Sinema icinde Küçük Kıyamet konusu , İstanbul’da ardarda yaşanan sarsıntılar, annesini depremde kaybeden Bilge üzerinde psikolojik rahatsızlıklar yaratmakta ve genç kadının ciddi travmalar yaşamasına neden olmaktadır. İki küçük çocuğu, eşi ve yeğenleriyle şehri terk ederek, olası ...
![]() |
|
| ||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||
| | |||||||||||||||||||
|
#1
By
king tuna
on
20-12-2006, 06:27 PM
|
| Taylan biraderler cuma günü gösterime girecek 'Küçük Kıyamet'te yaşanması muhtemel İstanbul depreminin insanlar üzerindeki psikolojik etkilerini anlatıyor. Malum İstanbul büyük bir depremi bekliyor. Çok fazla dillendirilmese de en ufak bir sarsıntı içimizdeki bu korkuları, kaygıları tetikliyor. Ama çoğumuz sanki hiç deprem olmayacak gibi davranma eğiliminde. Taylan biraderler (Durul-Yağmur) deprem konusunda silkinip kendimize gelmemiz için küçük bir iğne batırıyor bize cuma günü gösterime girecek 'Küçük Kıyamet'le. Başak Köklükaya, Cansel Elçin, Binnur Kaya, İlker Aksum, Bora Akkaş, Ece Ekşi, Serra Gürgünlü, Arda Seçilmiş, Berrin Arısoy ve Eli Mango'nun rol aldığı film İstanbul'da yaşanan depremin bir aile üzerindeki etkilerine odaklanıyor. İstanbul'da eşi Zeki, kızı Eda ve küçük bebeği Alp'le gayet iyi bir hayat süren Bilge, yeğenleri Didem ve Bora'yla tatile çıkma hazırlığı yaparken depreme yakalanır. Sağ salim depremden kurtulan aile doğruca soluğu Fethiye'de yeni kiraladıkları villada alırlar. Fakat deprem korkusu Fethiye'de bile onların peşini bırakmaz. Özellikle Bilge kâbuslar görmeye başlar. Annesini 17 Ağustos 1999 depreminde kaybetmesi de bu kâbusları tetikler. Ama aslında ailenin her ferdi evin içinde ve çevresinde birtakım tuhaf olayların olduğunun fark etmeye başlamıştır. Yüzleşmeye davet 'Okul'la korku gerilim furyasını başlatan Taylan biraderler Doğu Yücel'in senaristliği üstlendiği 'Küçük Kıyamet'te depremle ilgili hassasiyeti hep göz önünde bulundurarak seyirciye ulaşmaya çalışıyor. Daha önce 'O Şimdi Asker' ve 'Yazı Tura' filmlerinde yan hikâyelere konu olan deprem 'Küçük Kıyamet'in omurgasını oluşturuyor. Depremle ilgili kaygı yaşamamıza neden olan temel meseleye, ölüm korkusuna alttan alta vurgu yapılsa da Taylan biraderler, 17 Ağustos 1999 depremini yaşamış olan bizleri korkuyla, kaygıyla yaşamak yerine bu duygularla yüzleşmeye davet ediyor. Davranış Bilimleri Enstitüsü'nde uzman psikolog olarak çalışan İbrahim Eke'yle filmi izledik. 17 Ağustos depremi, Afyon depremi, 20 Kasım terör saldırıları gibi birçok felakat olayından sonra psikolojik travma yaşayan insanlarla yoğun biçimde çalışan İbrahim Eke, bu tür filmlerin olması gerektiğini belirtip, yönetmenlerin çok özenli davrandıklarını söylüyor. Taylan biraderlerin bu kadar bıçak sırtı bir konuda gösterilebilecek en fazla özeni gösterdiğini belirten İbrahim Eke "Bu da uzmanlardan destek aldıklarını gösteriyor. Filmin izleyici üzerinde özensizlikten kaynaklanan bir travma yaratacağını düşünmüyorum" diyor. Fakat Eke ne kadar özen gösterilirse gösterilsin bazı seyircilerin filmden olumsuz yönde etkileneceğini düşünüyor. Eke "Bu çok yüksek bir oran olmayabilir. Bu herkesin dışında gelişen bir durum. Çünkü o kişilerin benzer durumla ilgili kaygıları vardır. Yani İzmir'deki küçük bir deprem bile bu insanların kaygılarını, korkularını tetikler. Ama genel izleyiciyi rahatsız edici bir durum var mı derseniz rahatlıkla yok diyebilirim" diyor. Bilge'yi oynayan Başak Köklükaya'nın performansını bir uzman gözüyle değerlendiren İbrahim Eke "Gerçekten bu tür olaylar karşısında insanın yaşayabileceği düzeyde tepkiler gösteriyor. Gerçek olana yaklaşmaya çalışmış ve bu konuda oldukça başarılı olmuş" diyor. İbrahim Eke, "Bilimsel araştırmalar, doğal afetlerden sonra nüfusun yüzde 10'unun uzun süreli travma sonrası stres bozukluğunu yaşadığını gösteriyor" diyor ve İstanbul için bu oranın çok yüksek bir rakama, yaklaşık 1.5 milyon insana tekabül etteğini hatırlatıyor. Ama bu oranı artıran ve azaltan etkenlerin olduğunu da söylüyor. Sosyal ve psikolojik desteğin yerinde ve zamanında sağlanması halinde bu oranın yüzde 3'e düşeceğini belirten İbrahim Eke, bunun için hepimizin konuya duyarlı olması gerektiğinin altını çiziyor. |
|
#2
By
NoDRaC
on
24-12-2006, 12:43 PM
| |||||||||||||||||||
| güzel ve değişik bir filme benziyor anladığım kadarıyla dabbe gibi bir konusu var son zamanlarda Türk sinemasına birşeyler oluyor uzun bir durgunluktan sonra çok güzel işler cıkıyor ortaya gidişat güzel birde su mehmet ali erbil takımı silinse dahada iyi olucak.... | ||||||||||||||||||
|
#3
By
nero
on
25-12-2006, 09:24 PM
| |||||||||||||||||||
|
Alıntı:
NoDRaC tarafından gönderildi
güzel ve değişik bir filme benziyor anladığım kadarıyla dabbe gibi bir konusu var son zamanlarda Türk sinemasına birşeyler oluyor uzun bir durgunluktan sonra çok güzel işler cıkıyor ortaya gidişat güzel birde su mehmet ali erbil takımı silinse dahada iyi olucak.... doğru söze ne denir,aynen katılıyorum... | ||||||||||||||||||