Makaleler icinde “Reform süreci yerelleşmeli” konusu , “Reform süreci yerelleşmeli” Voyvoda Caddesi İktisat Toplantıları'na katılan Doç. Dr. İzak Atiyas, bugüne kadar Türkiye'deki reform sürecinde, Dünya Bankası, IMF ve Avrupa Birliği'nin önemli ölçüde itici güç rolü üstlendiğini ve ...
![]() |
|
#1
| ||||
| ||||
| “Reform süreci yerelleşmeli” “Reform süreci yerelleşmeli” Voyvoda Caddesi İktisat Toplantıları'na katılan Doç. Dr. İzak Atiyas, bugüne kadar Türkiye'deki reform sürecinde, Dünya Bankası, IMF ve Avrupa Birliği'nin önemli ölçüde itici güç rolü üstlendiğini ve artık bu rolün yerelleşmesi gerektiğini savundu. Kübra Varol az dönemi nedeniyle ara verilecek olan Osmanlı Bankası Müzesi Voyvoda Caddesi İktisat Tarihi toplantılarının bu sezondaki son toplantısı, "Küreselleşme ve Kamu Yönetimi Reformu" başlığı altında 1 Haziran'da yapıldı. Toplantıda, Sabancı Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. İzak Atiyas, kamu yönetimi reformlarını ele alan bir konuşma yaptı. Konuyu küreselleşme kapsamında ele alan Atiyas, kamu yönetimi reformunun ne anlama geldiği, Türkiye'de kamu yönetimindeki zaafları ve kamu yönetimi ile siyaset arasındaki ilişkilere odaklandı. Lisans derecesini 1982 yılında Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nden alan İzak Atiyas, doktorasını ise New York Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nde 1989 yılında tamamladı. 1988-1995 yılları arasında Dünya Bankası'nda Baş Ekonomist olarak çalışan Atiyas, Türkiye'ye döndükten sonra, 1998 yılına kadar Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nde Yardımcı Doçent olarak çalışmalarını sürdürdü. 1998 yılından beri Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi'nde görev yapan Doç. Dr. Atiyas, akademik çalışmalarına daha çok politik ekonomi alanında devam ediyor. Küreselleşme ve kamu yönetimi Son on-on beş yıldır hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde kamu reformunun yaygın bir şekilde tartışılmaya başlanmasının, küreselleşme olgusuyla yakından ilişkili olduğuna işaret eden Atiyas, globalleşmeyle birlikte bilginin yaygınlaştığını ve kamu yönetiminde "iyi örneklerin" daha görünür hale geldiğini söyledi. Devletin geleneksel örgütlenme ve iş görme biçiminin yetersiz bulunmaya başlanması ve daha üstün örgütlenme biçimlerinin mümkün olabileceğine ilişkin inancın yaygınlaşmasıyla birlikte, yetkin devlet nedir, nasıl olmalıdır sorularına cevap aranmaya başlandığını kaydeden Atiyas, küreselleşme-kamu yönetimi ilişkisindeki bir diğer önemli noktayı ise şöyle ifade etti: "İdeolojilerin de küreselleşmesiyle birlikte, kamu reformu politikalarının sınırlandığını ve dar bir çerçevede hareket etmek zorunda kaldığını görüyoruz. Bugün bu dar çerçeveyi neo-liberal düşünce ile birlikte, bu düşünce sisteminin politika uzantıları olan özelleştirme ve serbestleştirme oluşturuyor." İyi yönetişim ve iyi kamu yönetiminin, öncelikle iyi bir makroekonomik istikrar anlamını taşıdığını, bunun yanı sıra devletin piyasa ek***liklerine etkin bir biçimde müdahale etmesinin de genellikle etkin bir kamu politikasının gerekleri arasında değerlendirilebileceğini vurgulayan Atiyas, yetkin ve etkili bir kamu politikasından beklentileri şöyle dile getirdi: Savunma, yargı, eğitim, sağlık gibi hizmetlerin etkin bir biçimde sunulması, güvenliğin sağlanması ve toplumsal grupların arasındaki anlaşmazlıkların en az maliyetli bir biçimde çözülmesi, yetkin ve etkili bir kamu politikasından beklenir. Ancak Türkiye, bu yönetişim göstergelerinin hiçbirinde iyi bir performans sergileyemiyor." Kamu yönetiminde üç temel sorunla karşı karşıya bulunulduğunu savunan Doç. Dr. Atiyas,öncelikle devlet gücünün vatandaşların refahını yükseltecek bir biçimde nasıl kullanılacağı, ikinci olarak devlet gücünün kişisel çıkarlar için kullanılmasının nasıl önleneceği ve son olarak da devlet gücünü kullananların hesap verebilirliğinin nasıl sağlanacağıyla ilgili sorunların çözülmesi gerektiğinin altını çizdi. Hesap verebilirliğin önemli araçlarından biri olan bütçenin, Türkiye'de ne ölçüde iyi yönetişimin göstergesi olduğunu da değerlendiren Atiyas, düşüncelerini şöyle dile getirdi: "Bütçenin rolünü; makroekonomik istikrarı sağlamak, kamu kaynaklarını stratejik önceliklere göre yönlendirmek,kamu hizmetlerinin sunumunda etkinliği sağlama, hesap verebilirlik ve saydamlık olarak sıralayabiliriz. Fakat Türkiye'de bütçe kurumları yakın tarihe kadar bunların hiçbirini yerine getiremedi. Bütçede bütünlük ve saydamlık, gizli harcama ve borçlanmalarla ihlal edildi. Hayata geçirilemeyen projeler nedeniyle bütçe stratejik planlamanın aracı olarak kullanılamadığı gibi, tam aksine popülizmin finansmanının aracı haline geldi. Kamu yönetiminde önemli olan bir başka konu ise sistemde reform yapmanın son derece zor olması. Her değişiklik çabası, bazı yetkilerin devredilmesi veya kaybolması anlamına geldiği için, büyük bir dirençle karşılaşıyor."Egemen yönetişim modeli Türkiye'deki son yirmi-otuz yıldır popülist yönetişim modelinin egemen olduğunu kaydeden Atiyas, bu nedenle toplumsal gruplardan gelen talepler arasında makul bir denge sağlanamadığını ve siyasi gücün dar menfaatler için kullanıldığını belirtti. "Türkiye'nin devraldığı yönetişim mirası; geçmişte kamu kaynaklarının popülist amaçlar için seferber edildiği, atamalarda ve terfilerde liyakat ilkesinin zayıfladığı ve idarede yetki savaşlarının kaliteli kamu politikası üretme hedefinin önüne geçtiği verimsiz yapıyı günümüze taşıdı." diyen Atiyas, bu nedenle de 2002 yılında iş başına gelen Hükümet'in iş yapmayan, pahalı bir devlet devraldığını ifade etti. AKP'nin yoğun bir vatandaş desteği almasını bu duruma bağlayan Atiyas, yanıtı büyük önem taşıyan bir soru da sordu: "Vatandaş, sistemin bu şekilde dönmediğini yaşanan krizlerle fark etti. Bugün gelinen noktada kritik soru şu: Bu yaşananları ve çıkarılan dersi unutacak mıyız, unutmayacak mıyız?" Türkiye'deki reform süreci Türkiye'de devam eden reform süreciyle ilgili düşüncelerini de aktaran Doç. Dr. İzak Atiyas, bugüne kadar alınan yol ve son dönemdeki gelişmelerle ilgili olarak şunları söyledi: "Kamu maliyesindeki reformlar halen devam ediyor. Buna göre 2003 Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile kamu borçlanmasına sınırlar kondu, hükümetin parlamentoya dönemsel rapor verme zorunluluğu getirildi. Daha sonra Aralık 2003'te Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Yasası ile birlikte mali saydamlık, çok yıllı bütçeleme, stratejik planlama, performans denetimi, iç denetim mekanizmaları getirildi. Ancak son dönemde Torba Kanun tasarısıyla birlikte bütçe ile ilişkilendirmeksizin, "bütçe dışı ikraz" ve "tahkim" uygulamaların yeniden gündeme geldiğini görüyoruz. Bu durum, 'bütçe dışı harcamaların yolu açılmak mı isteniyor' sorusunu gündeme taşıyor." Kamu Yönetimi Temel Kanun Tasarısı'na da değinen Atiyas, bu kanunun çok önemli olduğunu, bu kanunla birlikte merkezi hükümetten yerel yönetimlere önemli ölçüde yetki devrinin gündeme geldiğini hatırlattı. Yargı, düzenleme, eğitim, sağlık, planlama gibi bazı kamu hizmetlerinin merkezi hükümette kaldığını, diğerlerinin il özel idareleri, belediyeler ve büyükşehir belediyeleri tarafından sunulacağını belirten Atiyas, kanunun Cumhurbaşkanı tarafından veto edildiğine de dikkat çekti. İl Özel İdareleri Kanunu'nun ise Anayasa mahkemesinde olduğunu kaydeden Atiyas, "Kamu reformu kapsamında bakanlıkların da stratejik plan hazırlamaları öngörülüyor, ancak bu konudaki çalışmalar çok yavaş ve sınırlı" dedi. Özerk Kurullar ve piyasa müdahaleleri Son yıllarda düzenleyici müdahaleler konusunda önemli ölçüde yol alındığını, bu kapsamda elektrik ve telekomünikasyon sektörlerinde özerk idari otoritelerin kurulduğunu ve kâğıt üzerinde yetkilerin bakanlıklardan bu otoritelere devredilmesinin sağlandığını hatırlatan Atiyas, "Her iki sektörde de serbestleştirmeye yönelik adımlar atılacağı belirtilmesine rağmen bu sektörlerde ciddi sorunlar devam ediyor. Telekomünikasyon sektörü halen rekabetçi bir yapıya kavuşmuş değil ve bunun önündeki en önemli engel, Türk Telekom'un hakim konumunun devam etmesi. Lisanslar verileli bir yıl oldu ama özelleştirme hedefi ile serbestleşme hedefi arasındaki çelişkiler ve Bakanlığın serbestleşmeyi yavaşlatıcı tutumu nedeniyle rekabet hâlâ oluşmuş değil" yorumunu yaptı. Yasa uyarınca, elektrik sektöründe de rekabetçi bir yapı öngörüldüğü halde, şu anda rekabetin çok sınırlı olduğunu savunan Atiyas, bunun için hem üretim hem de dağıtımda özelleştirme yapılması gerektiğini, ancak bu özelleştirmelerin önemli hukuki sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirtti. "Türkiye'deki özerk kurumlar yeterince saydam değil" diyen Atiyas, Telekomünikasyon Kurulu'nun birçok kararının yayınlanmadığına, kararların gerekçelerinin topluma ve piyasadaki oyunculara açıklanmamasının, saydamlıkta çok büyük bir ek***lik yarattığına işaret etti. Kurul atamalarının saydam olmadığını ve ataması yapılan kişilerin işe uygunluğu hakkında hiçbir tartışma yapılmadığını ifade eden Atiyas, konuşmasını şöyle tamamladı: "Kamu yönetimi veya yönetişim reformu zor bir süreç, her adımda yerleşmiş çıkarların direnci ile karşılaşmak mümkün. Şu anda Türkiye beş yıl önce hayal edilemeyecek kadar iyi bir noktaya geldi, ancak hala direnç var. Reform sürecindeki tek engel, çıkar çatışması değil. Bu süreçte çıkar çatışması olmadığı zaman bile direnç var. Bunun kaynağı da ideoloji ve güvensizlik. Oysa reform sürecinin saydamlaşması ve hesap verebilirlik son derece önemli. Bu sürece sivil toplum örgütlerinin ve üniversitelerin katılımı gerekiyor. Şimdiye kadar Türkiye'deki reform sürecinde Dünya Bankası, IMF ve Avrupa Birliği önemli ölçüde itici güç rolü üstlendiler, artık bu rolün yerelleşmesi lazım." ![]() Şarköylü Genç Fenerbahçeli benimkisi bir delililk hali Bu mesaj en son " 22-04-2006 " tarihinde saat 07:01 PM itibariyle keten tarafından düzenlenmiştir.... |