Yalnız Mesajı Göster
  #4  
Eski 30-12-2005, 07:25 PM
zirzop kullanıcısının avatarı
zirzop zirzop Çevrimdışı
Asil Üye
 
Giriş: Oct 2005
Konum: Gorkiparktan
Mesaj: 530
zirzop is a jewel in the roughzirzop is a jewel in the roughzirzop is a jewel in the rough
33



Dörtyüzlerin yönetimi dört ay kadar sürdü. Onlardan biri olan Mnesilekhos iki ay arkhonluk etti. Yılın geri kalan on ayında arkhon Theopompos idi. Eretria yakınındaki deniz savaşında yenildikten sonra Oreos'tan başka bütün Euboia Atinalılar'dan ayrılınca bu felakete daha önce başlarına gelenlerden daha çok kızan Atinalılar-Euboia onlara Attika'dan çok yarıyordu- Dörtyüzler Meclisi'ni dağıttılar, devlet işlerini Beşbinlerin eline verdiler. Beşbinler kendi kendilerini silahlandırabilen yurttaşlardı. Bununla birlikte bütün devlet memurluklarının ücretsiz olmasına karar verdiler. Dörtyüzlerin devrilmesinde en büyük payı olanlar Aristokrates ile Theramenes idi. Bu ikisi Beşbinlere hiçbir şey bildirmeden her şeyi kendi bildikleri gibi yapan Dörtyüzlerin davranışlarını beğenmiyorlardı. Beşbinler zamanında Atina'nın yönetimi iyi görünüyor; savaş sürüyordu. Devlete egemen olanlar kendi kendilerini silahlandırabilenlerdi.



34



Halk az zaman içinde yargıçlığı bunların elinden aldı. Dörtyüzlerin devrilmesinden beş yıl sonra Angeleli Kallias'ın arkhonluğu döneminde, Arginuslar deniz savaşının ardından, düşmanı deniz savaşında yenmiş olan on strategosun hepsini bir tek oylamayla mahkûm ettiler. Bunların bir deniz savaşında bulunmadıkları, bir bölümü ancak düşman gemisi üzerinde kendilerini fırtınadan kurtarabildikleri halde halk kışkırtıcılar aracılığıyla aldatılıp şaşırtılmıştı. Bu bozgundan sonra Lakedaimonialılar Dekeleia'dan çekilip gitmek ve her iki yanın ellerindeki yerleri alıkoyması koşuluyla barış yapmak istedikleri zaman, birtakım yurttaşların gönüllü olmasına karşılık Kleophon'un kandırdığı çoğunluk buna yanaşmadı. Kleophon sarhoş ve zırhını giymiş olarak Halk Meclisi'ne gelmiş, Lakedaimonialılar Atina'nın savaşdaşları ve birleşikleri olan bütün kentleri geri vermedikçe barış yapılmasının önüne geçeceğini söylemişti. O zaman ellerine geçen fırsatı kullanmamakla yanılmış olduklarını çok geçmeden anladılar. Ertesi yıl Aigos-potamoi deniz savaşını yitirmek bahtsızlığına uğradılar. Bu savaş sonunda Atina'nın başı olan Lysandros aşağıdaki yoldan Otuzları devletin başına geçirdi. Atinalıların babalarının eski devlet biçimini kabul etmeleri koşuluyla barış yapılmıştı. Halk Partisi'nden olanlar demokratik yönetim biçimini kurtarmaya çalışıyorlardı. Yüksek soylulara gelince, onlar ikiye ayrılmışlardı; Hetairia adı verilen siyasa ocaklarında toplanmış olan bir takım soylu, barış yapıldıktan sonra sürgünden Atina'ya dönmüş olanlarla birlikte oligarkhia istiyorlardı. Siyasa birlikleri kurarak toplanmamış olan başka bir bölüm soyluysa, babalarının eski devlet düzenine bağlıydılar. Arkhinos, Anytos, Kleitophon, Phormisios ve başka birçok kişi bu sonuncular arasında bulunuyordu. En önde gelen başları Theramenes idi. Lysandros oligarkhia kurmak isteyenlerin yanını tutunca halk korkudan oyunu oligarkhia için verdi. Bununla ilgili öneriyi yapan Akhidna bucağından Drakontides'ti.



35



Otuzların yönetimi bu yolda Pythodoros'un arkhonluğu yılında kuruldu. Bir kere kentin başı olduktan sonra anayasa için verilen kararları bir kıyıya atıp bir ilk seçimle ayrılmış beş bin yurttaş arasından beş yüz kişilik bir meclis için gereken üyeleri ve başka memurları topladılar. Bundan sonra yanlarına Peiraieus limanı için on arkhon, ayrıca on bir cezaevi müdürüyle üç yüz kamçılı bekçi alarak kenti boyundurukları altında tuttular. Otuzlar önceleri yurttaşlara karşı ölçülüydüler ve atalarının eski yönetim biçimine uygun olarak davranıyormuş gibi görünüyorlardı. Ephialtes ile Arkhestratos'un Areopagos Meclisi üyelerine karşı koymuş oldukları yasaları Ares Tepesi'nden uzaklaştırdılar. Solon'un yasalarından da, herkesin aynı düşüncede olmadığını ileri sürerek mahkemelerin kavgalı durumlar için karar vermedeki sınırsız yetkisini kaldırdılar. Kısacası anayasayı sağlamlaştırıyor ve anlaşılmazlıktan kurtarıyor gibi yapıyorlardı. Örneğin her Atinalının kendi malını istediği bir kimseye verebilmesiyle ilgili yasa hiçbir değişiklik yapılmadan geçecekti. Ancak "delilik, bunaklıkla, ya da bir kadına kanarak yapmamış olsun" gibi ortaya güçlükler çıkaran kısıtlamaları sykophantlara (12) açık yol bırakmamak için kaldırdılar. Bu olan bitenlerden dolayı halk seviniyor, Otuzların bu işleri herkesin iyiliğini düşünerek yaptıklarını sanıyordu. Şehir üzerindeki egemenliklerinin iyice sağlamlaştığını gördükten sonra dokunmadıkları yurttaş kalmadı. Varlıklarıyla şaşırtıp yüksek soyluluklarıyla ya da herkesten gördükleri saygıyla önde gelenleri öldürdüler. Dilekleri, korku yaratabilecek ne varsa ortadan kaldırmak olduğu kadar mallarına el koymaktı. Öldürdükleri yurttaşların sayısı az zaman içinde bin beş yüzü buldu.

36



Kent böylece göçmekteyken olan bitenlere kızan Theramenes (13) Otuzları utanmazca davranışlarına son vermeye, en iyi yurttaşlara devlet yönetiminde pay vermeye çağırdı. Otuzlar önce buna ayak diredilerse de Theramenes ile kendi aralarındaki konuşmalar halk arasına yayıldığından onun halkın öncüsü olup mutlak egemenliklerini yıkmasından korkarak devlet yönetiminde pay vereceklermiş gibi üç bin yurttaş için listeler yapmaya koyuldular. Theramenes önce en iyi yurttaşlara devlet yönetiminde yer vermeyi kararlaştırdıkları halde en iyilerin sayısı bu kadarmış gibi yalnızca üç bin yurttaşa siyasa hakkı verdiklerini, sonra da güce dayanan, fakat egemenlik altında bulunanlardan daha güçsüz bir egemenlik kurmakla birbirini tutmayan iki şey yaptıklarını yüzlerine vurarak Otuzları bozdu. Otuzlar bu sözlere hiç aldırmadılar, üç bin yurttaşın listesini yapmayı uzun zaman sürdürdüler; listeye yazmak üzere seçtikleri yurttaşların adlarını da yanlarında sakladılar. Listeleri asmaya karar verdikçe ya listede bulunanlardan bazılarını yazmıyorlar, ya da dışardan birtakım kimselerin adlarını onların yerine yazıyorlardı.



37



Thrasybulos sürgünlerle birlikte Phyle Kalesi'ni ele geçirdiği sırada artık kış başlamak üzereydi. Otuzlar onlara karşı yaptıkları seferde başarısızlığa uğradıklarından bütün yurttaşların ellerinden silahlarını almaya, Theramenes'i yok etmeye karar verdiler. Bunu şöyle yaptılar: Kabul etmesini isteyerek Meclis'e iki yasa sundular. Bu yasalarda biri Otuzlara, listeye alınmamış olan yurttaşları öldürmek hakkını veriyor, ötekisi Eotoneia adasındaki kaleyi yıkmış ya da dört yüz on bir yılında ilk oligarkhik yönetimi kurmuş olan Dörtyüzlere karşı kabahat işlemiş olanların şimdiki yönetimde payları olmasının önüne geçiyordu. Theramenes ise bunların her ikisini de yapmış olduğundan bu yasa onaylanınca yurttaşlık hakkı kalmıyor ve Otuzlar onu öldürmeye hak kazanıyorlardı. Theramenes'in vücudunu ortadan kaldırdıktan sonra Otuzlar üçbinlerden başka bütün öteki halkın silahlarını ellerinden aldılar ve bütün yaptıklarında daha çok sertlik, alçaklık, kötülük gösterdiler. Lakedaimonia'ya elçiler göndererek Theramenes'e karşı suçlamalarda bulundular, kendilerine yardım edilmesini istediler. Lakedaimoialılar Otuzların dileklerine peki dediler ve Kallibios'u harmostes (14 ) olarak yedi yüz kadar erle yardıma yolladılar. Bunlar Atina'ya varınca Akropolis'i tuttular.



38



Bundan sonra Phyle'deki sürgünler Munikhia limanını ele geçirdiler ve Otuzlarla birlikte yardıma koşanları bir meydan savaşında yendiler. Tehlikeyi atlattıktan sonra çekilip Atina'ya dönen kentli Atinalılar ertesi gün Agora'da (pazar yeri) toplanıp Otuzları devirdiler, yurttaşlar arasından on kişi seçerek savaşı bitirmek üzere onlara sınırsız yetkiler verdiler. Bunlar yönetimi ele aldıktan sonra yapmak üzere seçildikleri işlerden hiçbirisine el sürmedikleri gibi yardım ve borç para istemek üzere Lakedaimonia'ya adamlar yolladılar. Siyasa hakları olan yurttaşlar bu olaylara kızdıklarından devrilmekten korkan on'lar bu yurttaşları korkutmak için -bu bekledikleri oldu- yurttaşların en ileri gelenlerinden biri olan Demaretos'u yakalayıp öldürdüler.

Kallibios'un ve Atina'da bulunan Peloponnesoslu erlerin ve bunlardan başka atlılar sınıfından birkaç kişinin yardımıyla iktidarı sıkıca ellerinde tuttular. Atlıların yardım etmesi Phyle'deki sürgün demokratların Atina'ya dönmemeleri için en çok çalışan yurttaşlar arasında bu sınıftan olan birtakım kimselerin bulunmasından ileri geliyordu. Fakat Peiraieus ve Munikhia'yı ellerinde tutan sürgünler, bütün halk onlardan yana geçince, ağır bastılar. Bunun üzerine Atinalılar önce seçmiş oldukları on kişilik kurulu devirip pek iyi olduklarını sandıkları başka on yurttaşı seçtiler. Bunların yönetiminde ve yine bunların yardımı ve istekli çalışmalarıyla bir anlaşmaya varılarak Halk Partisi'nden olanlar kente döndüler. Bu on kişinin başında gelenler Paianialı Rhinon ile Akherduslu Phayllos idi. Bunlar daha Isparta Kralı Pausanias gelmeden önce Peiraieus'taki demokratlarla konuşup görüşmeye başlamışlardı. O geldikten sonra da onunla uyum içinde bütün çabalarıyla sürgünlerin dönmesi için çalıştılar. Anlaşma ve barış işlerini, kendisine yardım için ve yine kendi isteğiyle ardından Lakedaimonia'dan gönderilen on arabulucuyla birlikte İsparta Kralı Pausanias tamamladı. Rhinon ve arkadaşları halka ettikleri iyiliklerden dolayı herkes önünde övüldüler. Bunlar oligarkhik bir yönetim döneminde işlerin başına geçip demokratik bir yönetim döneminde yaptıklarının hesabını verdiler. Ne kentte kalmış olanlardan, ne de Peiraieus'tan dönmüş olanlardan suçlarını söyleyen biri çıktı. Bunlardan dolayı Rhinon çok geçmeden strategos seçildi.



39



Partilerin uyuşması Eukleides'in arkhonluğu yılında aşağıdaki koşullara göre oldu: Atina'da kalmış olan yurttaşlardan başka yere geçmek isteyenler Eleusis'te oturacaklar. Bunların yurttaşlık hakları saklı kalacak, özgür ve tümüyle serbest olarak mallarıyla mülklerinden yararlanacaklar.

Eleusis tapınağını her iki taraf birlikte kullanacaklar: Atalar zamanından şimdiye kadar olageldiği gibi Keryk ve Eumolpid soyları bu tapınağa bakacaklar.

Demeter ve Persephone şerefine yapılan din törenleri zamanı dışında Atina'da oturanların Eleusis'e, Eleuisis'te oturanların Atina'ya gidip gelmeleri yasak olacak.

Eleusis'e göçen Atinalılar öteki Atinalılar gibi savaşdaşlık kasasına gelirlerinden yardımda bulunacaklar.

Atina'yı bırakıp gidenler Eleusis'te ev almak isterlerse ev sahibi ile uyuşacaklar; birbirleriyle uyuşamazlarsa her ikisi de üçer fiyat tahmincisi seçecekler ve bunların biçtikleri pahaya göre satın alacaklar. Eleusisliler ev satın alanların yanında onların isteğiyle oturabilecekler.

Atina'dan göçmek isteyenlerden Atina'da bulunanlar yemin edecekleri günden sonraki on gün içinde kendilerini yazdıracaklar, yirmi gün içinde de çıkıp gidecekler. Atina'da bulunmayanlar için Atina'ya döndükleri günden başlamak üzere yine bu süre geçerli olacak.

Eleusis'e yerleşenler yeniden Atina'da oturmak için yazılmadıkça hiçbir devlet memurluğu alamayacaklar.

Bir kimse bir başkasını kendi eliyle öldürmüş ya da yaralamışsa, bu gibi davalara atalarımızdan kalma yöntemlerle bakılacak.

Geçmişte olan bitenlerden dolayı kimse kimseye karşı kin beslemeyecek. Otuzlar, Onlar, Onbirler ve Peiraieus'u yönetmiş etmiş olanlar bunun dışında kalacak. Yaptıklarının hesaplarını verirlerse bunlara da herkese davranıldığı gibi davranılacak. Peiraieus'u yönetmiş olanlar Peiraieus'ta; Atina devlet memurları, Atina'da para cezalarını biçen kurul önünde hesap verecekler.

Durumları böylece düzene girdikten sonra isteyenler göç edebilecekler.

Savaş için alınan ödünç paraları her iki parti ayrı ayrı ödeyeceklerdir.



40



Bu yolda uzlaşıldıktan sonra Otuzlarla birlikte savaşmış olanların hepsi korkuya kapılarak Eleusis'e göçmeyi düşündüler. Fakat herkesin her zaman yaptığı gibi yazılma işlerini en son günlere bıraktılar. Göçeceklerin ne kadar çok olduğunu gören ve bunları kentte alıkoymak isteyen Arkhinos yazılma için verilen sürenin son günlerini kaldırdı. Böylece birçok kimse istemedikleri halde kentte oturmak zorunda kaldılar. Sonunda korkularından kendilerini kurtardılar. Bunu yapmakla Arkhinos iyi bir devlet adamı olarak davrandığı gibi sonradan da Thrasybulos'un demokratlarla birlikte Peiraieus'tan Atina'ya gelmiş olan ve içlerinde şüphesiz birçok köle bulunan kimselerin hepsine Atina yurttaşlığı hakkı verilmesini isteyen önerisini anayasaya aykırı olmakla suçlayarak çok iyi yapmıştı. Üçüncü bir güzel davranışı da şudur: Atina'ya dönmüş olanlardan biri ilk olarak af yasası buyruklarını dinlemeyip eskiden işlenmiş kötülüklerden dolayı başka bir yurttaşa karşı kinini açığa vurunca Arkhinos onu olduğu yerde yakalattı. Meclis'in önüne çıkardı ve "demokratia'yı kurtarmak isteyep istemediğimiz şimdi belli olacak" sözleriyle adamı yargılamadan ölüme çarptırdı. Onu serbest bıraktıkları takdirde başkalarını da böyle davranmak için yüreklendirmiş, olacaklarını, öldürürlerse bununla herkese bir örnek vermiş olacaklarını söyledi. Dediği gibi oldu: Bu adam ölüm cezasına çarptırıldıktan sonra hiçbir zaman eskiden işlenmiş kötülüklerden dolayı af yasasına aykırı davranan olmadı. Önce başlarına gelmiş olan felaketlerden ders alan Atinalılar hem insan, hem de yurttaş olarak çok iyi ve uslu davrandılar. Yalnızca eskiden olup bitenlere karşı yapılan bütün suçlamaları silip atmakla kalmadılar, Otuzların savaş için aldıkları ödünç paraları, yapılan anlaşmada her iki partinin, Atina Partisi ile Peiraieus'taki Demokratlar Partisi'nin borçlarını, ayrı ayrı verecekleri yazılı olmasına karşılık, birlikte ödediler. Bunu birliğin ilk temeli olması gerektiğini düşünerek yaptılar. Başka devletlerde halk partilerinin iktidara geçtikten sonra kendi varlıklarından bir şey vermedikleri gibi bütün toprağı da yeniden bölüştürdükleri görülüyor.

Göçten iki yıl sonra, Ksenainetes'in arkhonluğu döneminde Eleusis'e göçüp yerleşenlerle Atinalılar uzlaştılar.



41



Bunlar olduğu zaman Halk Partisi devlete egemen durumdaydı. Pythodoros'un arkhonluğu yılında bugün de geçerli olan yönetim biçimi kurulmuştu. Kendi gücüyle Atina'ya dönen Halk Partisi haklı olarak iktidarı yine kendi eline almıştı. Bu, öncekiler de hesaba katılırsa Atina anayasasının uğradığı on birinci değişiklikti. Birincisi başlangıçtaki ilk durumun değişmesiydi; İon'un ve onunla birlikte gelenlerin Atina'da yerleşmesiyle olmuştu. Halk o zaman dört kabileye bölünmüş, kabile kralları belirlenmişti.

İkincisi -ve gerçek bir anayasa getiren ilki- Theseus'un krallıktan birazcık ayrılan devletiydi.

Ondan sonra Drakon'un yaptığı değişiklik geldi. Bu dönemde Drakon ilk olarak yasalar yazdı.

Üçüncü olarak, içdeki uzun dövüşmelerden sonra Solon'un değişikliği geldi. Bununla demokratia başladı.

Dördüncüsü, Peisistratos'un tyrannosluğudur.

Beşincisi, tyrannosluğun devrilmesinden sonra Kleisthenes'in kurduğu düzendir.

Bu düzen Solon'unkinden daha demokratikti.

Altıncısı, Med savaşlarından sonra Areopagos Meclisi'nin başa geçmesiyle olan değişikliktir.

Bundan sonra gelen yedincisini Aristeides ortaya atmış, Ephialetes Areopagos Meclisi'ni dağıtarak tamamlamıştır. Bu dönemde kent, deniz egemenliği yüzünden ve demagoglar elinde pek büyük yanlışlar yaptı.

Sekizinci olarak Dörtyüzlerin yönetimi ele almaları, dokuzuncu olarak da bundan sonra demokratianın yeniden kuruluşu gelir.

Onuncu değişiklik, Otuzların ve onların tyrannosluğudur.

On birincisi, Phyle ve Peiraieus'taki sürgün demokratların Atina'ya dönüşlerinden sonra başlayan ve bugün de sürmekte olan yönetim biçimidir. Bu arada, çoğunluk durmadan yetkilerini artırdı. Halk kendini her şeyin başı kıldı. Her şeyi halk meclisi kararları ve halk mahkemeleriyle halk çekip çeviriyor. Buraların biricik egemenidir. Önce Meclis elinde bulunan adli yetkiler halka geçti. Böyle olması da her halde doğrudur. Az sayıda kimse çoğunluktan daha kolay kazanç ya da kişi nüfuzunun baskısı altında baştan çıkabilirler. Önce Halk Meclisi'ne geleceklere bir ücret verilmemesi kararlaştırılmıştı. Toplantılara pek gelen olmadığından prytanlar oylarını kullanmak üzere çoğunluğu toplayabilmek için birçok çare düşündüler. İlk olarak Agyrrios, Halk Meclisi toplantılarına gelenlere bir obolos verdirdi. Ondan sonra kendisine "Büyük Kral" adı verilen Klazomenailli Herakleides bu gündeliği iki obolosa, ardından yine Agyrrios üç obolosa çıkardı.



42



Atina devletinin bugünkü yönetim durumu şudur:

Hem anası, hem babası Atinalı olanlar Atina yurttaşıdırlar.

On sekiz yaşını dolduranlar demotlar (bucaklılar) listesine yazılırlar. Gençler listeye yazılırken demotlar ant içtikten sonra şunları gözden geçirip oy vererek bir karara bağlarlar:

Önce yasanın gösterdiği yaşa gerçekten gelip gelmedikleri; demotlar "hayır" derse bunlar yeniden çocuklar arasına dönerler. İkinci olarak doğumlarının yasal bir evlilikten olup olmadığı; bir gencin özgür olmadığına karar verilirse genç mahkemeye başvurabilir. Demotlar davacı olarak kendi aralarından beş kişi seçerler. Mahkeme gencin listeye yazılmasının doğru olmadığı yargısına varırsa kent onu köle olarak satar. Davayı kazanırsa demotlar onu listeye yazıp aralarına almak zorundadırlar. Bundan sonra yurttaşlar listesine yazılmış olanları Meclis gözden geçirir. Bir kimsenin on sekiz yaşından aşağı bir yaşta olduğu anlaşılırsa Meclis onu yurttaşlar listesine yazmış olan demotları para cezasına çarptırır. Gençler gözden geçirildikten sonra epheb (delikanlı) adını alırlar. Bunların babaları kabile kabile toplanırlar, ant içtikten sonra kendi kabilelerinden en iyi ve epheblerle uğraşmaya elverişli olduğunu düşündükleri kırk yaşından yukarı yurttaşlar arasından üçer kişi seçerler. Bu üçler arasından Halk Meclisi el kaldırarak her kabile için bir sophronistes (eğitici, danışman) ve onunla birlikte bütün bunların dışında bulunmak üzere öteki Atinalılar arasından bir kosmet (düzenci, başgözcü) seçerler. Bu başlar ephebleri toplayarak önce tapınakları dolaşırlar; ondan sonra Peiraius'a giderler. Epheblerin bir bölümü Munikhia'da, başka bir bölümü Akte Yarımadası'nda koruyuculuk ederler. Halk Meclisi ayrıca yine el kaldırma yoluyla onlar için bir paidotrib (beden eğitimi öğretmeni) ile tam silahlı olarak dövüşmeyi, ok ve kargı atmasını, katapult kullanmasını gösterecek öğretmenler seçerler. Geçinebilmeleri için devlet her sophronistese bir drakhme, bir ephebe dört obolos verir. Her kabilenin epheblerine verilen para o kabilenin sophronistesinin elindedir. O bu parayla hepsine birden yiyecek -her kabilenin ephebleri bir arada yemek yerler- satın alır; bundan başka bütün işlere o bakar. Epheblerin ilk yılı böyle geçer. İkinci yılda savaş için öğrendiklerini tiyatroda toplanmış olan halk önünde gösterdikten sonra kent onlara kalkan ve mızrak verir. Bundan sonra ephebler kolcu olarak dolaşırlar, ya da müstahkem yerlerde bekçilik ederler. Khlamyd adlı üniformayı giymiş olarak böylece iki yıl hizmet ederler. Bu zaman içinde devlet onlara hiçbir yük yüklemez. Bundan başka hiçbir bahaneyle görevleri başından ayrılmamaları için ne birine karşı dava açabilirler, ne de dava edilebilirler. Yalnızca bir miras almak ya da kendi soyundan tek varis bir kızla evlenmek ya da soyunun yasalarına uygun olarak bir rahipliğe girmek gibi durumlar ayrı tutulur. İki yıl geçtikten sonra ephebler artık öteki yurttaşlar arasına katılırlar.



43



Yurttaşlık listesine yazılma ve epheblikle ilgili işler bunlardır. Bütün küçük yönetim memurları kurayla atanırlar. Yalnızca savaş paraları hazinecisi, bayram törenlerinin para işlerine bakanlar ve su çeşmelerine bakanlar el kaldırma yoluyla seçilirler. Böylece seçilenler bir Panathenaia bayramından öbür Panathenaia bayramına kadar iş başında kalırlar. Bütün asker memurlar da oylamayla seçilirler.

Her kabile için ellişer kişi olmak üzere beş yüz üyelik meclis kurayla seçilir. Her kabilenin üyeleri kurayla kararlaştırılan sırayla belli süre prytanlık ederek işlerin başında doğrudan doğruya bulunurlar. İlk dört prytanlık otuz altışar günlük, öteki altı prytanlık otuz beşer günlüktür. Çünkü Atinalıların yılı ay yılıdır. Prytanlık ederek başkanlık divanında bulunan meclis üyeleri, masrafı devletin olmak üzere Tholos adlı kubbeli yapıda yemeklerini yedikten sonra Meclis'i ve Halk Meclisi'ni toplarlar. Meclis iş yapılmaması gereken günler dışında, her gün, Halk Meclisi'yle her prytanlık süresince dört defa toplantıya çağrılırlar. Prytanlar konuşulacak işleri, bunların Meclis'te her günkü sırasını, toplantı yerini önceden yazıp asarlar. Onlar yine bu şekilde Halk Meclisi'nin toplanacağı zamanları önceden yazıyla bildirirler. Toplantılardan bir tanesi ana toplantıdır. Bu toplantıda memurların görevlerini iyi yapıp yapmadıkları konusunda oy verilir, yiyecek ve yurdun korunması işleri konuşulur. Yine o gün yurda hainlik ve benzerleri gibi ağır suçlardan dolayı her dileyen suçlamalarda bulunabilir, el konulan malların listesi, miras ya da tek mirasçı kız istemek üzere verilen dilekçeler okunur. Bu dilekçelerin okunmasının nedeni herhangi bir mülk sahipsiz kalmışsa bunu herkesin öğrenmesi içindir. Altıncı prytanlıkta bu ana toplantıda, yukarda sayılanlardan başka, halk kararıyla bir kimsenin sürgüne yollanıp yollanmayacağı oya konur, Atinalı ya da yabancı olup da Atina'da oturan sykophanteslere karşı mahkeme kararından önce hüküm verilmesi dilekleri -her iki soydan yalnızca üçer kişiye kadar konuşma hakkı verilebilir - halka herhangi bir şeyi yapacaklarına söz verip de sözlerini tutmamış olanlara karşı suçlandırmalar konusunda oy verilir. İkinci bir toplantı dilekçelere ayrılır. Bu toplantıda her isteyen elinde bir zeytin dalı olduğu halde ortaya çıkıp onu yere koyarak kişileri ya da devleti ilgilendiren işler konusunda halk önünde söz söyleyebilir. Toplantılardan öteki ikisi başka işler içindir. Yasalar bu toplantılarda üç tane dinle, üç tane devletle ve yine üç tane elçi ve çağırıcılarla ilgili iş üzerine konuşulmasını buyurur. Ara sıra konuşulacak konuların sırası önce oya konulmadan konuşmaların başladığı oluyor.

Çağırıcılar ve elçiler önce prytanlara gelirler. Mektup getirmiş olanlar bunları prytanlara verirler.



44



Prytanların kura ile seçilen bir başı (epistat) vardır. Bu baş bir gece ve bir gün başkanlık eder. Hiçbir kimse daha uzun zaman başkanlık edemediği gibi, bir kimse iki defa başkan olamaz. İçinde hazinenin, kent arşivinin, devlet mührünün bulunduğu tapınakların anahtarlarını o saklar. Epistatın ve onun buyruğuyla prytanların üçte birinin Tholos adlı kubbeli yapıda kalmaları gerektir. Prytanlar Meclis'i, ya da Halk Meclisi'ni topladıkları zaman başkan, prytanlık eden kabile dışında, her kabile için birer kişi olmak üzere kurayla dokuz proedros ve bu proedroslar arasından başka bir başkan seçerek onlara o günkü gündemi yazılı olarak verir. Proedroslar bu yazıyı alınca her şeyin düzenli olmasına çalışırlar, konuşulacak konuları bildirirler, el kaldırmayla verilen oyları sayarlar, kısacası bütün işleri çevirirler. Toplantıya son vermek yetkileri vardır. Bir yıl içinde bir kimsenin Meclis'e bir defadan çok başkanlık etmesi yasaktır; her prytanlık döneminde bir defa proedros olunabilir.

Halk Meclisi'nde, halkın önceden verdiği karara uygun olarak, strategosların hipparkhososların ve başka askeri memurların seçimi yapılır. Seçimi altıncı prytanlıktan sonra gelen ve başkanlık sürelerinde gök işaretleri iyi olan prytanlar yaparlar. Bunun için de, önce Meclis'in karar alması gerekir.



45



Eskiden Meclis'in para cezasına çarptırma, hapsettirme ve öldürme yetkisi vardı. Bir gün Meclis, Lysimakhos adlı birini celladın eline vermişti. Bu adam öldürülmek üzere beklerken Alopeke bucağından Eumelides, hiçbir yurttaşın mahkeme kararı olmaksızın öldürülemeyeceğini söyleyerek onu celladın elinden alıp ***ürdü. Yapılan yargılama sonunda Lysimakhos salıverildi. Halk, Meclis'in elinden ölüm cezası verebilme, hapsetme, para cezasına çarptırma yetkilerini alıp şu yasayı yaptı:

Meclis herhangi bir yurttaşı bir suçtan dolayı mahkûm eder ya da para cezasına çarptırırsa, thesmotetler bu hükmü, ya da ceza kararını mahkemeye verecekler; yargıçların oylarının sonucu, neyse yalnızca o geçerli olacak.

Meclis; memurlarının çoğunu, özellikle para işlerine bakanları yargılar. Fakat verdiği hüküm kesin hüküm sayılmaz. Yeniden yargılama için mahkemeye başvurulabilir. Özel kimseler de memurları yasaları saymadıklarından dolayı Meclis önünde suçlayabilirler. Meclis bu gibi memurları mahkûm ederse bunlar temyiz ederek mahkeme kararı isteyebilir.

Gelecek yıl Meclis üyesi olacakları ve yeni dokuz arkhonu, elverişli olup olmamaları bakımından, Meclis yoklar. Eskiden Meclis değerli bulmadığı kimseleri listeden çıkarabilirdi. Bugünse çıkarılanlar bu kararın kaldırılması için mahkemeye başvurabilirler. Bu gibi durumlarda artık Meclis biricik ve kesin hüküm yeri değildir. Meclis'in başka bir ödevi, halkın oyuna sunulacak işleri önce konuşup hazırlamaktır. Meclis'in önceden konuşup bir karara (probuleuma) bağlamadığı ve prytanların o günkü konuşulacaklar arasına yazıp bildirmemiş oldukları hiçbir şey Halk Meclisi'nde oya konamaz. Bu kurala aykırı olarak dışardan bir öneriyi oya koydurana karşı, yine bu kural gereğince, yasalara uymama davası açılabilir.

46



Meclis yapılmış olan savaş gemilerine, onları donatmak için gerekenlere, gemi yapımevlerine bakar, yeni gemiler yaptırır. Bu gemiler halkın verdiği karara göre, üç (trier) ya da dört kat kürekli olurlar. Bu yeni gemiler için gerekecek donanımı ve yapımevlerini yaptırmak da onun üzerindedir. Gemileri yapacak arkhitektler Halk Meclisi'nde el kaldırma yoluyla seçilirler. Meclis üyeleri kendilerinden sonraki yeni Meclis'e bu yapıları bitmiş olarak teslim etmezlerse kendilerine yeni Meclis döneminde armağan olarak verilmesi gelenekleşmiş şeref çelengini alamazlar. Gemilerin yapılmasını Meclis kendi arasından seçtiği on kişilik bir kurula bırakır. Bütün devlet yapılarını da Meclis gözden geçirir ve yoklar. Bir yapı yüklenicisinin yolsuzluğu görülürse, bunu halka bildirir. Onu önce kendisi mahkûm ettikten sonra mahkemeye verir.



47



Meclis öbür memurların yönetim görevlerinin çoğuna karışır. Bunların başında Tanrıça Athena'nın hazinecileri gelirler. Bunların sayısı on olup her kabileden bir kişi olmak üzere kurayla seçilirler. Solon'un koymuş olduğu ve bugün de geçerli olan bir yasaya uygun olarak kura birinci vergi sınıfı olan pentakosiomedimnoslar arasında çekilirse de, kurayı kazanan yoksul da olsa memurluk eder. Athena'nın heykeliyle Tanrıça Zafer'in altın heykellerini ve bütün başka süs ve paraları hazineciler saklamak üzere Meclis'in önünde alırlar.

Sonra poletesler (devlet satıcıları) gelir. Bunların da sayısı ondur. Her kabileden birer kişi olmak üzere kurayla seçilirler. Poletesler devletin bütün kira, vergi toplama ve artırmaya çıkarma işlerine bakarlar. Yine onlar savaş kasası hazinecisi ve bayram törenleri paraları hazinecileriyle birlikte madenleri işletme hakkıyla gümrükleri ve vergileri satarlar. Artırmayla iş verme yalnızca Meclis'in el kaldırarak kabul ettiği kimselere yapılabilir. Üç yıl için kiraya verilecek olanlarla on yıl için kiracıya bırakılacak olan madenler için de yol budur. Areopagos tarafından mahkûm edildikleri için kaçanların ve başka kimselerin zoralımla elkonmuş mal ve mülklerini de poletesler, Meclis önünde satılığa çıkarırlarsa da, dokuz arkhonun bunları onaylaması gerekir. Vergilerle gümrükler gibi devlet gelir kaynaklarından bir yıl için verilenleri poletesler toplayıcıların adları ve fiyatlarla birlikte ak tahtacıklar üzerine yazıp Meclis'e verirler. Ayrıca on tahtacık üzerine her prytanlık döneminde para ödeyecek olanların adlarını yazarlar ve yine ayrı ayrı olmak üzere şu iki listeyi yaparlar: Her sefer için ayrı bir yazı tahtacığına yazmak üzere yılda üç defa para vereceklerin listesi, yılda bir sefer olmak üzere dokuzuncu prytanlık döneminde borçlarını ödeyeceklerin listesi.

Mahkeme kararıyla zoralımla elkonan ve satılan toprak ve yapıları da poletesler yazarlar; satışı yapanlar da onlardır. Değerlerinin ödenme süresi evler için beş, topraklar için on yıldır. Paralar dokuzuncu prytanlık içinde verilir. Tanrılar için ayrılmış topraklara gelince arkhon -kral bunların kiralarını ak tahtacıklara yazarak Meclis'e bildirir. Bu gibi topraklar on yıl için kiraya verilirler. Para ödeme zamanı yine dokuzuncu prytanlıktır. Bu yüzden dokuzuncu prytanlıkta pek çok para toplanır. Üzerlerinde ödenecek paraların ve ödeme zamanlarının yazılı olduğu tahtacıklar Meclis'e verilir. Bunları yazıcı köle saklar. Paraların ödenme zamanı gelince yazıcı bu tahtacıkları bulundukları raftan indirerek apodekteslere (alıcılar) verir. Apodekteslere verilen bu tahtalarda yazılı olan borçlar o gün ödenmek ve ödendikten sonra silinmek zorundadır. Paralar ödenmeden önce silinmemeleri için öteki tahtacıklar ayrı bir yerde bulunur.



48



On apodektes vardır. Her kabileden birer kişi olmak üzere kurayla seçilirler. Bunlar poleteslerin yazdıkları tahtacıkları alırlar, verilen borçları Meclis'in Meclis Konağı'ndaki toplantısında silerler. Sonra tahtacıkları yazıcı köleye geri verirler. Borcunu zamanında ödemeyen olursa adı tahtacıkta yazılı kalır. Böyle bir kimsenin borçlu olduğu paranın iki katını ödemediğinde hapse girmesi gerekir. Bu paraları Meclis toplar ve yasalar ona hapsetme yetkisini verir.

Apodektesler vadesi gelen paraları aldıkları gün bunları ayrı ayrı memurluklar arasında bölüştürürler. Bölüştürdükleri paraların hesabını tahtacık üzerine yazıp ertesi gün Meclis'e verir, toplantıda üyelerin önünde okurlar ve Meclis'ten paraların bölüştürülmesinde özel bir kimsenin ya da bir memurun bir yolsuzluğunu bilen varsa söylemesini isterler. Bir kimsenin yolsuzluk ettiği sanılırsa bunu oya koyarak bir karara bağlarlar.

Meclis üyeleri kendi aralarından on logistes (sayman) seçerler. Bunların ödevi, her prytanlıkta memurların verdikleri hesapları gözden geçirmektir.

Bundan başka her kabile için bir kişi olmak üzere kura ile euthynlar (araştırıcılar) ve her euthyn için de onlara yardımcı olarak ikişer paredos seçerler. Bunlar kabilelerin toplantılarında kendi kabilelerinin koruyucu kahramanının heykeli yanında oturmak zorundadırlar. Bir mahkeme önünde hesap vermiş bir memura karşı kişisel ya da devleti ilgilendiren bir hesap verme davası açmak isteyen her yurttaş hesap verme gününden sonraki üç gün içinde, kendi adıyla mahkemenin suçsuz olarak gösterdiği memurun adını, ortaya attığı suçu, ona verilmesini doğru bulduğu cezayı bir ak tahta üzerine yazarak euthyne verir. Euthyn bu yazıyı alır, işi araştırır, memurun suçlu olduğunu görürse, kişiyi ilgilendiriyorsa o kabilenin davalarına bakan bucak yargıçlarına devleti ilgilendiriyorsa Thesmothetes'e yazıyla bildirir. Thesmothetesler bunu alınca hesap verme davasını mahkemede açarlar. Yargıçların verecekleri karar kesindir.



49



Meclis atları da gözden geçirir. Bir atlının kendisine verilen güzel bir atı beslemediğini görürse onu besleme masrafına eşit bir para cezasına çarptırır. Ötekilerle birlikte gidemeyen ya da yerinde durmak istemeyip geri geri giden atların çenesine tekerlek biçiminde kızgın bir demirle damga basar. Bu damgayı taşıyan at orduda kullanılamaz demektir. Bu işi görecek durumdalar mı, değiller mi diye atlı denetçileri gözden geçiren Meclis'tir. Meclis üyelerinin el kaldırarak bu sınıftan çıkarılmasına karar verdikleri atlı denetçinin hemen atı alınır, kendisi yayalar arasına sokulur. Atlılar yanında dövüşen yayaları da o denetler. Bunlar içinden Meclis'in işe yaramaz dediği kimselerin hemen ücretleri kesilir.

Atlıları, halkın el kaldırarak seçtiği on kişilik bir devşiriciler kurulu devşirir. Devşiriciler devşirdikleri atlıların adlarını hipparkhoslara ve phylarkhoslara verirler. Bunlar da bu listeyi alıp Meclis'e sunarlar. Sonra atlıların adlarının yazılı olduğu mühürlü olarak saklanan kütüğü ortaya çıkararak bedence atlılık yapamayacak durumda olduklarını ant içerek söylemiş olan eski atlıların adlarını siler, yeni devşirilenleri çağırırlar. Yenilerden bir kimse, bedence ya da varlık bakımından gücünün atlı olmaya yetmediğini yeminle ileri sürerse onu salıverirler. İleri sürdüğünü yeminle sağlamlaştırmayan kimseye gelince, onun atlı olmaya elverişli olup olmadığı üzerine meclis üyeleri el kaldırarak oy verirler. Elverişlidir demişlerse adı kütüğe yazılır; değildir demişlerse onu da salıverirler.

Bir zamanlar Meclis, arkhitektlerin yaptıkları planlarla Panathenaia bayramında Tanrıça Athena'ya sunulacak işlenmiş giysilerin biçimleri üzerine de karar verirdi. Bugün bununla uğraşanlar bu iş için kurayla yargıçlar arasından seçilen kimselerdir. Meclis üyelerinin kendilerini yargılarında hatır gönül dinlemeye, duygularına kaptırdıkları anlaşılıyor. Meclis savaş kasası hazinecisiyle birlikte Tanrıça Zafer'in (Niuke) altın heykelleri ile Panathenaia bayramında verilecek yarış ödüllerinin hazırlanmasına da bakar.

Meclis'in başka bir ödevi de sakatları gözden geçirmektir. Kazançları üç minadan az olanlarla vücutlarının sakatlığı yüzünden hiçbir iş yapamayanları Meclis'in araştırmasını ve yiyecek giderlerine karşılık devletin bu gibi kimselerin her birine günde iki obolos vermesini buyuran bir yasa vardır. Kurayla seçilen bir hazineci sakatlara verilecek parayla ilgilenir.

Kısacası, Meclis pek çok işte bütün öbür memurluklarla birlikte çalışır.



50



Meclis'in baktığı işler bunlardır. Kurayla seçilen memurlardan bir de tapınak onarıcıları adı verilen on kişilik bir kurul vardır. Bunlar Apodekeslerden aldıkları otuz minayla tapınaklardan en çok onarılması gerekenleri onarırlar. Bunlardan başka yine kurayla seçilen on astynomos vardır. Bunların beşi Peiraieus'ta, beşi Atina'da çalışırlar. Flüt çalan arp çalan ve kitaracı kadınların iki drakhmeden çok parayla tutulması işini kovuştururlar. Birçok kimse aynı kadını tutmak istiyorsa astynomoslar bunlar arasında kura çeker, kurayı kazanan kadını tutar. Ayrıca kent çöplerini kaldırma işini üzerlerine almış olanların çöpleri kent duvarlarına on statlık uzaklıktan daha yakın yerlere boşaltmamalarına dikkat ederler. Kamuya açık yollar üzerine yapı yapılmasını, yapılara balkon gibi çıkıntılar eklenerek yolların kapatılmasını, evlerin üzerindeki olukların yağmur sularını caddeye akıtacak biçimde yapılmasını, pencere kanatlarının cadde üzerine açılmasını önlemekle görevlidirler. Yollarda ölenleri kaldırtma işi de onların üzerindedir; bu iş için yardımcı olarak onlara devlet köleleri verilmiştir.



51



On agoranomos (pazarcıbaşı) da kurayla atanır. Bunların beşi Peiraieus için, beşi de Atina içindir. Yasalar bunlara pazarda satılan bütün yiyecekleri gözden geçirme, temiz ve katıksız olarak satılmalarını sağlama görevlerini yüklerler. On metronomosun (ölçücübaşı) atanması için de kura çekilir. Bunların da beşi Atina'da, beşi Peiraieus'ta bulunur. İşleri satıcıların kullandıkları her türlü ağırlık ve uzunluk ölçülerini gözden geçirip doğru olup olmadıklarına bakmaktır. Eskiden beşi Peiraieus, öteki beşi Atina için olmak üzere kurayla atanmış ve tahıl satışına bakan on tahıl koruyucusu vardı. Bunların sayısı bugün Atina'da yirmi, Peiraieus'ta on beştir. Bunlar önce pazara getirilen işlenmemiş tahılın uygun fiyatla satılmasını sağlarlar. Sonra değirmencilerin arpa ununu arpanın fiyatına uygun, fırıncıların ekmeği buğdayın fiyatına uygun olarak satıp satmadıklarına ve memurların koymuş oldukları ağırlıklara göre tartıp tartmadıklarını denetlerler. Ekmeklerin ağırlıklarını saptamak yasanın onlara yüklediği bir görevdir. Ticaret eşyası limanı için de kurayla on gözcü belirlenir. Oradaki ambarlara bakmak, gemilerle tahıl limanına gelen tahılların üçte ikisini Atina'ya taşımaları gerektiği konusunda tüccarları uyarmak ve bunu sağlamak bunların görevidir.

Cezaevinde olanlara bakacak onbirler de kurayla ayrılırlar. Yakalanan hırsızları, insan kaçıranları ve yol kesenleri, suçlarını açıkça söylemeleri durumunda ölüm cezasına çarptırırlar, inkâr ediyorlarsa mahkemeye verirler. Mahkemenin suçsuz bulduklarını bırakırlar, mahkûm ettiklerini hemen ölümle cezalandırırlar. Ele geçirmiş olanlardan zoralımla geri alınması istenen devlet tarlalarının listesini onbirler mahkemeye yollarlar; devlet malı olduğuna karar verilenleri poletlere verirler. Haber verme yoluyla yapılan cezayı gerektiren suçlandırmaları mahkemeye veren onbirlerdir: Bu yetki onlara verilmiştir. Yalnızca bu tür davalardan birkaçını da thesmothetsler yargıçlara bildirirler. Beş "dava başlattırıcı" da iki kabile başına bir kişi olmak üzere kurayla belirlenir. Bunların görevi bir ay içinde görülmüş olması gereken davalarda yargılamanın başlamasını sağlamaktır. Bir aylık davalar şunlardır:

Çeyizin geri verilmesi için açılan dava, aldığı borç parayı ödemeyen birine karşı açılan dava, aldığı ödünç paranın her minası için verilmesi gereken aylık faizi ödemeyenlere karşı açılan dava, pazarda iş yapmak üzere ödünç alınan sermaye davası. Bunlardan başka hakaret davaları, dernekler ve birliklerle ilgili davalar, koşum hayvanları, köleler, bir savaş gemisini donatmayı üzerine alan zengin bir yurttaş ve sarraflıkla ilgili davalar.

Dava başlattırıcılar bu gibi davaları bir ay içinde gördürür, bir karara bağlanmasını sağlarlar. Apodekteslerin devlet vergileri ve gümrükleri toplayıcıları için ya da onlara karşı açtıkları davalar da bir ay içinde görülmesi gereken davalardandır. Bunlardan on drakhmeye kadar olanlar üzerine karar vermek apodekteslerin yetkisi içindedir; özellikle parayla ilgili davaları mahkemeye yollarlar.

53



Kırk bucak yargıcı da her bucaktan dört kişi alınmak üzere, kurayla atanırlar. Kırklar öteki davalara bakarlar. Bunların sayısı eskiden otuzdu;bucak bucak dolaşarak yargıçlık yaparlardı. Otuzların oligarkhiasından sonra sayıları kırka çıkarıldı. Kırkların on drakhmeye kadar olan davalarda kendi başlarına karar vermek yetkileri vardır. On drakhmeden yukarı olan davalar üzerine hüküm vermeyi hakemlere (diaitetes) bırakırlar. Hakemler davayı ele aldıktan sonra iki yanı uzlaştıramazlarsa bir karar verirler. Bu kararı kavgalılar doğru bulurlar ve ona bağlı kalacaklarına söz verirlerse, yargılama bitmiş demektir. İki yandan birisi halk mahkemesine başvurursa hakem tanıkların söylediklerini, tanıklık ya da belge göstermekle ilgili çağrıları, bakılan yasaları, biri davacının öteki dava edilenin olmak üzere iki ayrı kap içine koyar, bunları mühürler. Bir tahtaya yazılmış olan hakem kararını da onlara bağlayarak hepsini Kırklar arasından dava edilenin kabilesinin işlerine bakan dört yargıca yollar. Bu yargıçlar belgeleri aldıktan sonra davayı halk mahkemesine verirler. Bin drakhmeye kadar olan davalara iki yüz bir, bin drakhmeden çok paralarla ilgili davalara dört yüz bir yargıçlık bir halk mahkemesi bakar. Dava yeniden görülürken hakemin kaplara koyup mühürlemiş olduğu yasalardan, tanıklığa çağrılardan, tanıkların söylemiş olduklarından başka şeylere başvurulmasını istemek yasaktır.

Hakem olabilmek için yurttaşların altmış yaşına varmış olmaları gerekir. Altmış yaşına varıp varmadıklarını anlamak için arkhonlarla eponymlerin listesine bakılır. Her kabilenin birer tane olmak üzere on kabile eponymi (15), bir de ayrıca her doğumdan olanlar için birer tane olmak üzere kırk iki yaş eponymi vardır. Ephebler listesi yapılırken eskiden adlar ak tahta üzerine yazılır, onların yanına yazma işi kimin arkhonluğu zamanında yapılırsa onun ve bir yıl önce hangi doğumlular hakemlik etmişse o doğumun eponyminin adı eklenirdi. Epheblerin adı bugün tunç bir levhaya yazılıp Meclis Konağı önünde on koruyucu kahramanın (eponym) heykellerinin yanına dikiliyor. Kırklar eponymlerin sonuncusunu alıp onun listesinde adı bulunanlara hakemlikleri dağıtırlar, her hakeme bakması için verilecek davaların saptanması için kura çekerler. Her yurttaş kurada kendisine çıkan işlere hakem olarak bakmak zorundadır. Yasa, altmış yaşına geldiği halde hakemlik yapmamış olanların yurttaşlık hak ve şereflerini kaybedeceklerini bildirir. Yalnızca bir devlet memurluğunda bulunanlar ya da o yıl yurtdışında bulunanlar bu cezaya çarptırılmazlar.

Bir kimse, bir hakemden haksızlık görmüşse bunu hakemler kuruluna bildirerek o hakemin cezalandırılmasını isteyebilir. Hakemler kurulu bu hakemi suçlu bulursa o bütün yurttaşlık hak ve şereflerini yitirir: Yasaların buyruğu budur. Ancak, suçlu bulunan hakem de halk mahkemesinden bu kararın temyizini isteyebilir.

Eponymler askerlik hizmeti için de kullanılırlar. Askerlik çağında olanlar savaş için çağrılacakları zaman, hangi arkhon ve eponyme kadar olanların sefere çıkacağı yazılıp asılır.
imza

Tüm hakları keyfimin kahyasına aittir...

Z&E

“Ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin...... Savaş sloganlarımız kulaktan kulağa yayılacaksa ve silahlarımız elden ele geçecekse ve başkaları mitralyöz sesleriyle, savaş ve zafer naralarıyla cenazelerimize ağıt yakacaksa, ölüm hoş geldi, safa geldi!”
E.C.G
Alıntı Yaparak Cevapla