|
#1
| ||||
| ||||
![]() KUDUZ NASIL BULAŞIR? Bir enfeksiyon hastalığı olan kuduzun etkeni spesifik bir kontagiyöz (bulaşıcı) virüs; “rabdoviridae” ailesinden zarflı bir RNA virüsüdür. Kuduz enfeksiyonu , virüsün bulunduğu salya ile temas sonrasında gerçekleşir. Bu temas ısırma, sağlam olmayan derinin yalanması, mukozaların yalanması şeklinde gerçekleşebilir. Kendi patisini yalayan kedinin tırmalaması sonucu da kuduz bulaşabilir. Mağara gezen kişilerin, yarasaların aerosol şeklinde havaya saçtığı damlacıkları soluduğu ve böylece virüs kaptığı söylense de bu bilimsel olarak kanıtlanamamıştır. Aynı şekilde kuduz olduğu bilinmeyen kadavradan alınan korneanın transplantasyonu sonucu kuduz bulaştığı da kanıtlanamamış bir iddeadır. Hele içme suyuyla, cinsel yolla, solunum yoluyla, barsak solucanlarıyla bulaştığına dair hikayeler ise sadece tarih sayfalarında kalan birer söylentidir. Kuduz bir hayvanın ısırdığı hamile kadının karnındaki çocuğuna kuduz bulaşması mümkün değildir. Kuduzun tek ve kesin bulaşma yolu kuduz bir hayvanın ısırdığı açık yaradır. KUDUZUN BELİRTİLERİ Hastalıklı hayvan tarafından ısırıldıktan sonra kas dokusuna giren virüs, önce kas dokusu içinde çoğalır. Daha sonra periferik sinirler aracılığıyla merkezi sinir sistemine ve oradan hızal beyine ulaşır. Beyine yerleşip işgal eden virüsün artık yukarı hareketi tamamlanmış ve aşağı doğru hareketine başlar ve göz, tükürük bezleri, deri gibi organlara yerleşir. Burada önemli olan nokta, bu seyir esnasında çok az antijen salınması, antikor oluşmamamsı ve adeta virüsün kendisini saklamasıdır. Bu nedenle labaratuvar tanı yöntemleri klinik belirtiler tam ortaya çıkmadan (yani iş işten geçmeden) sonuç vermez. Kuduzda kuluçka süresi ortalama 10-60 gün arasında değişmekle birlikte, litaratürde bu sürenin 2 güne kadar indiği; bazen yıllara kadar uzadığı vakalar görülmüştür. Özellikle çocuklarda, baş, yüz gibi beyine yakın ya da sinir dokusunun yoğun olduğu bölgelerin ısırıldığı durumlarda ve mukozanın yalandığı hallerde kuluçka süresinin çok kısaldığı görülmüştür. Kuduz virüsü alan bir insanda ilk belirtiler, sanılanın aksine, genellikle kuduzu düşündürmeyen basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu şeklinde görülür. Hastalık tablosu tamamen oluşmadan bir iki gün önce ise, iyileşmesine rağmen ısırık yerinde kaşıntı, iğne batması hissi, sinir trasesi boyunca yayılan bir ağrı gibi belirtiler oluşur. Ayrıca kişilik değişiklikleri görülür. Hastalık oluştuktan sonra 3 temel formda seyredebilir. “Spastik form”da hidrofobi (su korkusu) ve aerofobinin oluştuğu kla***, spazmlarla karakterize kuduz seyri izlenir. “Demans form”da uç noktada aşırı uyarılma veya adeta delirme hali görülür. “Paralitik form”da kısmi felçler izlenir. Diğerlerine oranla daha uzun süren bu durumda şüpheli bir tanı yoksa, genellikle kuduz tanısı konamadan, nörolojik problemlerle uğraşılırken hasta kaybedilir. Kuduz hasatalığı bir kez oluştuktan sonra ölüm kaçınılmazdır. Önemli olan hastalık oluşmadan vücutta koruyucu antikor düzeyini oluşturmaktır. KUDUZ İNSAN VÜCUDUNU NASIL ELE GEÇİRİYOR?
KUDUZ BİR HAYVAN ISIRIRSA NE YAPMALI?
YALANCI KUDUZ (AUJESZKY)
BÜTÜN CANLILAR KUDUZ TAŞIYICISI OLABİLİRLERMİ?
KUDUZ ÜZERİNE ÇALIŞMALAR ![]() 1760 Yılında Mead ve Morgani adlı doktorlar, ilk olarak kuduzun tüm klinik tespitlerini yaparak bir tasvir çizdiler. 1770Van Stvitten, ilk olarak kuduzun insandaki paralitik özelliklerini tespit etti. 1804 Zinke, bir kuduz köpeğin salyasını sağlam bir köpeğin yarasına sürerek 9 gün sonra kuduzun meydana geldiğini tespit etti. 1879 Galtier tavşanların juduza karşı çok duyarlı olduğunu tespit etti. Bundan sonraki kuduz araştırmalarında tavşanlar kullanılmaya başlandı. 1881 Galtier, kuduz bir hayvanın salyasını bir koçun kanına enjekte etti. Sonuçta koç kuduz olmadı; koçun kuduza karşı bağışıklık kazandığı ortaya çıktı, ancak köpek salyası çok miktarda olmadığı ve steril olmadığından aşı için yeterli olmadı. 1882 Pasteur ve çalışma arkadaşları, Chamberlin ve Roux kuduz virüsünün en çok merkezi sinir sisteminde saf olarak bulunduğunu tespit ettiler. 1883 Pasteur, Kopenhag’daki tıp kongresinde kuduzla ilgili deneylerini ve bağışıklık teorisini açıkladı. 1885 Pasteur, ilk olarak bir insan üzerinde kuduz aşısını denedi. Ondört yerinden ısırılmış bir kişiyi aşıladı. Pasteur doktor olmadığından aşıları Grancher adlı bir doktor yaptı. İki ay sonra ısırılmasının üzerinden altı gün geçmiş bir çoban çocuk aşılandı, aşı aradan gecen uzun süreye rağmen başarıya ulaştı. 1886 Bir yıl içinde aşıyla tedavi görenlerin sayısı 2490’a ulaştı. Bu arada ısırıldıktan 34 gün sonra tedaviye getirilen bir kız çocuğu tedaviye rağmen öldü. Yine aynı yıl tedaviye getirilen 19 hastadan 3’ü öldü ve bu olay Pausteur’a karşı olanların sayısını arttırdı. 1887 Napoli, Varşova, Samara, Buenos Aires, İstanbul, Harkov, Pauda, Palermo, Moskova, Vilnada, Tiflis’te Pasteur’un yönetiminde kuduz aşısı üretim merkezleri açıldı. 1903 Dr. Negri, beyin hücrelerinde toplanan cisimcikleri buldu ve kendi adını verdi. 1962 Kuduz virüsü ilk kez görüntülendi. ![]() ![]() Sedece Şeytan'ın vesveselerini duyuyorsanız - delisiniz. Sedece Tanrı'nın ayetlerini duyuyorsanız - peygambersiniz. Ama her ikisinin sohbetini bir müddet dinliyor, Sonra da kalkıp bir reçelli ponçik yiyorsanız, muhtemelen aklı başında bir insansınız... Bu mesaj en son " 29-04-2006 " tarihinde saat 12:19 AM itibariyle SiaL tarafından düzenlenmiştir.... |
|
#2
| ||||
| ||||
| ya benim köpeğimi sokak köpekleri ıssırdı ama bişe olmadı allah'tan paylaşım için saol |
|
#3
| ||||
| ||||
| paylaşım için tşkler ![]() Yolumuzu cehennemin sınırlarında kusuyoruz… Bu gece kimse bizi durduramaz. Dünyayı nefretin hüküm sürdüğü tarafa götürüyoruz. Herşeyi savunmasız bırakmak savaş sebebimiz. Göğüs gerdiğimiz katliamlar ve cinayetleri bitirdik, Ve tekrar ölüye döndük. Birkez daha saldırıyoruz, ve bir kez daha, Daha güçlü, Fethedip yolumuza devam ediyoruz! (Evil Has No Boundaries) |
|
#4
| ||||
| ||||
| paylasım ıcın saol |
|
#5
| ||||
| ||||
| kuduz çok kötü bişey yaf ıyyyy emeğine sağlık |
|
#6
| ||||
| ||||
| bilgilendirdiğin için saol : ) |