Arkasokak Logo






Forum Arkasokak > ARKASOKAK MEKAN > Güncel Konular » Ülkelerin PKK Terör Örgütü ile ilgili Yaklaşımları ve Desteği

Ülkelerin PKK Terör Örgütü ile ilgili Yaklaşımları ve Desteği

Güncel Konular icinde Ülkelerin PKK Terör Örgütü ile ilgili Yaklaşımları ve Desteği konusu , Günümüzde PKK’nın, faaliyetlerini ülkemiz sınırları dışına taşırdığı ve bu çabaları sonucunda çeşitli ülkelerde örgüt amaçları doğrultusunda imkanlar elde edebildiği bilinmektedir. Bu çerçevede ülkeler tasnife tabi tutulduğunda şöyle bir tablo ortaya ...


Cevap
  #1  
Eski 02-10-2007, 09:14 PM
paranoidsyndrome kullanıcısının avatarı
Müdavim
 
Giriş: Jul 2007
Mesaj: 97
paranoidsyndrome İtibar düzeyini kapadı
Dikkat Ülkelerin PKK Terör Örgütü ile ilgili Yaklaşımları ve Desteği

Günümüzde PKK’nın, faaliyetlerini ülkemiz sınırları dışına taşırdığı ve bu çabaları sonucunda çeşitli ülkelerde örgüt amaçları doğrultusunda imkanlar elde edebildiği bilinmektedir. Bu çerçevede ülkeler tasnife tabi tutulduğunda şöyle bir tablo ortaya çıkmaktadır.

PKK’yı destekleyen ülkeler arasında İran, Irak, Suriye, GKRY’DE ve Yunanistan, öncelikli konum arz etmektedir. Anılan ülkeler örgüte; barınma, eğitim imkanları, serbest dolaşım hakkı, para ve silah sağlama, illegal geçişlerde yardım, devlet imkanlarından kısmen yararlandırma gibi hususlarda destek sunmaktadır.

İran toprakları, bu ülkenin sağladığı destekler ve kolaylıklar çerçevesinde, PKK’nın ülkemize yönelik faaliyetleri açısından önemini korumaktadır. İran, PKKlı unsurlara, Devrim Muhafızları ve istihbarat kuruluşları vasıtasıyla destek sağlamaktadır.

Uyguladığı inkar politikasına rağmen PKK terör örgütüne verdiği desteği sürdüren İran, Suriye'nin Ekim 1998 öncesinde oynadığı rolü devralmış gözükmektedir. Bu bağlamda İran’ın, örgütü Türkiye’ye karşı koz olarak kullanma gayreti içinde olduğu gözlenmektedir.

Suriye'nin yaklaşımının ise tatmin edici olmaktan uzak olduğu, A. ÖCALAN'ın Suriye'den ayrılmasından sonra 20 Ekim 1998 tarihinde imzalanan "Adana Mutabakatı" sonrasında mutabakatın uygulanması hususunda yeterli ve samimi işbirliğinde bulunmadığı ve Türkiye’nin taleplerini geçiştirir bir tavır sergileyerek PKK'ya olan desteğini gizliliğe azami ölçüde riayet ederek sürdürdüğü görülmektedir.

Rusya Federasyonu (RF) ve Ermenistan’ın, örgütsel faaliyetler ile Yezidi Kürtlerden kadro yaratma çalışmalarına müsamaha ettikleri görülmektedir. RF'deki çalışmaların, geçmişte, Moskova'da, açılan ERNK Bağımsız Devletler Topluluğu Temsilciliği ile daha da hareketlendiği, çeşitli konferans ve toplantıların Duma Binası’nda yapılabildiği, 1999 yılında fesh edilmiş olan sözde "Sürgünde Kürt Parlamentosu (SKP)" nun III ncü toplantısının Moskova'da gerçekleştirildiği bilinen hususlardandır.

Sovyetlerdeki değişim ardından, silah, uyuşturucu, insan kaçakçılığı ve mafya faaliyetlerinin etkin bir şekilde sergilendiği Bulgaristan, Romanya gibi ülkeler, PKK’nın söz konusu organizasyonlar içerisindeki rolünü bilmekle birlikte, iç sorunları ve yönetim zafiyetleri neticesinde örgütün ülkelerindeki faaliyetlerine gerekli müdahalelerde bulunmamaktadırlar.

Avrupa ülkelerinin tamamı, görünüşte PKK’yı "terörist örgüt" olarak nitelendirmekte ise de örgüt sadece Almanya ve Fransa'da yasaklanmıştır. Ayrıca Avrupa ülkeleri, örgütün yan kuruluşları marifetiyle yürüttüğü faaliyetleri kültürel ve sosyal çalışmalar meyanında ele almakta, "İnsan Hakları" temelindeki bakış açıları ile her türlü etkinliğe izin vermekte, PKK yönetimi ile doğrudan veya dolaylı temasta bulunmaktadırlar. Bu ülkeler arasında Almanya'nın yanı sıra, Avusturya, İngiltere, İtalya, Fransa ve Yunanistan’ı saymak mümkündür.

Örgüt tarafından yurtdışında işlenen "siyasal çözüm", yurtiçinde dile getirilen ise "Demokratik Cumhuriyet" temaları yurtdışında yaygın bir şekilde kabul görmekte, bu türlü yaklaşımlar da PKKlı militanlar ile yan kuruluşlarının Avrupa'da daha rahat çalışmalarına yol açmaktadır.

Bu bağlamda, stratejisinin gereği olarak "Uluslararası Alanda Taraf Statüsü" elde edebilmek konusunu hedeflerinden birisi haline getiren örgüt, bu hedefine ulaşmak maksadıyla yürüteceği siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel faaliyetleri için; siyasi gelişim sürecini sekteye uğratabilecek riskleri bertaraf etmek üzere "İnsan hakları", "Demokrasi" gibi uluslararası platformda kabul görmüş normların arkasına gizlenme olanağı bulabileceği, değişik ülkelerde bulunan Kürt asıllı şahısların da desteğini alabileceği Avrupa alanını seçmiştir.

Bu arada, PKK terör örgütünün siyasal istekleri ile AB'ne giriş süreci içerisinde bulunan Türkiye’ye dikte ettirilmeye çalışılan Kopenhag Kriterleri normlarının çakıştığı bilinmektedir. Örgüt yönetimi tarafından, "İnsan hakları ile azınlıkların korunması ve hakları teminat altına alan kurumların istikrara kavuşturulması" maddesini de içeren Kopenhag Kriterlerinin Türkiye tarafından kabulü halinde;

· Değişik kültürlerin ülke içinde kendini ifade etmesine imkan tanımak zorunda kalınacağı, örgütlenme ve ifade özgürlüğünün gelişeceği, kendilerine tanınacak olan özgürlüklerle Kürt halkının güç haline gelebileceği, bu durumda şiddete başvurulmaya gerek kalmayacağı ifade edilmektedir.

· Bu nedenle örgüt üst yönetimi, Türkiye’nin AB'ne girişini desteklemekte ve sözde Kürt sorununun AB'nin sorunu haline getirilmesi halinde Türkiye’nin; idamın kaldırılması, toplumsal barışın sağlanması için genel af ilan edilmesi ve Kürt kimliğinin tanınması yönünde AB'nin baskısına maruz kalacağı değerlendirmesi yapmaktadır.

Diğer taraftan, Avrupa ülkelerinin ise;

"Kürt sorununun demokratik çözümü" çerçevesine oturtulmuş olan örgütteki değişimi, şiddetten uzak kendi normlarına uygun mücadele şekline dönüştürerek örgütün muhatap olarak kabul edilebileceği şartları yaratma gayreti içerisine girmiştir.

Kamuoyunun da desteğini alan Kürtçülük konusunu her dönemde yeni taleplerle gündeme getirerek, Türkiye’ye kendi menfaatleri doğrultusunda baskı aracı olarak kullanmaya devam ettikleri görülmektedir.

Buna paralel olarak, AB, Avrupa Parlamentosu, AGİT ve Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşlar, Türkiye’ye karşı uygulamalarında; sözde Kürt sorununu ve Kürtlerin kültürel haklarının tanınmasını dile getirmekte, Kopenhag Kriterleri, Helsinki Sonuç Belgesi ve AB'nin KOB kurallarının uygulanması yönünde baskı yaparak PKK terör örgütüne destek sağlamaktadırlar.

Öte yandan, ABD'nin de, resmi politikasında Irak’ın toprak bütünlüğünün korunmasından yana görünmesi ve PKK'ya uzak ve mesafeli davranmasına rağmen, K.Irak’ta, Washington Mutabakatı kapsamında bir federasyon kurulması yönündeki gayretlerinin yanısıra, Türkiye’nin doğusunda da HADEP’i muhatap alan faaliyetlerde bulunarak gelecekteki politikalar doğrultusunda bölgesel kimliği öne çıkarma gayreti içerisinde olduğu gözlenmektedir.

Yurtiçinde faaliyet gösteren yabancı misyon mensupları ile temasları

Yabancı misyon mensuplarının yerel seçimlerin akabinde 1999 yılının ikinci yarısından itibaren Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaptıkları ziyaretlerde artış olduğu gözlenmiştir.

Yabancı misyon mensuplarının, Güneydoğu Anadolu bölgesine yaptığı geziler kapsamında özellikle ABD Adana Konsolosu bayan Grena Holtz'un bölgeye yaptığı ziyaretleri dikkat çekici seviyede seyretmiştir.

Son bir yıllık dönemde yabancı misyon mensuplarının, başta iç ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri olacak şekilde Türkiye’yi ziyaretleri kapsamında,Ocak 1999 ayından Şubat 2001 tarihine kadar 500 kadar yabancı heyetin ülkemizi ziyaret ederek çeşitli temaslarda bulundukları belirlenmiştir.Bu ziyaretlerde yabancı misyon temsilcilerinin, HADEP'li belediye başkanları ile yaptıkları görüşmelerde genel olarak;

Kürtçe radyo, televizyon ve gazetelerinin olup olmadığı, HADEP'li olmalarından dolayı valilerle olan ilişkilerinin ne düzeyde olduğu seklinde sorular sordukları, ayrıca insan hakları, idam cezaları gibi konuları görüşmüşlerdir.

Bölgenin başkenti konumunda bulunan Diyarbakır’a büyük bir değer verdiklerini, ilde ekonomik ve sosyal yönden çok büyük gelişmelerin yaşandığını gördüklerini belirtmeleri dikkat çekmiştir. Bununla birlikte;

· ABD'li heyetlerin, mülki makamlar ve diğer kuruluşları ziyaret etmelerinin yanısıra HADEP'li belediyelerle de temas kurmuşlardır.

· Alman heyetlerinin, HADEP'li belediyelere ait projelere finans sağlamaya çalışmalarının yanısıra "Köye dönüş projesi" ile ilgili olarak Şırnak ve Hakkari'de faaliyetlerde bulunmuşlardır.

AB heyetlerinin, AB'ne uyum kapsamında Türkiye’deki gelişmeleri incelemek maskesi altında genelde Doğu ve Güneydoğu illerine ziyaretlerde bulunmuş, bu kapsamda; Hükümet tarafından HADEP'li belediyelere sağlanan desteğin durumu, OHAL'in kaldırılması, İnsan Hakları ve işkence uygulamaları gibi konular üzerinde durduğu görülmüştür.

Görüldüğü üzere, HADEP'li Belediyelerin kardeş belediye uygulamaları kapsamında yabancı kurum ve kuruluşlarla temasları ile yabancı misyon mensuplarının ziyaretleri dikkate alındığında;

· Sözde Kürt sorununun, Uluslararası platform gündeminde tutulmaya azami gayret gösterilerek Türkiye’ye baskı aracı olarak kullanılmaya çalışılmakta,

· Sözde Kürt sorununun siyasal ortam içerisinde çözüme kavuşturulmasını sağlayacak zeminin oluşturulmasına gayret edilmekte,

· PKK terör örgütü tarafından sözde Kürdistan olarak tanımlanan Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerine cografi anlamda olmasa da bölgesel bir kimlik, örgüt güdümündeki HADEP'e de bir misyon kazandırılmaya çalışılmaktadır.
imza

Somewhere I have heard this before
In a dream my memory has stored
As a defense I'm neutered and spayed
What the hell am I trying to say
vehea

_paranoidsYnDrom£_
paranoidsyndrome kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Alıntı Yaparak Cevapla
Cevap

Konu Araçları
Görünüm Modları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
TerÖr ÖrgÜtlerİnİn Fİnansal Kaynaklari !!! paranoidsyndrome Güncel Konular 1 03-10-2007 02:56 AM
Pkk-kadek Hakkinda Bİlgİ !!! paranoidsyndrome Güncel Konular 0 02-10-2007 09:08 PM
6. Sınıf Sınav Programı NoDRaC Eğitim & Öğretim 6 01-10-2007 09:42 PM


Saat 08:42 PM.


Copyright ©2005 - 2008 Arkasokak.Net
Tasarım: NoDRaC
Bize Ulaşın - Gizlilik İlkesi - En Üst
Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0