Edebiyat icinde Küçük İskender-şiirleri konusu , ARTIK KALBİM YOK artık kalbim yok ağladığımda sana düşündüğümde seni artık kalbim yok seni anlatırken birilerine, atmıyor kalbim atmıyor kalbim seni gördüğümde rüyalarımda istediğin gibi yaptım; artık kalbim yok ! ...
![]() |
|
#1
| ||||
| ||||
| Küçük İskender-şiirleri ARTIK KALBİM YOK artık kalbim yok ağladığımda sana düşündüğümde seni artık kalbim yok seni anlatırken birilerine, atmıyor kalbim atmıyor kalbim seni gördüğümde rüyalarımda istediğin gibi yaptım; artık kalbim yok ! küçük bir velede verdim onu, oyuncak niyetine fırlattım attım doyursun karnını diye bir sokak köpeğine suda sektirdim bir kiremit parçası gibi ve bekledim batmasını bekledim batmasını yanan bir gemi nasıl ağlayarak denize dökülürse istediğin gibi yaptım; artık kalbim yok! artık kalbim yok baktığımda eski resimlere özlediğimde seni arta kalmış bir kalbim yok! YOK! AY Yürek kemiğiyle lades tutuşuyor iki çocuk! misafir oyuncu bir terkediş biçimi ile ellerim vücudunun prömiyeri! Aynı ahır adına koşan acılarımız var bizim! amatör balıkçının leğeninde iki istavritiz seninle ölüme beş kala ölümle canlı telefon bağlantısı kuran! dibi senin aşkında gizlenen kırılgan bir aysberg bu tufan ! BİR MARTIYI AĞLATTIN SEN bir martıyı ağlattın işte bir çocuk garanti intihar eder artık kütür kütür küfrediyor gece imanıma bir yaprak kırılıp suya düşüyor su yaralanıyor su kanıyor şelale! ah nasıl titredim tensiz bir piyanist büküldü sanki kesişen ayrışık doğrular gibi çarpışıverdim yüzünle. Yüzün öyle düzgün suna bir elyazısı yüzün yüzüme aksedince yüzün ayna alnımda yüzün uzun hüzünlü bir alınyazısı! bitmemiş bir ömrün yalanısın sen: kabuslarımın tabiri çocukluğumun arta kalanısın! öldüreceğim kendimi dudaklarınla dudakların etle, şehvetle seferber sen! bana inen son kutsal kitap son fakir yatır son aciz peygamber! bir martıyı ağlattın işte bir çocuk garanti intihar eder artık BİR GECE ŞAH’ESER İMPARATORU FUZULİ BİR DELİKANLILIK YAPTI İSE BEN BUNU YAZDIM Arkadaş’a beni bir pazar gecesi siyanürle vurun! gölgemi bir vapurun saadetine vermişken, zeki müren'den hicaz makamı şarkılar dinlediniz ama dönüp arkama bakabilmeliyim kaç kişisiniz nerden gelmişsiniz neler giymişsiniz elimde bir demet letafet çiçeği de, tavanı kırmızı, duvarları beyaz badanalı bir odada bir arada bir ara olmalıyız, hatırladınız bıçak sapı gibi gülümsememe de izin vermelisiniz - babam bana küstü, döv onu babaanne çıngıraklı yılanlar almıştın hani bana yaşgünümde - gerdanımda genç kızların çılgın tortusu ve soğuk su, oramda buramda buram buram ilkaşk kokusu, işte ben trenleri biraz da bu yüzden severim ne çok severim bilemezsiniz beni bir pazar gecesi siyanürle vurun! palyaço makyajı yapmış olayım, gülün önce amuda da kalkayım, telde de yürüyeyim filan size nadide karanfil kolleksiyonumu göstereyim kayısı gülü çocuklarımı, arılarımı da, tenezzüllerimi, biliyorum: zeki müren'den hiç şarkı dinlemediniz radyoda jean-sebastian bach çalıyor, bakınız cam pervazındaki baykuşun yok bir ayağı da BUNDESLADE bir atlıkarınca yangını sonrası isli, sıcak kemikleri çocukların. - çok tanrılı yanlızlıkların son akşam yemeği sofrası - Toy siyah! evcil kinler evcil hırslar besle bedeninde ve körpe dakikalarda zor cinayetlerinin ağzını kanla sil ağzını mor yakamozla yıka! gözlerinde ve özlemlerinde bir yabacılaşma, (oyuncak dudaklarımız plastik anılarımız var bizim öyle hatırlıyorum) kör paslı testereyle budadığım yüzün dökülüyor avuçlarıma prizmatik dökülüyor lunaparklarıyla senden. Neden billur bir cinayetin her yerinde seksek oynardık? yıldırım intiharlara paratoner ayyaşlıklarımız kiremit dil parçaları kaydırırdık tükürüklerde ve neden ipek tülbentlere örtülürdük sebepsizce? kimdi o karakalem resmini yapan belleklerimizin bastırılmış kağıttan yelkenlilere? CİVANGİR L yalınayak alkol kamplarında hayatımız bir komplikasyon bir o adada bir bu adada karaya vurdu yüzün ah bir gözü dönmüş hüzün gibi üzerime sıç'rayan okyanus yunusları bir dalıp çıkmaları acı karşılaşmalar gibi sularında köpük köpek ömrümüzün ben buruşuk ipek mendil kaldım bileklerimin iç kısmını öpemez kimseler tuttu sürükledi beni **** ince sülün bir maytap matrak bir tanrıyla salaş bir kulun şakalaşması gibi ******i boktan ayrılıklar. onlar bir duble rakı daha söylediler onlar bir duble rakı daha anlattılar bir elimi ***ürüp saçlarına taktım ben senin bir elimi ***ürüp siyah eldivenlere astım dudaklarına hafif değdirdiğin ben mendil kaldım ter içinde uyandım ben sana topuklarım göğsünde tıknaz güllere bükülmüş dirseklerim senden uzanıyor sarsılıyor boşlukta bir uçaklar düşüyor seviştiğimiz yatağa bir uçaklar havalanıyor sen savruldukça yatakta sonra kalkıp iniyoruz merdivenlerden topluyoruz çözülen hislerimizi son anda geçen günlerin hatırına bir erguvan iniltisi ÇÜRÜK KRAL DEPOSU’NDAN 194 Sırtını ova ova yarım bakraç balgam çıkarttık ejderin ciğerlerinden; ipek'ten değil baharat yolu'ndan gelen bir illet gibi, tertibi tastamam hepsi de alnının göbeğinden vurulmuş on beşinde gangster bozuntusu çocuk ağız kenarında bir sahil kasabası gibi duran gitanes yüzünde bir bıçak yarası gibi duran buz siyahı gözler esrarengiz, meraklı ve defans ağırlıklı hayatlara düşkün herşeyin durduğu yerde hareket halinde muzaffer ve intikam hırsıyla dolu şaheser hikayeler! O çocuklarla sabahlarken terkedilmiş bir senaryonun kötü adam karakterlerinde herkes seçtiği rolün repliğiyle boğuşurken kostümler bol gelirken, dar gelirken bedenlere kim "kamera!" dedi, kim "stop!" dedi bilinmezken binlerce bobin kutusu içinde ararken kendi karakutumuzu hepimizin bir asistanı var sonunda vurduğumuz aşk ile çekememezlik arasında hep ihtiyaç duyduğumuz! DE GÜLÜM de gülüm! De ki: ela birgünde geleceğim istanbul darmadağın olacak, saçlarım darmadağın. Hepsi, darmadağın! üzülme gülüm! Toparlanacağız, birlikte, ayağa da kalkacağız, yürüyeceğiz de gülüm hem de çelikten toprağını dele dele hayatın! de gülüm! De ki: bitmiştir umut, bitmiştir sevgi, bitmiştir güven! güven bana gülüm! sana bitmemişliği öğretecek, tattıracaktır hasretten - hakikatten- ten değiştiren yüzüm! göreceksin gülüm! Bekle! hırslarımız, acılarımız gitgide ihanetlere hainlere, ezilmelere alışacak... göreceksin – sevinçten ağlayacaksın gülüm - ki işte o vakit bana – doğrudur! - şair olmak, seni sevmek pek çok yakışacak! bak! şiirler var, mektuplar var, çocuklar var sokaklar var, kediler! inan bana gülüm, ölüm yok bir tek! ölüm yok bize! ölüm inananlar için sessizce kara kaplı kitaplardan çıkartılacak... göreceksin gülüm! bekle, göreceksin! Artık hiçbir insan, hiçbir kavga ve hiçbirimiz Bu dünyada, yapayalnız, umarsız kalmayacak DIR DRAM bir acı çökmüş yüzünde, böyle anlarda bana gel seninle sevişilmiyor gülüm rıhtımına inen patikada kaşlarını yıkadığın suda görüyorum ilk vücudunu doğan bu senin, sevdalara vurulmuyor belki en fazla güzelliğin istanbullardan koşma! koştun mu façama takılıyor iliğin ağzının kenarında bir şap ormanı en çok orama fısıldıyor diriliğin kendisi şairin mektubu okunmaz mor anlarda meçhul aşkların sidikli timsahı yatağa kuruldun mu afrikam kalkıyor! tak! tam altımış dokuz'dayken basılıyor diller! - tamam abi, diyor, şimdi soyunurum suretim bu gece zulanıza konuk olsun! eh ne de olsa maarifetli ****** bir redifin bütün isim hallarında yaşaması sesini mahlas diye kullanan oğlanın havzaları yeni yeni kıllanıyor t aşağı bir saksafonun bittiği yerde başlaması bir yaşlanmanın şimdilerde anlatılıyor eksi birinci dünya savaşı bir penis havlıyor bir vagina salya sümük benimkini mimar sinan oturtmuştu, diyor, iki kubbe arasına dimdik! sonra yatırıp çocukları ayıp fıkralara geçiyor tarih! - can yücel'in biri bir gün... GAZEL Bir sencileyin dil-ber-i ra'nâ bulunur mu Bir bencileyin âşık-ı şeydâ bulunur mu Uşşâk-ı belâ-keşlere âyîne ne hâcet Sînen gibi mir'ât-ı mücellâ bulunur mu Bir ben gibi tâ haşre kadar âşık-ı sâdık Sultânıma ben söylemem ammâ bulunur mu Bir iki üç ahbâb olup âh olmasa ağyâr Âyâ o perî bir gece tenhâ bulunur mu Bilmezsen eger kendini Leylâ'ya su'âl et Bir sencileyin dil-ber-i ra'nâ bulunur mu GECE KUKLALARI çelişkili kuvvete dönen yapışkan bir ölü var korkulan otobanın ortasında viraj yaratan. bir dedektif hissiyle yaklaşırken dünyaya ay toprak tutarken elini cetvelle çizilmiş suyun gözlerini düşürmüş bir genç kız gibi mağrur ve diken diken; arabanın bagajında bir ölü var direksiyondaki cesetle hayatı tartışan. ![]() Şarköylü Genç Fenerbahçeli benimkisi bir delililk hali |