Arkasokak Logo






Forum Arkasokak > KÜLTÜR & SANAT & EĞİTİM > Felsefe & Psikoloji » Sokrates Öncesi, Antik Felsefe

Sokrates Öncesi, Antik Felsefe

Felsefe & Psikoloji icinde Sokrates Öncesi, Antik Felsefe konusu , Felsefe deyince ilk akla gelen Yunanlı filozoflar. Niçin felsefe eski Yunanistan'da başlamış? Yunan coğrafyası antik dünyanın elverişli bir bölgesindeydi. Bilindiği gibi, Eski Yunanlılar denizci ve tüccar bir topluluktu. Mısır ile ...


Cevap
  #1  
Eski 18-05-2008, 01:56 PM
Frottce kullanıcısının avatarı
Editör
 
Giriş: Apr 2008
Konum: İstanbul
Mesaj: 748
Blog Başlıkları: 3
Frottce is a jewel in the roughFrottce is a jewel in the roughFrottce is a jewel in the rough
Karizma Sokrates Öncesi, Antik Felsefe

Felsefe deyince ilk akla gelen Yunanlı filozoflar. Niçin felsefe eski Yunanistan'da başlamış?

Yunan coğrafyası antik dünyanın elverişli bir bölgesindeydi. Bilindiği gibi, Eski Yunanlılar denizci ve tüccar bir topluluktu. Mısır ile Mezopotamya ve Doğu Akdeniz kıyıları ile ticari ilişkiler içindeydiler. Anadolu ve İtalya da koloniler kurmuşlardı.

Kent devletçikleri halinde yaşıyorlardı ve o günün dünyasına açıktılar. Belki bugünkü futbol kulüpleri temelinde gördüğümüz rekabet, o zaman "benim filozofum daha iyi" biçiminde kent devletçikleri arasında da vardı.

Düşüncelerini birbirlerine aktarabilecekleri Fenike alfabesinden bir yazı geliştirmişlerdi. Ancak daha kullanışlıydı. Sesli harfleri içeriyordu.

Daha önce felsefece düşünmeye kaynaklık eden bilgiler yok muydu?

Vardı. Eski Çin, Hint ve İran dillerinde ve mitoslarında(söylence); hem doğa hem de insan yaşamı konusunda derin felsefi düşünceler vardı.

Bu mitoslar felsefece düşünmekten çok din temelliydi. Oralarda, dinden bağımsız bir felsefi düşünce üretilememişti.
Kuşkusuz Yunan düşünürleri, bazı felsefi düşünceleri olduğu gibi, bazı bilgileri de doğudan ya da başka yerlerden aldıkları halde, farklı akıl yürütmeyle işlemiş, geliştirmiş ve düzenlemişlerdi.

Felsefenin ilk çağ tarihi M.Ö.VII.yy.dan M.S. V. yy.a kadar uzanıyor.
Bu başlangıç dönemine "Antik Felsefe Dönemi" deniyor.

İlk filozoflar bütün varlıkların temelinde bulunanı bulmaya çalıştılar.
Kısaca "somut" ele tutulur şeyler üzerin düşündüler daha çok.

Hemen hemen tüm kaynaklar felsefenin Thales'le başladığını belirtiyor. Sokrates öncesi çağın ve felsefe tarihinin ilk filozofları; Thales, Anaksimandros, ve Aneksimenes idi

İlk filozoflardan önce, evrenin ve tanrıların ortaya çıkışına ve ahlak konularına yönelmiş ozan düşünürler vardı.

Daha öncesinin mitosçu düşüncesi ile ilk filozoflar arasında düşünsel köprüyü bunlar kurdu. Az zaman değil 100-150 yıllık bir süreyi kapsadı bu geçiş.

Sözü edilen ozanların yapıtları;

-"theogonia" tanrıların doğuşu
-"kosmogonia" evrenin doğuşu adını taşır.


Görüldüğü gibi hala tam yanıtlanamamış konular. Ya da tam tersi kimileri için yanıtı iyi bilinen.

Bu ozanların en bilineni Hesiodos(M.Ö 700 yılları)
yapıtında tanrıları işe karıştırmadan şöyle demiş.

*Başlangıçta bir boşluk vardı :Khaos

*Bunun yanında Analar anası : Toprak

*Tanrı :Eros


Başlangıç için oldukça sade bir yaklaşım. "Toprak Ana" yı şimdi bile kullanılıyor.

Ahlaksal konulara değinen, özdeyişler, öğütler ve kurallar koyan Yunan Düşünürleri "7 Bilgeler" diye anılır.
Atina'lı Solon, Lindos'lu Kleobulos; İsparat'lı Khilon,Milet'li Thales; Lesbos'lu Pittakos; Priene'li Pias; Khorinthos'lu Periandros.

Filozoflar ilk olarak şeylerin birliğini arıyorlardı. Dünyayı meydana getiren “ana madde” nedir sorusunu sordular.

-Thales “Su” dedi.

Bu soruyu hafife almayın. Yanıtını da. Bu yeni bir düşünce tarzıydı. Bu bilimle büyüyü birbirinden ayırmak, Tanrıyı düşünmek zorunda olmadan, dünyayı düşünmeye cesaret etmekti.

-Anaksimendros “Apeiron” dedi. Yunanca “sınırı olmayan” anlamında.

Bir kavram üretmiş oldu. Evet somut cisimlerin; soyut, sınırsız ve sonsuz bir varlık kavramı ile açıklanması da ileriye doğru bir adımdı. Elle tutulan ve gözle görülenle açıklamak daha kolay. O ana maddenin sınırsız olduğunu düşünüyordu. Bu soyut, kavramsal açıklama, felsefi düşüncenin ilerlemesi yönünde ileri atılmış çok önemli bir adımdı.

Anaksimendros’un öğrencisi, Anaksimenes ana maddenin “hava” olduğunu ileri sürerek yeniden somut bir açıklama getirmeye çalıştı.

Onun katkısı “ruh” kavramını ortaya atmasıdır. Canlı, etkileyici, düzenleyici ve toparlayıcı bir ilke olarak “ruh” felsefe tarihinde hep gündemde olacaktır.

Anaksimenes, hem kendiyle özdeş kalıp, hem de çeşitli görünüşlere bürünerek, değişik biçimlerde O, belki de ilk defa “oluş” üzerinde duruyordu.

Farklı düşünenler de çıktı. Herakleitos. O evrende temel olan şeyin, varolanların kaynağında bulunan ve değişmeyen bir “töz” (Değişen durum ve niteliklere karşı kalıcı olan; bir başka şeyle ya da bir başka şeyde değil, kendi kendisiyle, kendi kendisinde var olan. Öznede değil, kendinde var olan. Bağımsızca kendi içinde var olan.) değil;

değişmenin

akışın

ve oluşun

kendisi olduğunu ileri sürdü.

Efes’li Herakleitos; evrenin sürekli bir oluş, değişme ve akış olduğunu söyleyen ve değişmenin karşıtlıklardan, yani birbiriyle çatışan gerçeklerden doğduğunu ileri süren ilk düşünürdür. Herakleitos, diyalektik düşüncenin ilk örneğini veriyordu.

Evrenin yasasını, Logos'u bilmek ve tanımak aklın ödevidir diyordu. Logos'u tanıyıp öğrenen kimsenin de doğadaki bu akıl yasasını kendi eylemine de ölçü alacağını, eylemine aklı kılavuz yapan kimsenin de "genel" e bağlanacağını söylüyordu. Herakleitos'un ahlak görüşü buydu.

Herakleitos "Aynı ırmakta iki kez yıkanamayız, bu arada akıp giden sular onu başka bir ırmak yapmıştır" diyordu.

Karşısında "aynı şey"in bulunduğunu sandığı durumlar olmuştur insanın. İşte bu sanının nedeni, değişmenin kuralsız değil de, belli bir düzene, belli bir ölçü ve yasaya göre olması yüzündendir diyor Herakleitos. Ve bu ölçüye, bu yasaya "LOGOS" diyor.

Kısaca, "evrende egemen olan yasadır, düzen ve akıldır" demek logos.

Oluş ve değişme felsefesine taban tabana zıt görüşleri Elea’lı bir grup filozof ortaya attı. Böylece felsefe dünyasında varlık konusunda sürüp gidecek tartışma da başlamış oldu.

Elea güney İtalya'da bir Yunan kenti.

Elea Okulu’nun ilk düşüncelerini Parmenides'in hocası Ksenophanes öne sürdü. Asıl kurucu Parmenides idi. Ksenephones’in düşüncesi basitti. “Tüm varlık, Bir’dir" diyordu

Onun tanrı anlayışı da eskilere uymuyordu. Tanrı tepeden tırnağa görünüş, duyuş ve anlayıştır. Hareket etmez ve bölünmez; her şeyi, yalnız düşünceyle yönetir.

Parmenides, “Varlık” görüşünü “Doğa Üstüne” adlı şiirde açıkladı.

Ksenophanes’in düşüncelerini geliştirdi. Onun varlığı katıksız ve yalındı: Değişen ve çokluk gösteren varlık anlayışı hayaldir; bir kuruntu ve aldanıştır. Asıl varlık, ne ortaya çıkan ne de yok olup giden bir şeydir.

O, buna “bir” ya da “bir olan” diyordu.

Demokritos’dan önce “varlık” konusundaki düşünüşe bir daha bakalım.

Herakleitos, evrenin ve varolanların temelinde değişme ve oluşum olduğunu söylemişti. Elea’lılar ise, tam karşıtını: Varlığın, değişmeyen, tek bir varlık olduğunu savunmuşlardı.

Daha sonraki düşünürler bu iki görüşü birleştirmeye çalıştılar.

Yeni soru şuydu:

“Temel varlık, değişme ve oluş haline nasıl geçiyor; ana madde ya da “töz” , çokluk ve farklılık haline nasıl dönüşüyor. Gerçekten zor soru o dönem için.

Sicilya’lı Empedokles’in yanıtı şu oldu: Ona göre değişmeyen 4 ana öğe vardı:

-Toprak, su, ateş ve hava. Evrendeki var olanların sonsuz çeşitliliği, bu temel öğelerin, şu veya bu ölçüde karışmasının sonucuydu.

O, doğa varlıklarını ve olaylarını, içten gelen canlı ve dinamik bir değişmeyle değil, mekanik bir değişmeyle açıklıyordu.

Akla hemen gelen soru şuydu: Peki bu maddeleri birleştiren ve ayıran güç neydi?

Bu güç iki yönlüydü. İtici ve birleştirici yönler. Bu yaklaşım basit görülebilir. Ancak dönemi içinde yine de farklı bir düşünceydi.

-Empodekles, maddeyi harekete geçiren gücü , ondan ayrı bir ilke olarak tasarlıyordu.

Şimdi Demokritos’a geçebiliriz. Abdera’da yetişmişti. Batı Trakya’da...

Dediğiniz gibi felsefesi “atomculuk” diye ün salmıştı.

-Öğretisine göre; geçek varlık belli bir zamanda ortaya çıkmamıştır; yok olamaz, değişikliğe uğramaz ve her zaman nasılsa öyle kalır.

-Temel Varlık, yani ana madde, sayıları sonsuz olan ve nitelik bakımından fark bulunmayan parçacıklardan meydana gelmiştir.

-Demokritos bu parçacıklara “bölünemeyen” anlamında “atom” dedi.

- Onun kavramını bugün de kullanıyoruz. Bölündüğünüz biliyoruz. Onu parçalayarak başımıza bir çok dert de açtık.

İlk filozoflar gördüğünüz gibi hep doğa üzerine düşünmüşler.

Bu aşamada “bilgili kişiler” ortaya çıkmaya başladı. Yunanca “Sofist”ler deniyordu. Bunlar kent kent gezerek parayla ders veriyorlardı; güzel konuşmayı (hitabet), mahkemelerde savunmayı, politik yaşamda başarılı olmayı öğretiyorlardı.

Demokrasinin yeni bir yönetim biçimi olarak ortaya çıktığı o zamanki dünyada “inandırma” çok önemliydi. Hoş bugünkü dünyada da bu önemli.

Onlara göre, herkesin kabul etmesi gereken doğrular yoktu; doğru dediğimiz şey tek tek insanlara göre değişen bir şeydi.

Doğa filozoflarının aksine, Sofistler, bilincin ve öznenin dış dünyaya değil; dış dünyanın, bilince ve özneye bağlı olduğunu söylediler.

Daha da ileri giderek; iyilik, kötülük, adalet, namus gibi değerlerin tek tek insanlara “göre” olduğunu, insandan insana ve toplumdan topluma değiştiğini savundular.

Ünlü sofistlerin görüşlerine bir bakalım;

En ünlüsü Protogoras’tı Şöyle diyordu: “İnsan her şeyin ölçüsüdür”

“Tanrılar üzerinde bilgi edinmede çaresizim; ne varoldukları, ne de varolmadıkları, ne de ne şekilde oldukları üzerine “bir şey söyleyemeyiz”

Biliyorsunuz Eski Yunan dini çok tanrılıydı.

Bir başka ünlü Sofist Gorgias da: Hiçbir şeyin varolmadığını; var olsa da bilinemeyeceğini; bilinse de, bu bilginin başkasına iletilemeyeceğini düşünüyordu.

Sofistlerin; ahlak, din hukuk gibi değerler alanındaki kuşkucu yaklaşımları gerçekten önemli.

Sofistlerin, her şeyi akıl süzgecinden geçirmesi ve kuşkulu yaklaşımları egemen sınıfları rahatsız etmedi değil...


Alıntıdır...
imza

Sen duyduklarına inanıyorsun.
Söylenmeyene inan, çünkü insanın sessizliği,
sözcüklerinden daha yakındır gerçeğe.

Bu mesaj en son " 18-09-2008 " tarihinde saat 10:27 PM itibariyle Frottce tarafından düzenlenmiştir....
Alıntı Yaparak Cevapla
Cevap

Etiketler
antik felsefe, felsefe, sofistler, sokrates, yunan

Konu Araçları
Görünüm Modları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Felsefe Nedir? Frottce Felsefe & Psikoloji 6 07-06-2008 01:47 PM
Keske Aday Olsalardı raki Güncel Konular 0 30-04-2007 02:07 PM


Saat 12:35 AM.


Copyright ©2005 - 2008 Arkasokak.Net
Tasarım: NoDRaC
Bize Ulaşın - Gizlilik İlkesi - En Üst
Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0