|
#1
| |||
| |||
| risale_i nur külliyatından... Sözler / Birkaç Biçare Gençlere Verilen Bir Tenbih, Bir Ders, Bir İhtardır Birkaç biçare gençlere verilen bir tenbih, bir ders, bir ihtardır Birgün yanıma parlak birkaç genç geldiler. Hayat ve gençlik ve hevesat cihetinden gelen tehlikelerden sakınmak için tesirli bir ihtar almak isteyen bu gençlere, ben de, eskiden Risale-i Nur’dan medet isteyen gençlere dediğim gibi, dedim ki: Sizdeki gençlik kat’iyen gidecek. Eğer siz daire-i meşruada kalmazsanız, o gençlik zayi olup, başınıza hem dünyada, hem kabirde, hem âhirette, kendi lezzetinden çok ziyade belâlar ve elemler getirecek. Eğer terbiye-i İslâmiye ile o gençlik nimetine karşı bir şükür olarak iffet ve namusluluk ve taatte sarf etseniz, o gençlik mânen bâki kalacak ve ebedî bir gençlik kazanmasına sebep olacak. Hayat ise, eğer iman olmazsa veyahut isyan ile o iman tesir etmezse, hayat, zahirî ve kısacık bir zevk ve lezzetle beraber, binler derece o zevk ve lezzetten ziyade elemler, hüzünler, kederler verir. Çünkü, insanda akıl ve fikir olduğu için, hayvanın aksine olarak, hazır zamanla beraber geçmiş ve gelecek zamanlarla da fıtraten alâkadardır. O zamanlardan dahi hem elem, hem lezzet alabilir. Hayvan ise, fikri olmadığı için, hazır lezzetini, geçmişten gelen hüzünler ve gelecekten gelen korkular, endişeler bozmuyor. İnsan ise, eğer dalâlet ve gaflete düşmüşse, hazır lezzetine, geçmişten gelen hüzünler ve gelecekten gelen endişeler, o cüz’î lezzeti cidden acılaştırıyor, bozuyor. Hususan gayr-ı meşru ise, bütün bütün zehirli bir bal hükmündedir. Demek hayvandan yüz derece lezzet-i hayat noktasında aşağı düşer. Belki ehl-i dаlâletin ve gafletin hayatı, belki vücudu, belki kâinatı, bulunduğu gündür. Bütün geçmiş zaman ve kâinatlar, onun dalâleti noktasında mâdumdur, ölmüştür; akıl alâkadarlığıyla ona zulmetler, karanlıklar veriyor. Gelecek zamanlar ise, itikadsızlığı cihetiyle yine mâdumdur. Ve ademle hasıl olan ebedî firaklar, mütemadiyen onun fikir yoluyla hayatına zulmetler veriyorlar. Eğer iman hayata hayat olsa, o vakit hem geçmiş, hem gelecek zamanlar imanın nuruyla ışıklanır ve vücut bulur; zaman-ı hazır gibi, ruh ve kalbine iman noktasında ulvî ve mânevî ezvâkı ve envâr-ı vücudiyeyi veriyor. Bu hakikatin, İhtiyar Risalesinde, Yedinci Ricada izahı var; ona bakmalısınız. İşte hayat böyledir. Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı iman ile hayatlandırınız ve ferâizle zinetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz. Hergün ve her yerde ve her vakit vefiyatların gösterdikleri dehşetli hakikat-i mevt ise, size-başka gençlere söylediğim gibi-bir temsil ile beyan ediyorum. Meselâ, burada, gözünüz önünde bir darağacı dikilmiş. Onun yanında bir piyango-fakat pek büyük bir ikramiye biletleri veren-dairesi var. Biz, buradaki on kişi, alâküllihal, ister istemez, hiç başka çare yok, oraya davet edileceğiz, bizi çağıracaklar. Ve çağırma zamanı gizli olmasından, her dakika ya “Gel, idam biletini al, darağacına çık” veyahut “Gel, milyonlar altın kazandıran bir ikramiye bileti sana çıkmış. Gel, al” demelerini beklerken, birden kapıya iki adam geldi. Biri yarı çıplak, güzel ve aldatıcı bir kadın, elinde zahiren gayet tatlı, fakat zehirli bir helva getirip yedirmek istiyor. Diğer biri de, aldatmaz ve aldanmaz, ciddî bir adam, o kadının arkasından girdi. Dedi ki: “Size bir tılsım, bir ders getirdim. Bunu okusanız, o helvayı yemezseniz, o darağacından kurtulursunuz. Bu tılsımla o emsalsiz ikramiye biletini alırsınız. İşte, bu darağacında, zaten gözünüzle görüyorsunuz ki, bal yiyenler oraya giriyorlar ve oraya girinceye kadar o helvanın zehirinden dehşetli karın sancısı çekiyorlar. Ve o büyük ikramiye biletini alanlar çendan görünmüyorlar ve zahiren onlar da o darağacına çıktıkları görünüyor. Fakat onlar asılmadıklarını, belki oradan kolayca ikramiye dairesine girmek için basamak yaptıklarını, milyonlar şahitler var, haber veriyorlar. İşte, pencerelerden bakınız. En büyük memurlar ve bu işle alâkadar büyük zatlar yüksek sesle ilân ediyorlar ve haber veriyorlar ki, o darağacına gidenleri aynelyakîn gözünüzle gördüğünüz gibi, bu ikramiye biletini tılsımcılar aldıklarını hiç şek ve şüphesiz, gündüz gibi kat’î biliniz” dedi. İşte, bu temsil gibi, zehirli bir bal hükmünde olan gаyr-ı meşru dairedeki gençliğin sеfahetkârâne zevkleri, hazine-i ebediyenin ve saadet-i sermediyenin bileti ve vesikası olan imanı kaybettiği için, darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümat kapısı olan kabrin musibetine, aynen zahiren göründüğü gibi düşer. Ve ecel gizli olduğu için, genç ihtiyar fark etmeyerek, her vakit ecel cellâdı başını kesmek için gelebilir. Eğer o zehirli bal hükmünde olan hevesat-ı gayr-ı meşruayı terk edip, tılsím-ı Kur’ânî olan iman ve ferâizi elde etmekle ve fevkalâde mukadderat-ı beşer piyangosundan çıkan saadet-i ebediye hazinesi biletini alacağına, yüz yirmi dört bin enbiya aleyhimüsselâm ile beraber had ve hesaba gelmeyen ehl-i velâyet ve ehl-i hakikat müttefikan haber veriyorlar ve âsârını gösteriyorlar. Elhasıl: Gençlik gidecek. sefahette gitmişse, hem dünyada, hem âhirette binler belâ ve elemler netice verdiğini ve öyle gençler ekseriyetle suiistimal ile, israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve mânevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz, hastahanelerden ve hapishanelerden ve kabristanlardan sorunuz. Elbette hastahanelerin ekseriyetle lisan-ı hâlinden, gençlik saikasıyla israfat ve suiistimalden gelen hastalıktan еninler, eyvahlar işittiğiniz gibi, hapishanelerden dahi, еkseriyetle gençliğin taşkınlık saikasıyla gayr-ı meşru dairedeki harekâtın tokatlarını yiyen bedbaht gençlerin teessüflerini işiteceksiniz. Ve kabristanda ve mütemadiyen oraya girenler için kapıları açılıp kapanan o âlem-i berzahta, ehl-i keşfü’l-kuburun müşahedâtıyla ve bütün ehl-i hakikatin tasdikiyle ve şehadetiyle, ekser azaplar, gençlik suiistimalâtının neticesi olduğunu bileceksiniz. Hem nev-i insanın ekseriyetini teşkil eden ihtiyarlardan ve hastalardan sorunuz. Elbette, eksеriyet-i mutlaka ile esefler, hasretlerle “Eyvah, gençliğimizi bâd-ı hava, belki zararlı zayi ettik. Sakın bizim gibi yapmayınız” diyecekler. Çünkü beş on senelik gençliğin gayr-ı meşru zevki için, dünyada çok seneler gam ve keder ve berzahta azap ve zarar ve âhirette Cehennem ve sakar belâsını çeken adam, en acınacak bir halde olduğu halde, اَلرَّاضِى بِالضَّرَرِ لاَ يُنْظَرُ لَهُ sırrıyla, hiç acınmaya müstehak olamaz. Çünkü zarara rızasıyla girene merhamet edilmez ve lâyık değildir. Cenâb-ı Hak bizi ve sizi bu zamanın cazibedar fitnesinden kurtarsın ve muhafaza eylesin. Âmin. |
|
#2
| |||
| |||
| rica etsem GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİ'yle açıklar mısın ? |
|
#3
| |||
| |||
| gayet açık di mi? nejat! ![]() |
|
#4
| |||
| |||
| öyşe olsa açıklayın demem dimi ? |
|
#5
| |||
| |||
| bunu yazan ben deilim nejat o yüsden (said nursi) dili gayet doğal sayılır anlamak maksadıyla okursan anlayabilirsin dili ağır olabilir ama yinede anlaşılıo. eğer gerçekten anlamak istediin için bu soruyu sorsan elimden geldiince açıklamaya çalışırdım kısaca seni ilgilendiren bişeler yok zaten burda o yüsden anlamana gerek de yok![]() |
|
#6
| ||||
| ||||
| kimi ilgilendiren şeyler var? devlete isyanı teşvik eden bunun için de ömrünü sürgünlerde sürünerek geçiren bi rejim düşmanını destekleyenleri ilgilendirio sanırım türkçeyle yazsa nolur sanki... bi cümlede 50 tane "ve" olmazki yani... okuyan insanların da anladığını gerçekten hiç zannetmiyorum...![]() |
|
#7
| |||
| |||
| k.a.k o kitabı okumadığın besbelli...okusan bu laflatı de4mezdin bir kere....artık sana cevap vermekten sıkıldım |
|
#8
| ||||
| ||||
| muhatap aldığım kişilerden cevap beklerim zaten... o kitabı da elime aldım bi sayfa okumadan bırakmak zorunda kaldım okurmuş gibi yapamam çünkü... |
|
#9
| |||
| |||
|
Alıntı:
K.A.K tarafından gönderildi
kimi ilgilendiren şeyler var? devlete isyanı teşvik eden bunun için de ömrünü sürgünlerde sürünerek geçiren bi rejim düşmanını destekleyenleri ilgilendirio sanırım türkçeyle yazsa nolur sanki... bi cümlede 50 tane "ve" olmazki yani... okuyan insanların da anladığını gerçekten hiç zannetmiyorum...![]() o şeyh said deilmi ya said nursiyle karıştırma lütfen.said nursi bildiim kadarıyla milli mücadele için sonuna kadar destek vermiş hatta şeyh saidi caydırmaya çalışmış.yaşadığı yıllara bakarsak türkçe yassa nolur sanki deme gibi bi şansımızın olduunu zannetmiyorum şu anda önümde NUTUK var ve kapağında günümüz türkçesiyle yazıo![]() bu yazının ben bu metnine rastladım ve anladımda günümüz türkçesini bulursam onuda paylaşmaya çalışırım |
|
#10
| ||||
| ||||
| foruma ne zamandır cevap yazmıyordum ama gerçekten bu konu ilgimi çekti...kim ne yazarsa yazar kardeşim sizi ne ilgilendiriyor ya? propoganda mı var ne var? forum her üyenin siyasi, politik yada dini propoganda yapmadan görüşlerini veya alıntılarını istediği gibi yayınlayabileceği bir internet ortamıdır.Propoganda var mı ? her okuduğunu anlamak zorunda mısın? hayır.kimse bu konuyu size zorla okutuyor mu? hayır. bunu söylemem kimseyi savunduğum anlamına gelmez ama bu konunun üzerine 4 yazı tipi boyutuyla gidilmesi beni şaşırttı. ![]() YAŞAMAK İSTEMEM ARTIK ARANIZDA.....!!!!!!!!!!!!!! |