Aşk Bölümü icinde Hikaye Yazdım Okur Musunuz? konusu , Hep Aynı Dertler Hep Aynı Hafif bir yağmur ıslatıyor gülümseyen geceyi. Az yağmasına rağmen,mis gibi bir toprak kokusu yayılıyor havaya. Bitkiler gürleşiyor yağmurun ahengine uyarak. Sessiz şarkılarını mırıldanıyorlar yeni başlayan ...
![]() |
|
#1
| ||||
| ||||
| Hikaye Yazdım Okur Musunuz? Hep Aynı Dertler Hep Aynı Hafif bir yağmur ıslatıyor gülümseyen geceyi. Az yağmasına rağmen,mis gibi bir toprak kokusu yayılıyor havaya. Bitkiler gürleşiyor yağmurun ahengine uyarak. Sessiz şarkılarını mırıldanıyorlar yeni başlayan hafif bir rüzgar eşliğinde. Yıldızlar,ışıklarını hiç esirgemiyor üstlerinden. Güzel düşler de sulanıyor o vakit. Ama; ‘Keşke her şey bu kadar pembe olsa’ diye iç geçiriyor Defne. Gözlerini cama dikmiş,alay eder gibi eğlenen geceye bakıyor. Sonra,cama buğu yapıp adını yazıyor ufacık parmaklarıyla. Azıcık dahi mutlu olmasına yetmiyor bu hareketi. Kıskanıyor yağan yağmuru ve sinirli bir şekilde yatağına geri dönüyor. Gözlerini açtığında,yeniden dünyaya dönmüş gibi hissediyor kendini. Müzik çalarında çalan şarkı,alıp götürmüş onu uzaklara. ’Bıktım artık susmaktan’ İçinde düğümleniyor bu sözler. Haykırmak istiyor ama saati gördüğünde vazgeçiyor.’ Bunca yıl seninle geçti’ Lanet olsun diye iç geçiriyor. Avazı çıktığı kadar bağırarak şarkıya eşlik etmek istiyor. Ama yine sessiz oluyor. Ses çıkarınca yakalanacak mahkuma benzetiyor kendini.’ Bir çift lafa muhtacız’ Burnunu siliyor yastığının altından aldığı mendiliyle. Sonra tekrar nereye koyduğuna dikkat etmiyor. ’iki yabancı gibi’. Uzaklara gidiyor bilinci. Kestane gözleri,karşısındaki bilgisayar masasına baksa da başka bir diyarda hissediyor kendini.... Göz alabildiğine yeşillik. Rüzgarın,hışırtısıyla saçlarını okşadığını hissediyor. Tel tel kaldırıp indiriyor onları havada. Derken yanında bir siluet beliriyor. ’Tanrım bu o’ diyor. ’bu o’.Elinde bir ağırlık beliriyor. ’Elimi tuttu,yaşasın’ Mutluluktan uçacakmış gibi oluyor. Onu görmek istiyor tüm ihtişamıyla. Tekrar biz demek istiyor. Biz... Tam dönüp ona bakmaya hazırlanırken, odasının,poster yapıştırıp çıkartmaktan aşındırdığı sarı duvarını görüyor. Yüzündeki gamzeler kayboluyor,tatsızlaşıyor,suratı kalender bir hal alıyor. ’Şimdi gerçeği söyle,sonra yap istediğini’.... Ağır çekim tadında süzülen gözyaşı,anlık bir ses çıkarıyor yorganının üstünde ve hızlanıyor gitgide .’Neden bütün şarkılar aşkla ilgili?...’Mendilini arıyor yastığının altında,öfkeyle. Bulamayınca sinirleniyor. Müzik çalarının sesini sonuna kadar açıyor hıçkırıklarını duymamak için. Nafile. Korkuyor annesinin ya da babasının uyanmasından ama durduramıyor kendini. Gözyaşları yavaş yavaş azalırken etrafı dinliyor dikkatle. Uyanan olmadığını anlayınca seviniyor ama korkusu tam dinmiyor. ‘Niye başka konular üstünde bir şeyler üretilmez ki? Başka bir şey hissetmiyor mu insanoğlu?’ Öylece duruyor yatağın içinde. Biraz zaman geçiyor. Bir şeyin eksik olduğunu düşünüyor. Boş boş bakınıyor etrafa .Çalan cd’nin bittiğini anlaması on saniyesini alıyor. ’Çal’ tuşuna basıyor. Fırlatılmaya hazır roket gibi hissediyor kendini Tekrar o yeşilliğe sarılmak,o kişinin kucağında uzanıyor olmak istiyor. Yine boş bakınmaları sürüyor etrafa. Şarj yok yazısını görünce deliye dönüyor adeta. Tek tesellisi de artık yanında değil. Bildiği her küfürü sayıyor içinden. Roketi fırlatılamadan patlıyor,içinde bulunduğu çayır çimen alev alıyor. Geriye kalan,bulutlar ve kül oluyor. En son hatırladığı saatin gecenin 5’i olduğu uykuya zoraki yenik düşmeden önce. Hala ıslak ve nemli olan gözlerini ovuşturarak yataktan kalkıyor. Saat sabahın10’u.Annem ve babam çoktan gitmiş diyor içinden. Seviniyor nemli gözlerini başkası görmeyeceği için. Banyoya gidiyor. Özenle yüzünü yıkıyor. Mümkün olduğunca aynaya bakmıyor. Yüzünü görmekten kendisi bile korkuyor çünkü. Kahvaltısını yapıyor. Durgun,isteksiz ve mecbur. Çok sevdiği çay bile onu mutlu etmiyor,gram hareketlendirmiyor duygularını. Kahvaltıyı bitirip masayı topladığında saatin 11 olduğunu görüyor. Evde dolanırken oturma odasındaki camdan dışarıya ilişiyor gözleri. Bahçeye bakıyor bu cam. Apartman çocuklarının oyun oynadığını görüyor. Önce banane diye düşünüyor,yedi kiremit oynadıklarını anlayınca kestane gözleri yine donuklaşıyor. Kendini kiremitlerin yerine koyuyor. ’Ben de onlar gibiyim aslında’ diyor. Düzeni hep alt üst oluyor. Tam yediliyi yaptım derken tekrar,tekrar yıkılıyor. ’Hiç umutlu olamıyorum.’ Gözlerini kırpıyor. Çocukların yediliyi yaptığını görüyor ve sonra nasıl yıktıklarını. İçi burkuluyor. Bana ne oldu böyle diyor. Yeniden ağlıyor. Sonra yüzünü silme gereği duymadan sokağa atıyor kendini. Bakımsız olduğuna da aldırış etmiyor .İlk gözüne ilişen,dağınık kiremitler oluyor dışarıda. Çocuklar gitmiş olmalı diye düşünüyor. Kiremitleri üst üste koyuyor. Bari siz diyor. Sonra aheste,aheste yürüyor caddelerde. Üstündeki tişörtünde shit yazan bir adamı görüyor. ’Geri zekalı. Üstünde B.k yazsa giyebilir misin acaba diyor’ içinden. ’Ahmak n’olucak.’ Derken üstünde crazy girl yazan body nin giyildiğini ama deli kız yazana hiç rastlamadığını anlıyor. ’Yozlaşmışız’ diyor. Sonra ne kadar ***** düşündüğünü anlıyor. Ama bir o kadar mantıklı. Adımlarını saymaya karar veriyor 505’e gelince sıkılıyor. Etrafındakilerin ona baktığını görüyor. Önce hafif kızarıyor sonra aldırış etmeden devam ediyor. Yol üstünde bir kafeye giriyor yorgunluğunu azaltmak için. Dışarıyı gören boş bir masaya oturuyor. Kahve söylüyor kendine. Yine saçma şeyler geçiriyor beyninden. Sevişmek seks anlamında değil aslında. Ben seviyorum,sen seviyorsun,beraber sevişiyoruz. Biz de sevişiyorduk diyor. ESKİDEN... Yine ağlıyor yine ve yine. Yarım kalan bir düşün,burukluğunu saklıyor kalbi .Gitarcısı olmayan bir gitar kadar yalnız ve sessiz. Fakat mecburen sessiz. Sonra bir özeleştiri yapma gereği duyuyor.2 Gündür kendini şarkıların ezgilerine vermiş,şekeri alınan bir çocuk gibi ağladığını düşünüyor. Bu kadar kolay mı her şey?.Terk edildim. Kabullenmeliyim. Ne babamın dolabından aşırdığım şarap yudumlarıyla ne de duygu sömürüsü melodilerle bunun üstesinden gelemem. Bırakmalıyım artık bunları,bırakmalıyım... Bin tırnağın,bin tahtayı,bin kez tırmalaması gibi uğulduyor beyni. Kafasının içindeki karamsarlık ve pollyannacılık tartışması bu. Uzun süre sadece bu çarpışma uğultusunu duyuyor... ‘Yeter artık yeter’ Ansızın bir bağrışma işitiyor kulaklarında. Bir an nerede olduğunu düşünüyor,anlaması çok kısa sürüyor .Dışarı ilişiyor kestane gözleri. Sevgili olduklarını düşündüğü iki genç kavga ediyor cadde ortasında. Kız ‘hayır istemiyorum bitti’ çığlıkları atıp oradan hızla uzaklaşırken,oğlan yıkılmış bir ifadeyle oracık da duruyor. Bir süre bekleyip kendisine çevrilen meraklı gözlere malzeme verdikten sonra evinin yolunu tutuyor. Eve geliyor ve teybi açıyor. Hıçkırıklara boğuluyor. Gözyaşları akıp gidiyor yanaklarından. Sonra çalan şarkıya dikkat kesiliyor. Ağlaması daha da artıyor. ’Neden bütün şarkılar aşkla ilgili ki?’diyor. ’Başka bir şey hissetmiyor mu insanoğlu?...’ Notl:Kullanılan Şarkı:Mor ve Ötesi-Gece Arkadaşlar ben yazdım. Yorumlarınızı bekliyorum. Bu mesaj en son " 16-07-2005 " tarihinde saat 01:04 AM itibariyle karmelo tarafından düzenlenmiştir.... |
|
#2
| ||||
| ||||
| güzel yazı, devamını bekleriz böyle şeylerin ![]() Yorum Yapmak Çok mu Zor ??? Synthetic Positronic Lifeform Intended for Nullification Troubleshooting and Exploration Replicant |
|
#4
| ||||
| ||||
| saolun eleştiri bekliyorum daha yorumları esirgemeyin |
|
#5
| |||
| |||
| teşekkür yalnızlık üzerine yazılmış güzel bir yazı, uygun bir zamanda tekrar okuyacağım eline sağlık |
|
#6
| ||||
| ||||
| 89lu olmana rağmen gayet iyi.ayrıca gecenin kullanılmış olması bi artı.geliştirmelisin bence de. ![]() |
|
#7
| ||||
| ||||
| gerçekten çok güsel yazmışşsın..dewamını bekliyoruz..yüregine saglık..... |
|
#8
| ||||
| ||||
| güzel |
|
#9
| ||||
| ||||
| ya walla ark.lar demisler denicek hersayi. ama bisy eklemek istiorum! sen neden kitap yazmayı düsünmüosun?!?! cok hos bir kullanımın war. herkes beceremez bunu kıymetini bil... ha bu arada daha fazla hikayeler beklioruz senden... tebrikler.. |
|
#10
| |||
| |||
| abartılacak kadar edebı deger taşımıyor bence. sadece bı hıkaye ve yasanmıs yasanması cok dogal bır hıkaye... hatta neredeyse her ınsanın basına gelmıs ve gelebılıcek bı olayın anlatılması. anlatımdada dedıgım gıbı bı edebı deger tasımıyo.duz ve yalın bı anlatım var... bıde turkce bır yazıda "disc-man" gıbı bı kelıme kullanmasaydın daha ıyı olurdu.en azından kulagındakı muzık olabılırdı vs. ama tabı bunu yazabılmekte bı marıfet.umarım yanlıs anlamazsın bu tarz bı elestırıyı... kesınlıkle moral bozmak ıcın degıl...ama su kıtap yazma fıkrınıde bı arkadas soylemıste... kıtap yaz tabı ama bu halde degıl.kendını kıtap yazmak ıcın gelıstır demek ıstemıstır oda buyuk ıhtımalle... eiwallah ![]() he's so fucking special... |