Fıkralar icinde erzurum fıkraları konusu , HE DİREM Erzurum'a bilgisayarın daha yeni yeni gelmeye başladığı zamanlara ait bir anıyı Erzurum Kültür Kurumu İlköğretim Okulu'ndan Mansır Bey anlatıyor. Bir işyerine bilgisayar ve stok programı satılır. Teknik servis ...
![]() |
|
#1
| ||||
| ||||
| HE DİREM Erzurum'a bilgisayarın daha yeni yeni gelmeye başladığı zamanlara ait bir anıyı Erzurum Kültür Kurumu İlköğretim Okulu'ndan Mansır Bey anlatıyor. Bir işyerine bilgisayar ve stok programı satılır. Teknik servis elemanı bilgisayarı işyerine kurduktan sonra stok programının kullanımı ile ilgili bilgi verir ve ayrılır. Aradan bir iki saat geçer, işyerinden telefon: "Kardeşim sizin anlattıgınız kimi yapirem fegat program düzgün çalışmiir." Teknik servis elemanı sorar: "Nasıl yapıyorsunuz?" "Senin anlattıgın kimi." "Hata ne?" "Yazdıgım bilgiler kaydetmeme ragmen saklanmiir." "İşlem basamaklarını tek tek anlatır mısınız?." "Tamam" diyor ve başlıyor anlatmaya... "Programı açirem. Malın adı bölümüne adını, adedi bölümüne adedini, birim fiyatını vb. yazirem. Hepsini yazdıhtan sonra senin anlattıgın kimi kayıt bölümüne basirem. Ekrana bir yazı geliir: Kaydetmek ister misiniz? E / H yazısı çıkir. Ben de diyirem Hee..." ------------------------------------- SAKO Bir kış gecesi Emin Hafizin kayınbiraderi çocuklarıyla gezmeye gelir. Gece uzundur, ikram izzet gerekir ama evde hiç bir şey yok! Emin Hafiz, karısına "sen misafirlerle ilgilen" der, hemen asılı olan kaynının "sako"sunu aldığı gibi en yakın kahvede onbeş liraya okutur. Et, meyve, çerez ne lazımsa alır gelir. Karısı da sevinçle pişirir, ikram eder. Yer içerler. Geç vakitte kalkmak isterler. Kayınbirader seslenir: - Baci hele sakomi getir biz gahah. Kadın arar ama sakoyu bulamayınca: - Ağabeg senin sakon var miydi? - Eşşeggızi, zehmeri güni caket gatına mi geldi, der. Birden herkesin jetonu düşer ve hep birden Emin Hafiz'e bakarlar. Emin Hafiz istifini bozmadan: -Gavatın oğli dolmalari üçer üçer yudanda eydi he mi! ------------------------------------- ASIL MARİFET Sark hizmetini yapmak üzere Erzurum'a atanmış bir memur, bir ikindi vakti Dere mahallesinde yüksekçe bir yere çıkmış, otlaktan dönen, evlere dağılan inek nahirini seyrediyordu. Yanında da mahalleden yaşlıca bir ihtiyar vardi. O sırada bir kaç kadin mayislari toplayip yogurmaya, yassiltip duvara yapistirmaya basladilar. Bunu merakla izleyen memur yanindaki yasli ihtiyara: Erzurum'da her tarafta tezek gördügünü bunlarin gübre olarak niye kullanilmadigini sorunca, yasli adam: -Beg, sen o tezegi ele çoh agzan alma, oni biz gisin yahirih. -Peki su kadnlarla nasıl yatıyorsunuz, hepsi bok kokar onların? -Asil merifet onnarnan yatmahda, sizin garilarnan herkes yatar! ------------------------------------- SUÇUMUZ NE Kİ! Tebriz kapısında aşağı inende, bir kamyon gelip yolun ortasında durmuş, şoför atlayıp taşı ön tekerleğinin önüne yerleştirmiş, trafik polisi yetişmiş: "Burada durulur mu?" "Aman ağabey, gurban olim, sahın teprenme, zor durmuşam, frenler dutmir!" "Frensiz araba olur mu, üstelik farlardan biri de kırık!" "Ağabeg, daş sıcradı, gırdı!" "Ver bakalım ruhsatla sehliyetini..." "Ne ruhsatı? Ağamın ehliyetini beraber gullanırih, ben de değil!" "Tu Allah belanı vermeye, ver 500 lira ceza defol!" "Dadaş" boynunu bükmüş: "Ayahlaran gurban olim ağabeg, aham 500 lira vermesine verem de, sucumuz ne oni anniyah!" --------------------- OKUDUKCA GUDURİR Hasankaleli Fevzi Emi, oturmuş arkadaşlarıyla cinler periler üzerine sohbet ediyor. Biri, gidip bir çarşafa bürünmüş; elini, kolunu sallaya sallaya geliyor. Fevzi Emi, hayaleti görünce Mehmet'e seslenmiş: "Ula Mehmet oku!" Mehmet, bildiği bütün duaları okumuş, nafile hayalet daha da hızlanarak üzerlerine geliyor... Fevzi Emi bağırmış: "Ula Mehmet ohuma, ohudukça kudurir!" --------------------------------------- POHH YEME BEGİRE Pasinlerin kurtuluşunda Belediye Baskanvekili Sabih Pasin heyecanlı bir nutuk çekiyor : -Ermeniler saldırdi, ahan bu ot yığınlarına kadar geldiler, biz saldıranda da ano çeşmenin yanından kaşdı cannarıni zor gulturdular. Nutku dinleyen ve o günleri yaşamış Behire nine itiraz eder: -Ola Sebih atma atma.. Sen ne annadirsan, sen o günleri gördün mü ki?” diye sorar. Buna sinirlenen Başkanvekili - Pohh yeme Begire, bu bir nutuktur! Ne söyler söylerem.! -------------------------- SAAT GIRH Çarşıda Erzurumlu bir kadın önden giden hamala bağırmış: "Hamal emi, hamal emi saat gaç?" Hamalın zaten canı sıkkın: "Saat gırk!" "Torpak başşan! Heç saat gırk ola!" O da kadının ağzının payını vermiş: "Heç hamalda saat ola!" -------------------- ZEÇİ HELE BİR DİNLE "12 Eylül" öncesi Karslılar ile Erzurumlular birbirlerine giriyor, Kars'a giden yolcu otobüslerini bile durduruyorlar... Durdurulan otobüslerden birinde bir delikanlı, Karslı akranını sorguya çekiyor, güya dinle ilgisini soruşturacak... "Hele Ayat-ül Kürsi'yi ohu baham gardaş!" Karslı: "Ağabey oni bülmürem, istersen gulhü'yü ohiyim!" "Haydi onu oki!" Karslı okumaya başlayınca, Erzurumlu dışarıda bekleyen birine seslenir: "Zeçi ağabey, hele bir dinle, bakah gulhü'yü doğru ohir mi?" Bu mesaj en son " 15-09-2006 " tarihinde saat 09:15 PM itibariyle GorKiparK tarafından düzenlenmiştir.... |
|
#2
| ||||
| ||||
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() süperler yaaa harikasın abliş..=)))) ![]() Üvey insanlık mı alın yazım... Aşkına doyamadım Karardı aydınlığım Üvey aşklarmıymış alın yazım |