Arkasokak Logo






Forum Arkasokak > KÜLTÜR & SANAT & EĞİTİM > Tarih » Maximillian Olayı

Maximillian Olayı

Tarih icinde Maximillian Olayı konusu , Maximillian Olayı 1864, Mexico Avusturyalı bir arşidükün, Napolyon'un yeğenlerinden biri tarafından kumanda edilen bir Fransız ordusunun desteğiyle savaşa girip sonunda da Mek***a İmparatoru oluşu tarihin en tuhaf hikayelerinden biridir. 19. ...


  #1  
Eski 02-04-2006, 05:29 PM
Banned
 
Giriş: Mar 2006
Mesaj: 931
The Godfather is a glorious beacon of lightThe Godfather is a glorious beacon of lightThe Godfather is a glorious beacon of lightThe Godfather is a glorious beacon of lightThe Godfather is a glorious beacon of lightThe Godfather is a glorious beacon of light
Maximillian Olayı

Maximillian Olayı
1864, Mexico

Avusturyalı bir arşidükün, Napolyon'un yeğenlerinden biri tarafından kumanda edilen bir Fransız ordusunun desteğiyle savaşa girip sonunda da Mek***a İmparatoru oluşu tarihin en tuhaf hikayelerinden biridir.

19. yüzyılın başlarında İspanya'dan bağımsızlığını ilan ettiğinden beri, Mek***a halkının başından dert ek*** olmamıştı. Napolyon Savaşları'ndan sonra İspanya, Mek***a'da kontrolü ele geçirmek için ancak cılız bir girişimde bulundu. İç Savaş General Santa Anna başa geçene kadar sürdü.

General isyanı bastırdı ve ülkeyi birleştirdi. Ama 1850'lerde tekrar isyan çıktı. Juarez'in özgürlükçü cumhuriyetçi güçleri Mexico City'yi ele geçirdi ve Birleşik Devletler hükümeti tarafından da tanındı. İşte bu noktada Napolyon'un Fransız yeğeni ortaya çıktı.

Fransa'daki III. Napolyon hep ünlü atasının gölgesinde yaşamıştı. İmparatorluğun parlak günlerine geri dönmesi ile ilgili rüyalar görüyordu. Ama karısı Eugenie de Montijo İspanyol hanedanındandı. Böylece tamamen İspanyol kanı taşıyan Mek***a'nın eski aristokrat sınıfı Paris'e kaçıp aristokrat arkadaşlarına köylülerin isyanı sonucu her yerde tecavüz ve yağmalama olduğunu anlatıyordu.

Paris'teki sosyal yaşam tabii ki politik açıdan güçlü olan Eugenie'nin etrafında dönüyordu. Eugenie çok zor olsa da tüm dünyada hüküm sürmeye başlayan Anglo-Amerikan etkisine karşı Katolik gücünün yeniden diriltilmesi hayalleri kuruyordu. Mek***a'dan kaçan mültecilerin anlattığı hikayelerle Juarez ve adamlarının Katolik karşıtı olduğu hızla yayılıyordu ve zaten Juarez, Protestan Amerikalılardan yardım alıyordu.

Halk Amerika'nın Juarez'i bir kukla gibi kullanarak yönetimi ele geçireceğinden korkuyordu. Eğer durdurulmaz!arsa tüm iyi Katolikleri kılıçtan geçireceklerdi. İmparatoriçe, Napolyon'dan Mek***a'nın yardımına koşmasını istedi. Bu aynı zamanda imparator için Fransa'nın ihtişamını yeni dünyaya da göstermesi anlamına gelecekti.

Juarez devrimden sonra gelen ekonomik karışıklıktan dolayı dış borçları ödemeyi dondurduğunu söyleyince, Fransa, İspanya ve İngiltere Mek***a'ya karşı birleşti ve Vera Cruz'u ele geçirdi. Amerika o sırada kendi iç savaşıyla uğraşıyordu ve hiçbir müdahalede bulunmadı. İspanya ve İngiltere kısa süre sonra çekildi. Ama Fransa 1862'nin sonlarına kadar kaldı. Otuz bin kişilik bir Fransız keşif ordusu Vera Cruz'da karaya çıktı ve sonraki yıl Mexico City'yi ele geçirdi.

Sonra tuhaf bir şey oldu. Napolyon Amerika'ya tek başına gitmeye tırsmıştı. Konfederasyonun savaşı kazanmakta olduğu açıktı ancak her zaman savaşın tam tersine dönme ve bitme ihtimali de vardı. Dahası, Konfederasyon ve Birlik askerleri birleşip Mexico'ya saldırabilirlerdi. Aslında bu fikir gerçekten de hem Kuzey'de, hem de Güney'de gündeme getirilmişti.

Napolyon kendine destek olacak birilerini bulmalıydı. Eski İspanyol monarşisinin Avusturyalı Habsburglarla kan bağı vardı. Bu bağ yoluyla Napolyon büyük bir Katolik ittifakı kurdu. Bu yüzden İmparator Franz Josef'e (Birinci Dünya Savaşı'na kadar, elli yıl daha ülkesinin başında olacaktı) Mexico'yu beraber kurtarma teklifinde bulundu. Habsburgların İspanyollarla olan bağı da Mek***a'nın kurtarılması için yeterince güçlü bir bahaneydi.

Napolyon Franz Josef'in kardeşi Arşidük Maximillan'ın yeni dünyada kendine ait bir ülkede kral bile olabileceğini söyleyerek fikrini daha çekici hale getirdi. Belki bir gün büyük bir müttefik güçle Orta ve Güney Amerika'nın tümünü bile ele geçirebilirlerdi. Böyle bir birliğin gücüyle Anglo-Saksonlar ve Protestan Prusyalılar dize getirilebilirlerdi.

İmparatoriçe Eugenie, Mek***a'da devam eden barbarca olaylara tanık olmuş insanlar buldu. Zavallı kurbanlar, Fransa ve Avusturya güçleri tarafından desteklenecek Avusturyalı bir imparatorun Mek***a halkı tarafından sevinç gözyaşları içinde karşılanacağını söylüyordu. Mek***alılar başlarındaki yönetimi atıp Almanca konuşan ve ilgisiz birini istiyordu. Bu plana şöyle bir bakıldığında insan "Bu adamlar ne düşünüyormuş da böyle bir şeyi istemiş?" diyor.

Ama Franz Josef ve Maximillian anlaştı. Maximillian İspanyolcasını ilerletti, Yeni Dünya'ya ulaştı ve 10 Haziran 1864'te Mek***a İmparatoru ilan edildi.

Zavallı adam, gerçek bir imparator gibi iş göreceğini sanıyordu. Fakirlere yardım etmek, okullar, hastaneler inşa etmek için projeler hazırlattı. Tüm Mek***a'yı tek yönetim altında birleştirecekti.

Bu arada başkent dışında, Fransa-Avusturya orduları için savaş pek de iyi gitmiyordu. Ordunun çoğunluğu piyadeydi ve dağlarda gerillalara karşı üzerlerinde ağır silahlarla ve yün üniformalarla savaşmaya çalışıyordu. Maximillian'ın ordusu ellerinde toprak tutmaya çalışırken yüzlerce garnizonda sıkışıp kalmıştı ve bu garnizonların birbiriyle haberleşmesi çok zordu. Juarez yoğun piyade saldırısına karşı koyamıyordu ama yakayı da ele vermiyordu. Yine de imparator sadece Mexico City'yi yönetiyordu.

III. Napolyon'un Amerika üzerine kurduğu planlar Appomattox'da yapılmıştı. Konfederasyon güçlerinin teslim olmasından sadece birkaç hafta sonra General Sherman çoğu Virginia'dan toplanmış siyahlar olan elli bin askerle Teksas kıyılarına çıktı.

Sherman Maximillian'la dalga geçti ve savaşması için kışkırtıcı sözler söyledi. Ayrıca gizlemeye gerek duymadan Mek***alı isyancı askerleri eğitti, donanımlarını sağladı. Savaştan sonra ise bazı siyah askerler Mek***a güçlerine katıldı. Onların torunları hala Mek***a'da yaşıyorlar.

III. Napolyon sadece karada savaşla karşı karşıya kalmadı, Amerikan donanmasıyla da uğraşması gerekti. Sonunda havlu attı ve bunun sadece Mek***a'nın savaşı olduğu yolunda bir açıklama yaptı. 1867'de tüm Fransız askerler ve Avusturyalılar geri çekildi. Savaşta ya da hastalık yüzünden verilen kayıplar bütün keşif gücünün yarısını oluşturuyordu.

Maximillian ise kolay kolay bırakamadı Mek***a'yı. Çevresinde dönen entrikalara rağmen davasına dürüst bir şekilde inanıyordu. Ayrıca gururluydu da. Az sayıda Mek***alı onun yanında yer aldı, Maximillian da öteki aristokratlar gibi onları bırakıp gidemeyeceğini söyledi. Maximillian ailesini geri gönderdi ama kendisi son bir savunma için Mek***a'da kaldı. Yenilmesi uzun sürmedi, davası hemen görüldü ve ölüme mahkum edildi.

Napolyon, Eugenie ve Franz Josef olayı öylesine protesto etti ancak onlar Prusya'nın ani yükselişi sonucu çıkmak üzere olan sorunlarla meşguldü. 19 Haziran 1867'de sadece üç yıl dokuz günlük bir hükümdarlıktan sonra Mek***a'nın Avusturyalı imparatoru Maximillian, bir duvarın önünde kurşuna dizildi. Böylece komşusu Napolyon'un hiç güvenilir olmadığı anlaşılmış oldu.
Alıntı Yaparak Cevapla
Cevap

Konu Araçları
Görünüm Modları



Saat 09:35 PM.


Copyright ©2005 - 2008 Arkasokak.Net
Tasarım: NoDRaC
Bize Ulaşın - Gizlilik İlkesi - En Üst
Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0