Arkasokak Logo






Forum Arkasokak > KÜLTÜR & SANAT & EĞİTİM > Edebiyat » Küçük İskender-şiirleri

Küçük İskender-şiirleri

Edebiyat icinde Küçük İskender-şiirleri konusu , ARTIK KALBİM YOK artık kalbim yok ağladığımda sana düşündüğümde seni artık kalbim yok seni anlatırken birilerine, atmıyor kalbim atmıyor kalbim seni gördüğümde rüyalarımda istediğin gibi yaptım; artık kalbim yok ! ...


Cevap
  #1  
Eski 21-04-2006, 09:00 PM
keten kullanıcısının avatarı
Yeni Üye
 
Giriş: Sep 2005
Konum: istanbul-şarköy hattı
Mesaj: 24
keten will become famous soon enoughketen will become famous soon enough
Küçük İskender-şiirleri

ARTIK KALBİM YOK

artık kalbim yok ağladığımda sana
düşündüğümde seni artık kalbim yok
seni anlatırken birilerine, atmıyor kalbim
atmıyor kalbim seni gördüğümde rüyalarımda
istediğin gibi yaptım; artık kalbim yok !
küçük bir velede verdim onu, oyuncak niyetine
fırlattım attım doyursun karnını diye bir sokak
köpeğine
suda sektirdim bir kiremit parçası gibi
ve bekledim batmasını
bekledim batmasını yanan bir gemi
nasıl ağlayarak denize dökülürse

istediğin gibi yaptım; artık kalbim yok!
artık kalbim yok baktığımda eski resimlere
özlediğimde seni
arta kalmış bir kalbim yok!
YOK!


AY

Yürek kemiğiyle lades tutuşuyor iki çocuk!
misafir oyuncu bir terkediş biçimi
ile ellerim vücudunun prömiyeri!

Aynı ahır adına koşan acılarımız var bizim!
amatör balıkçının leğeninde iki istavritiz seninle
ölüme beş kala ölümle canlı telefon bağlantısı kuran!

dibi senin aşkında gizlenen kırılgan bir aysberg bu tufan !



BİR MARTIYI AĞLATTIN SEN

bir martıyı ağlattın işte
bir çocuk garanti intihar eder artık
kütür kütür küfrediyor gece imanıma
bir yaprak kırılıp suya düşüyor
su yaralanıyor su kanıyor şelale!

ah nasıl titredim tensiz
bir piyanist büküldü sanki kesişen ayrışık doğrular gibi
çarpışıverdim yüzünle. Yüzün
öyle düzgün suna bir elyazısı
yüzün yüzüme aksedince
yüzün ayna alnımda
yüzün uzun hüzünlü bir alınyazısı!

bitmemiş bir ömrün yalanısın
sen: kabuslarımın tabiri
çocukluğumun arta kalanısın!
öldüreceğim kendimi dudaklarınla
dudakların etle, şehvetle seferber
sen! bana inen son kutsal kitap
son fakir yatır
son aciz peygamber! bir martıyı ağlattın işte
bir çocuk garanti intihar eder artık



BİR GECE ŞAH’ESER İMPARATORU FUZULİ BİR
DELİKANLILIK YAPTI İSE BEN BUNU YAZDIM


Arkadaş’a

beni bir pazar gecesi siyanürle vurun!
gölgemi bir vapurun saadetine vermişken,
zeki müren'den hicaz makamı şarkılar dinlediniz
ama dönüp arkama bakabilmeliyim kaç kişisiniz
nerden gelmişsiniz neler giymişsiniz
elimde bir demet letafet çiçeği de,

tavanı kırmızı, duvarları beyaz badanalı
bir odada bir arada bir ara olmalıyız, hatırladınız
bıçak sapı gibi gülümsememe de izin vermelisiniz
- babam bana küstü, döv onu babaanne
çıngıraklı yılanlar almıştın hani bana yaşgünümde -
gerdanımda genç kızların çılgın tortusu ve soğuk su,
oramda buramda buram buram ilkaşk kokusu,
işte ben trenleri biraz da bu yüzden severim
ne çok severim bilemezsiniz

beni bir pazar gecesi siyanürle vurun!
palyaço makyajı yapmış olayım, gülün önce
amuda da kalkayım, telde de yürüyeyim filan
size nadide karanfil kolleksiyonumu göstereyim
kayısı gülü çocuklarımı, arılarımı da,
tenezzüllerimi, biliyorum:
zeki müren'den hiç şarkı dinlemediniz
radyoda jean-sebastian bach çalıyor, bakınız
cam pervazındaki baykuşun
yok bir ayağı da



BUNDESLADE

bir atlıkarınca yangını sonrası
isli, sıcak kemikleri çocukların.
- çok tanrılı yanlızlıkların
son akşam yemeği sofrası - Toy siyah!

evcil kinler evcil hırslar besle bedeninde
ve körpe dakikalarda zor cinayetlerinin
ağzını kanla sil ağzını mor yakamozla yıka!

gözlerinde ve özlemlerinde bir yabacılaşma,
(oyuncak dudaklarımız plastik anılarımız var bizim
öyle hatırlıyorum)
kör paslı testereyle budadığım yüzün
dökülüyor avuçlarıma prizmatik
dökülüyor lunaparklarıyla senden. Neden
billur bir cinayetin her yerinde seksek oynardık?
yıldırım intiharlara paratoner ayyaşlıklarımız
kiremit dil parçaları kaydırırdık tükürüklerde
ve neden ipek tülbentlere örtülürdük sebepsizce?
kimdi o karakalem resmini yapan belleklerimizin
bastırılmış kağıttan yelkenlilere?



CİVANGİR L

yalınayak alkol kamplarında
hayatımız bir komplikasyon

bir o adada bir bu adada karaya vurdu yüzün
ah bir gözü dönmüş hüzün
gibi üzerime sıç'rayan okyanus yunusları
bir dalıp çıkmaları acı karşılaşmalar
gibi sularında köpük köpek ömrümüzün

ben buruşuk ipek mendil kaldım
bileklerimin iç kısmını öpemez kimseler
tuttu sürükledi beni **** ince sülün bir maytap
matrak bir tanrıyla salaş bir kulun şakalaşması
gibi ******i boktan ayrılıklar.
onlar bir duble rakı daha söylediler
onlar bir duble rakı daha anlattılar
bir elimi ***ürüp saçlarına taktım ben senin
bir elimi ***ürüp siyah eldivenlere astım
dudaklarına hafif değdirdiğin ben mendil kaldım

ter içinde uyandım ben sana
topuklarım göğsünde tıknaz güllere bükülmüş
dirseklerim senden uzanıyor sarsılıyor boşlukta
bir uçaklar düşüyor seviştiğimiz yatağa
bir uçaklar havalanıyor sen savruldukça yatakta
sonra kalkıp iniyoruz merdivenlerden
topluyoruz çözülen hislerimizi

son anda
geçen günlerin hatırına bir erguvan iniltisi



ÇÜRÜK KRAL DEPOSU’NDAN 194

Sırtını ova ova yarım bakraç balgam
çıkarttık ejderin ciğerlerinden; ipek'ten
değil
baharat yolu'ndan gelen bir illet
gibi, tertibi tastamam
hepsi de alnının göbeğinden vurulmuş
on beşinde gangster bozuntusu çocuk
ağız kenarında bir sahil kasabası gibi duran gitanes
yüzünde bir bıçak yarası gibi duran buz siyahı gözler
esrarengiz, meraklı ve defans ağırlıklı hayatlara düşkün
herşeyin durduğu yerde hareket halinde muzaffer
ve intikam hırsıyla dolu şaheser hikayeler!

O çocuklarla sabahlarken terkedilmiş bir senaryonun
kötü adam karakterlerinde
herkes seçtiği rolün repliğiyle boğuşurken
kostümler bol gelirken, dar gelirken bedenlere
kim "kamera!" dedi, kim "stop!" dedi bilinmezken
binlerce bobin kutusu içinde ararken kendi karakutumuzu
hepimizin bir asistanı var sonunda vurduğumuz
aşk ile çekememezlik arasında hep ihtiyaç duyduğumuz!



DE GÜLÜM

de gülüm! De ki: ela birgünde geleceğim
istanbul darmadağın olacak, saçlarım
darmadağın. Hepsi, darmadağın!
üzülme gülüm! Toparlanacağız, birlikte,
ayağa da kalkacağız, yürüyeceğiz de gülüm
hem de çelikten toprağını dele dele hayatın!

de gülüm! De ki: bitmiştir umut, bitmiştir
sevgi, bitmiştir güven!
güven bana gülüm!
sana bitmemişliği öğretecek, tattıracaktır
hasretten - hakikatten- ten değiştiren yüzüm!

göreceksin gülüm! Bekle!
hırslarımız, acılarımız gitgide ihanetlere
hainlere, ezilmelere alışacak...
göreceksin – sevinçten ağlayacaksın gülüm - ki
işte o vakit bana – doğrudur! -
şair olmak, seni sevmek pek çok yakışacak!

bak! şiirler var, mektuplar var, çocuklar var
sokaklar var, kediler!
inan bana gülüm, ölüm yok bir tek! ölüm yok bize!
ölüm inananlar için sessizce
kara kaplı kitaplardan çıkartılacak...
göreceksin gülüm! bekle, göreceksin!
Artık hiçbir insan, hiçbir kavga ve hiçbirimiz
Bu dünyada, yapayalnız, umarsız kalmayacak



DIR DRAM

bir acı çökmüş yüzünde, böyle anlarda bana gel
seninle sevişilmiyor gülüm rıhtımına inen patikada
kaşlarını yıkadığın suda görüyorum ilk vücudunu
doğan bu senin, sevdalara vurulmuyor
belki en fazla güzelliğin istanbullardan

koşma! koştun mu façama takılıyor iliğin
ağzının kenarında bir şap ormanı
en çok orama fısıldıyor diriliğin kendisi
şairin mektubu okunmaz mor anlarda
meçhul aşkların sidikli timsahı
yatağa kuruldun mu afrikam kalkıyor!

tak! tam altımış dokuz'dayken basılıyor diller!
- tamam abi, diyor, şimdi soyunurum
suretim bu gece zulanıza konuk olsun!

eh ne de olsa maarifetli ******
bir redifin bütün isim hallarında yaşaması
sesini mahlas diye kullanan oğlanın havzaları
yeni yeni kıllanıyor t aşağı
bir saksafonun bittiği yerde başlaması bir yaşlanmanın
şimdilerde anlatılıyor eksi birinci dünya savaşı

bir penis havlıyor bir vagina salya sümük
benimkini mimar sinan oturtmuştu, diyor,
iki kubbe arasına dimdik!

sonra yatırıp çocukları
ayıp fıkralara geçiyor tarih!
- can yücel'in biri bir gün...



GAZEL

Bir sencileyin dil-ber-i ra'nâ bulunur mu
Bir bencileyin âşık-ı şeydâ bulunur mu

Uşşâk-ı belâ-keşlere âyîne ne hâcet
Sînen gibi mir'ât-ı mücellâ bulunur mu

Bir ben gibi tâ haşre kadar âşık-ı sâdık
Sultânıma ben söylemem ammâ bulunur mu

Bir iki üç ahbâb olup âh olmasa ağyâr
Âyâ o perî bir gece tenhâ bulunur mu

Bilmezsen eger kendini Leylâ'ya su'âl et
Bir sencileyin dil-ber-i ra'nâ bulunur mu



GECE KUKLALARI

çelişkili kuvvete dönen yapışkan bir ölü var
korkulan otobanın ortasında viraj yaratan.
bir dedektif hissiyle yaklaşırken dünyaya ay
toprak tutarken elini cetvelle çizilmiş suyun
gözlerini düşürmüş bir genç kız gibi mağrur
ve diken diken; arabanın bagajında bir ölü
var
direksiyondaki cesetle hayatı tartışan.
imza

Şarköylü Genç Fenerbahçeli





benimkisi bir delililk hali
Alıntı Yaparak Cevapla
Cevap

Konu Araçları
Görünüm Modları



Saat 10:19 PM.


Copyright ©2005 - 2008 Arkasokak.Net
Tasarım: NoDRaC
Bize Ulaşın - Gizlilik İlkesi - En Üst
Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0