduğu ortaya çıktı ve nitekim tahminler sonuçsuz kalmadı. Constantinus yeni başkentin kurulmasının "Tanrının emri" olduğunu söylüyordu. Başkentin ilanından sonra artık sıra her konuda yapılanmaya gelmişti. Nüfusun ve yapıların hızla artığı yeni başkentte çok sayıda mimara, ustaya ve işçiye gereksinim vardı. Mimar bulmak zordu. Kölelerin kent dışına çıkmalarına izin verilmiyordu ve yapı malzemesi her zaman azdı. Ancak imparator Constantinus Batı Roma'nın imparatoru iken çok sayıda yapı inşa ettirmişti.



Constantinus, yeni başkentine, çoğunluğu Balkanlar'dan olmak üzere çok sayıda insan yerleştirmişti. Kentin nüfusu sürekli artmış ve 5. yüzyılda Constantinopolis 300 bin kişilik nüfusu ile Roma'dan daha kalabalık olmuştu. Bu nüfusu beslemek zordu. Constantinus döneminde Mısır, Suriye ve Anadolu'dan ithal edilen buğday, yağ ve şarap halka ücretsiz olarak dağıtılıyordu. Temel gıda buğdaydı. Constantinopolis artık bir Yunan kentinin devamı olmaktan çıkmıştı. O kadar büyümüştü ki doğal ardülkesi onu beslemeye yetmedi.

Kuruluş aşamasında kentte Yakındoğu'nun Helenistik-Roma kentlerinde varolan gelişmiş bir endüstri yoktu. Fakat bir başkent olarak çekiciliği ve kalabalık nüfusu, kenti büyük bir pazara dönüştürmüştü. Constantinus'un kenti "gelişebilirliği" nedeniyle tercih etmesi bir tahminden öteye gidip gerçekleşmişti.



Constantinopolis bir Helenistik kentti. Kentin yapısında Doğu'lu ve Helenistik öğeler bir aradaydı. Din, felsefe ve Yunan dili gibi. Ayrıca Constantinopolis Patrikliği bütün Trakya, Pontus ve Asya piskoposluklarını içine almıştır. Din adamları vergi vermemişlerdir. Kilisenin sonsuz bağış alma hakkı vardı. Kilise yetkililerini yerel yönetimde kullanma bir imparatorluk politikasıydı. Elde edilen verilen çerçevesinde Constantinus'un çizdiği kent topografyası hakkında bir yorum yapacak olursak; kent planının bugünkü Cibali, Fatih, Altımermer ve Etyemez'i de içine alan çapı 2.5 kilometrelik bir çember yayını kapsadığını söyleyebiliriz.Yeni kentin iskan faaliyetleri gün geçmeden başlatılmalıydı. Ayrıca yeni kentte çözülmesi gereken iki sorun vardı. Kentin insanlara, işlevsel ve simgesel olarak da anıtlara ihtiyacı vardı.

Constantinus Roma'nın bütün görkemini yeni başkente taşımak istiyordu. Benimsenmeyen "Nea Roma-Yeni Roma" ismi bu isteğin bir göstergesidir. Öyle bir şehir olmalıydı ki, görkemiyle Roma'yı geride bıraksın. Hatta bir efsaneye göre bizzat tanrı Sezar'a görünüp ona başkentin yerini göstermiştir.

Constantinopolis 11 Mayıs 330'da resmi törenlerle kurulmuş ve bu olay her yıl aynı tarihte Encainia şenlikleriyle kutlanmıştır. İmparatorluğun bütün ileri gelenleri kenti donatmaya çağırmıştı. İmparatorluğun her köşesinden kente heykeller ve başka sanat yapıtları getirilmişti. Hatta Roma, İskenderiye, Efes, Antakya ve

Atina'yı soyup soğana çevirmişlerdir.Kentin resmen açılışından sonra anıtsal yapıların inşa edilmeye başlandığı dönemde imparatorun en büyük sorunu kente yerleşenlere konut sağlamaktı.

Alınan bazı önlemler şunlardır:

* İnşaat yapanları vergiden muaf tutma.

* Kendi evlerini yapanlara bedava ekmek verme.

* Anadolu'da mülkü olanlara, Constantinopolis'te ev yapmayı zorlama.

* Soylulara konut yapmalarında hazineden yardım sağlama.
Alıntı Yaparak Cevapla
  #2  
Eski 23-05-2006, 02:21 PM
Müdavim
 
Giriş: Mar 2006
Mesaj: 147
sûz-ı dil is a jewel in the roughsûz-ı dil is a jewel in the roughsûz-ı dil is a jewel in the roughsûz-ı dil is a jewel in the rough
bunlar da lazım tabi ama istanbulu istanbul yapan osmanlılardır.bizanstan harabe olarak aldıkları istanbulu dünyanın en güzel şehri yapmışlardır.
Alıntı Yaparak Cevapla
  #3  
Eski 23-05-2006, 08:50 PM
Catalyurek kullanıcısının avatarı
Arkasokaklı
 
Giriş: Jan 2006
Konum: Ebenin yanı!
Mesaj: 1.648
Catalyurek has a reputation beyond reputeCatalyurek has a reputation beyond reputeCatalyurek has a reputation beyond reputeCatalyurek has a reputation beyond reputeCatalyurek has a reputation beyond reputeCatalyurek has a reputation beyond reputeCatalyurek has a reputation beyond reputeCatalyurek has a reputation beyond reputeCatalyurek has a reputation beyond reputeCatalyurek has a reputation beyond reputeCatalyurek has a reputation beyond repute
osmanlının katkısı inkar edilemez tabii. ama istanbulu istanbul yapan osmanlılardr demek eksik olur. yanlış anlaşılmasın osmanlıyı kötülemiyorm. ama osmanlıdan önce de istanbul yine istanbuldu. osmanlı da tabii her bulduu boş yere cami dikerek istanbulu istanbul yapmıştır.
Alıntı Yaparak Cevapla
  #4  
Eski 25-05-2006, 08:28 PM
g_ö_z_d_e kullanıcısının avatarı
Asil Üye
 
Giriş: Sep 2005
Konum: izmir
Mesaj: 856
g_ö_z_d_e is a splendid one to beholdg_ö_z_d_e is a splendid one to beholdg_ö_z_d_e is a splendid one to beholdg_ö_z_d_e is a splendid one to beholdg_ö_z_d_e is a splendid one to beholdg_ö_z_d_e is a splendid one to beholdg_ö_z_d_e is a splendid one to beholdg_ö_z_d_e is a splendid one to behold
t-e-ş-e-k-k-ü-r-l-e-r
imza

hayaT maRs ett! üsteLik zaR tutaRaK yiNe ; beNse sıkıLdIm hep yeK aTmaKtaN kadERe !!!!
g_ö_z_d_e kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Alıntı Yaparak Cevapla
Cevap

Konu Araçları
Görünüm Modları



Saat 07:16 PM.


Copyright ©2005 - 2008 Arkasokak.Net
Tasarım: NoDRaC
Bize Ulaşın - Gizlilik İlkesi - En Üst
Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0