Yalnız Mesajı Göster
  #3  
Eski 30-12-2005, 07:24 PM
zirzop kullanıcısının avatarı
zirzop zirzop Çevrimdışı
Asil Üye
 
Giriş: Oct 2005
Konum: Gorkiparktan
Mesaj: 530
zirzop is a jewel in the roughzirzop is a jewel in the roughzirzop is a jewel in the rough
18



Yaşları ve doğuş hakları gereğince iktidar Hipparkhos ile Hippias'ın ellerinde idi. Bunlardan yaşça daha büyük, doğuştan devlet işlerine istekli ve ağırbaşlı olan Hippias yönetimi ele aldı. Hipparkhos'un hoş vakit geçirmeyi, müzik ve şiiri seven, sevgi düşkünü bir yaratılışı vardı. Anakreon'u, Simonides'i ve daha başka şairleri Atina'ya çağıran oydu. Çok daha genç olan Thettalos hiçbir şeyden çekinmeyen azgın ve dikbaşlı biriydi. Ötekilerin uğradıkları bütün kötülükler onun yüzünden çıktı. Harmodios'a âşık olan Thettalos sevgisine karşılık göremeyince öfkesini yenmek şöyle dursun, tersine, her fırsatta ona öfkesini duyurdu. Harmodios'un kız kardeşi, Panathenaia bayramında sepet taşıyıcı (1) olacaktı. Thettalos, Harmodios'un namuslu bir adam gibi yaşamadığını söyleyerek bunun önüne geçti. Buna çok kızan Harmodios ile Aristogeiton başka birçok kimseyle birlikte bilinen işi yaptılar.

Panathenaia bayramı günü Akropolis'te pusuda Hippias'ı beklerlerken -Hiparkhos alayı hazırlayıp yola çıkaracak, o da karşılayacaktı-, işi bilenlerden birinin Hippias ile sıkı fıkı konuştuğunu görünce her şeyin açığa vurulduğunu sandılar; yakalanmadan önce bir şey yapmak istediklerinden aşağı koştular ve ikisi zamanından önce ileri atılarak Leokreion tapınağı yakınında alayı düzene koymakla uğraşan Hipparkhos'u öldürdüler. Böylece bütün iş bozuldu. Harmodios'u Hipparkhos'un koruyucuları hemen oracıkta öldürdüler. Aristogeiton ise sonradan yakalanıp uzun işkenceler ardından öldürüldü. Yüksek ailelerden tyrannosun dostu olan birçok kimsenin tasarlanandan bilgileri olduğunu işkence zoruyla söyledi. Hemen yapılan araştırmalar sonunda böyle olduğunu gösterir hiçbir iz bulunamadı. Hippias'ın bayram alayında bulunanların silahlarını almak için yoklama yaptırdığı, birçoklarının üzerinde hançer bulunduğu sözleri doğru değildir. Çünkü alayda bulunanlar o dönemlerde silahlı değillerdi. Bu sonradan demokratia zamanında çıkan bir gelenektir. Halkçılar Aristogeiton'un, tyrannosun dostlarını yalan olduğunu bile bile suçladığını, bununla tyrannoslara kendi dostlarını suçsuz olarak ortadan kaldırtmakla hem pek dinsizce bir cinayet işletmek, hem de böylelikle güçsüz düşürmek istediğini, başka birtakım kimseler ise onun bunu uydurmadığını, suç ortaklarını ele verdiğini söylüyorlar. Ne yaptıysa ölüme kavuşamayan Aristogeiton, en sonunda daha birçok kimseyi de ele vereceğini söyleyip kendisine bir şey yapılmayacağının güvencesi olarak Hippias'ı sağ elini uzatmaya kandırdı. Elini sıktıktan sonra kardeşinin katiline elini uzattığı için onunla alay etti. Buna pek kızan Hippias öfkesinden kendini tutamadı, hançerini çekip onu öldürdü.



19



Bundan sonra Hippias'ın tyrannosluğu çok daha ezici oldu. Kardeşinin öcünü almak amacıyla birçok kimseyi öldürdüğü, sürgüne yolladığı için herkes ona karşı güvensizlik ve kin besliyordu. Hipparkhos'un öldürülmesinden üç yıl sonra kentte durum kötü olduğundan Munikhia'yı surlarla sağlamlaştırmaya başladı. Oraya yerleşmek istiyordu. Bu işlerle uğraşırken Lakedaimonialıların kralı Kleomenes eliyle kentten atıldı. Delphi'den sık sık Lakenialılara tyrannosluğu devirmelerini bildiren tanrı sözleri işitilmişti. Bunun nedeni şuydu: Başlarına Alkmeonoğullarının geçtiği Atinalı sürgünler, kendi güçleriyle Atina'ya dönemiyorlardı. Her girişimleri başarısızlıkla sonuçlanıyordu: Parnas Dağları üzerindeki Leipsydrion'u sağlamlaştırmışlardı. Buraya Atina'dan kaçıp gelenler de olmuştu. Tyrannoslar orayı kuşattılar, sürgünleri oradan çekilip gitmek zorunda bıraktılar. Sonradan içki eğlencelerinde bu felâket üzerine yakılmış şu şarkı söylenirdi:

"Ah, arkadaşları ele veren hain Leipsydrion! Savaşta yürekli, soyları yüksek ne erleri yok ettin. Kimlerin oğulları olduklarını o zaman gösterdiler."

Bütün uğraşmalar boşa gidince Delphi'deki tapınağın yapılmasını üzerlerine aldılar. Böylece Lakedaimonialıların yardımını sağlamak için gereken para ellerinde bol bol bulunuyordu. Tanrıdan bir şey sormak üzere her gelişlerinde kâhin kadın Pythia Lakedaimonialılara Atina'yı kurtarmalarını söyleye söyleye, Peisistratos oğullarıyla aralarında konukluk anlaşması olmasına karşın, sonunda onlara bunu yaptırdı. Peisistratosoğullarıyla Argoslular arasındaki dostluk Lakedaimonaialıların bu kararını kolaylaştırdı. Lakedaimonialılar önce Ankhimolus'u bir ordu ile denizden gönderdiler. Thesalialı Kineas'ın bin atlıyla yardıma koşması sonunda Ankhimelos'un yenilmesi ve öldürülmesi Lakedaimonialıları kızdırdı. Bu sefer daha büyük bir orduyla kralları Kleomenes'i karadan yolladılar. Kleomenes Attika'ya girmesine engel olmak isteyen Thessalialı atlıları yendikten sonra Hippias'ı Pelargikon adıyla anılan kaleye kapattı. Atinalılarla birlikte orayı kuşattı. Kleomenes surlar önünde konaklamakta iken, Peisistratosoğullarının çocukları kaçarken yakalandılar. Bunun üzerine Peisistratosoğulları çocuklarının sağ olarak kendilerine verilmeleri koşuluyla bir anlaşma yaptıktan sonra beş gün içinde neleri varsa alıp ***ürerek Harpaktides'in arkhonluğu yılında Akropolis'i Atinalıların eline bıraktılar. Peisistratosoğulları babalarının ölümünden sonra şöyle böyle on yedi yıl tyrannosluğu ellerinde tutmuş oluyorlar. Onlarla babaları hep birlikte toplam olarak kırk dokuz yıl iktidarda kaldılar.



20



Tyrannosluk devrildikten sonra tyrannosların dostu olan Teisandros oğlu İsagoras ile Alkmeonoğulları soyundan Kleisthenos arasında parti kavgaları başladı. Düşmanlarının siyasa dernekleri (hetair) karşısında yenilen Kleisthenes devletin yönetimini çoğunluğa vermeye çalışarak halkı kendi yanına çekti. Yandaşlarının azaldığını gören İsagoras aralarında konukluk bağı olan Kleomenes'i yeniden çağırarak onu "lekeyi temizleme" konusunda kandırdı: Alkmeonoğullarının hâlâ eski cinayetle lekeli oldukları sanılıyordu. Kleisthenes gizlice kaçıp gidiyor, az adamla gelmiş olan Kleomenes yedi yüz Atinalı ocağı, lekeli diye sürüyordu. Bunları yaptıktan sonra Meclis'i dağıtmaya, İsagoras ile üç yüz arkadaşını devletin başına geçirmeye kalkıştı. Meclis buna karşı koyduğundan ve halk toplanmaya başladığından Kleomenes ile İsagoras, adamlarıyla birlikte kaçıp Akropolis'e sığındılar. Halk Akropolis'i kuşatıp iki gün orada bekledi. Üçüncü gün bir anlaşma yaparak Kleomenes ile bütün yancılarını salıverdi; Kleisthenes ile öteki sürgünleri geri çağırdı.

Halk işleri ele alınca Kleisthenes yol gösterici ve halk partisinin başkanı oldu. Tyrannosların kovulmasındaki en büyük rolü Alkmeonoğulları oynamışlar, bunu başarıncaya kadar durmadan halkı ayaklandırmışlardı. Daha Alkmeonoğullarından önce, Kedon, tyrannosları devirmeyi denemişti. İçki eğlencelerinde onu öven bir şarkı söylenirdi:

"Kedon için de doldur, köle; yiğitlere bir kadeh şarap sunarken onu da unutma sakın"!



21



Bu nedenlerden, halk Kleisthenes'e güveniyordu. Halk partisinin başına geçmiş olan Kleisthenes, tyrannosların devrilmesinden üç yıl sonra, İsagoras'ın arkhonluğu yılında şu değişiklikleri yaptı: Önce bütün Atinalıları dört yerine on kabileye böldü. Bunu yaparken halkı işe karıştırmayı, daha çok kimsenin devlet yönetimine katılmasını sağlamayı düşünüyordu. Sonraları soy listelerinin gözden geçirilmesini isteyenlere karşı söylenmesi gelenekleşen "Kabileleri soruşturmayın!" sözü buradan çıkmıştır. Bundan sonra her kabileden ellişer üye alınmak üzere beş yüz kişilik bir meclis kurdu. Eski meclisin dört yüz üyesi vardı: Dört kabilenin her birinden yüzer kişi alınıyordu. Kabile sayısını on iki yapmamasının nedeni kendi bölümlemesinin eskiden yapılmış olan trittysler bölümlemesine uymaması içindi. Öyle yapmış olsaydı dört kabilenin on iki trittysi olduğundan halkı dilediği gibi karıştırmayacaktı. Ülkeyi bucaklara (demos) ayırarak otuza böldü. Bucaklardan onu kent çevresinde, onu deniz kıyısında, on tanesi de kıyıdan uzak olan içerlek yerlerdeydi. Bunlara trittys adını verdi ve her kabileye üç tanesi düşmek üzere bunları kurayla on kabile arasında bölüştürdü. Bunu her kabilede ilin ayrı üç bölgesinden birer bölümün bulunması için yapıyordu. Babalarının adlarıyla birbirlerini çağırarak yeni yurttaşları belli etmemeleri, bucağa göre adlarını söylemeleri için bucakların her birinde oturanların hepsine o bucağın adı veriliyordu. Atinalıların birbirlerini bucak adlarıyla çağırmaları bu zamandan başlar. Her bucağa bir bucak müdürü (demarkh) atadı. Bunlar eskiden naukrarların gördüğü işlere bakacaklardı. Çünkü bucaklar eski naukrariaların yerlerini tutuyorlardı.Bucaklardan bazılarına bulundukları yerlerin adını, bazılarına efsanenin anlattığı kurucularının adını verdi. Çünkü yeni bucaklardan birçoğunun adı yoktu. Soyları, phratriaları (2) ve rahiplikleri, geleneğe bağlı kalarak, eskiden olduğu gibi bıraktı. Kabilelere koruyucuları olacak kahramanların adları verildi. Bunun için önceden seçilen yüz ad arasından on tanesini kâhin kadın Pythi ayırdı.



22



Bütün bunlar olup bittikten sonra devlet yönetimi Solon'unkinden çok daha halkçı bir kılığa büründü. Tyrannoslar Solon'un koymuş olduğu yasalara göre iş görmedikleri için onları ortadan kaldırmış gibiydiler. Kleisthenes çokluğu kazanmak için yeni yasalar yaptı. Ostrakismos (3) yasası bunlardan biriydi. Bu yeni yasalar konulduktan dört yıl sonra, Hermokreon'un arkhonluğu yılında Beşyüzler Meclisi üyelerine bugün de etmekte oldukları yemin ilk olarak ettirildi. Bundan sonra her kabileden bir kişi olmak üzere strategoslar (yaya komutanları) seçildi; bütün ordunun başı polemarkhos (başbuğ) idi. On bir yıl sonra Phainippos'un arkhonluğu yılında Atinalılar Marathon'da düşmanı yendiler. Aradan yeniden iki yıl daha geçince kendini güçlü gören halk Ostrakismos yasasını o zaman ilk olarak kullandı. Bu yasa sözü geçen sivrilmiş kimselere karşı duyulan güvensizlikten doğmuştu: Tyrannosluğu kurduğu zaman Peisistratos'un strategos ve halk partisinin başı olduğunu daha kimse unutmamıştı. İlk olarak kendisine karşı Ostrakismos kullanılan kimse Peisistratos'un akrabalarından Kharmosoğlu Kollytoslu Hipparkhos oldu. Kleisthenes en çok onu düşünerek bu yasayı yapmıştı ve bir kolayını bulup onu sürgüne yollamak istiyordu. Atinalılar, tyrannosların dostu olup karışıklıklarda onlarla birlikte büyük suç işlememiş olanlara karşı -halkın her zaman yaptığı gibi- yumuşak davranarak kentte oturmalarına göz yummuşlardı. Bunların yol göstericisi ve başı Hipparkhos'tu. Hemen ondan sonraki yılda, Telesinos'un arkhonluğu zamanında, dokuz arkhonun seçimini fasulye taneleriyle kura çekerek yaptılar. Kura için önce bütün kabilelerde bucaklar beş yüz kişi ayırıyorlardı. Tyrannosluk devrileli beri bu ilk kez yapılıyordu. O zamana gelinceye kadar bütün arkhonlar seçimle belirleniyordu Yine bu yıl içinde Hippokrates'in oğlu Alopeke Bucağından Megakles Ostrakismos sonunda sürgüne gönderildi. Tyrannos dostlarına karşı yapılan Ostrakismos Yasası ilk üç yıl içinde yalnızca böylelerine karşı kullanıldı. Fakat dördüncü yılda çok büyüdüklerini sandıkları başka kimseleri de bu yasayla sürgüne yolladılar. Tyrannosluk yanlıları dışında kalan kimselerden önce Ostrakismos'a çarpılan Ariphronoğlu Ksanthippos oldu. Bundan iki yıl sonra Nikodemos'un arkhonluğu zamanında Maroneia'daki maden yatakları bulundu. Bunların işletilmesi kente yüz talanton (4) kazanç bıraktı. Birtakım kimseler paranın halka dağıtılması gerektiğini ileri sürdüler. Themistokles bu parayla ne yapacağını söylemeden Atinalıların en zenginlerinden yüz kişinin her birine birer talanton ödünç olarak verilmesini isteyerek bunun önüne geçti: Halk paranın yerinde kullanılmış olduğunu söylerse harcanan para kentin masrafı sayılacak, yerinde kullanılmadı denilirse ödünç almış olanlar bu parayı ödeyeceklerdi. Bu koşullarla kendisine bırakılan parayla Themistokles yüz trieres (5) yaptırdı: Yüz zenginden her biri bir geminin yapılmasını üzerine almıştı. Salamis deniz savaşında işte bu gemilerle barbarlara karşı dövüştüler. Yine bu sıralarda Lysimakhos'un oğlu Aristeides Ostrakismos'a çarptırılarak sürüldü. Üç yıl sonra Hypsekhides'in arkhonluğu zamanında Serhas'ın savaş yolculuğu yüzünden Ostrakismos ile sürülen herkesi Atinalılar geri çağırdılar. Bundan sonra Ostrakismos ile sürülenler, Geraistos ile Skyliaion burunları arasında oturacaklardı. Daha öteye geçen sürgünler bütün yurttaşlık hak ve şereflerini yitireceklerdi.



23



Bir yandan halk egemenliği böylece yavaş yavaş gelişirken, öte yandan da Atina yükselmişti. Med savaşlarından sonra Areopagos Meclisi yeniden güçlenmeye başlayarak kentin yönetimini eline aldı. Onun bu egemen duruma çıkması bir kararla olmuş değildi, Salamis deniz savaşına neden olmasından ileri geliyordu.

Strategoslar güçlükler karşısında ne yapacaklarını şaşırıp çağırıcılar çıkartarak herkes kendi canını kurtarsın diye bağırttıkları zaman Areopagos Meclisi para bulup dövüşeceklere sekizer drakhme vererek gemileri gereken sayıda askerle doldurdu. Bu yüzden Atinalılar onun nüfuzu karşısında boyun eğmek zorunda kaldılar.O dönemde Atinalıların yönetimi çok iyiydi. Yine aynı dönemde Atinalılar savaş işlerini iyice öğrendiler. Hellenler arasında ün kazandılar, Lakedaimonialıların isteklerine aykırı olarak deniz egemenliğini (hegemonia) ele geçirdiler.

Halkın başında o dönemde Lysimakhos'un oğlu Aristeides ile Neokles'in oğlu Themistokles vardı. Bu ikincisi için çok büyük bir savaş adamı deniliyordu, birincisi pek usta bir siyasacıydı ve doğruluğu onu bütün çağdaşlarından üstün kılıyordu. Bundan dolayı Atinalılar birini komutan, ötekini danışman olarak kullanıyorlardı. İkisinin arası açık olmasına karşın surların yeniden yapımını birlikte gözettiler. Kral Pausanias'ın davranışıyla Yunanlılar arasında Lakedaimonialılara karşı nefret duyguları uyandırdığını gözlemleyip bundan yararlanarak Yunanlıları birleşikleri olan Lakedaimonialılardan ayırmaya girişen Aristeides'ti. Atina ile birleşmiş olan kentlere Salamis deniz savaşından iki yıl sonra Timosthenes'in arkhonluğu zamanında ilk vergileri yükleyen yine oydu. Yine Aristeides; birinin dostu ötekinin dostu, birinin düşmanı ötekinin düşmanı olacağı ilkesiyle Yunanlılarla bir anlaşma yaptı; yemin töreninden sonra anlaşmanın hiç bozulmayacağına bir işaret olarak denize kızgın demir külçeleri atıldı.



24



Bundan sonra Atina kendine güvenmeye başladığından ve kentte büyük varlıklar biriktiğinden Aristeides Atinalılara egemenliği ele geçirmeleri, kente göçüp yerleşmeleri öğüdünü verdi. Kentte hepsinin ekmeklerini kazanabileceklerini, bir bölümünün askerlik yapacağını, başka bir bölümünün kenti koruyacağını, daha başkalarının devlet işlerine bakacaklarını, böylelikle egemenliklerini koruyabileceklerini söylüyordu. Atinalılar Aristeides'in sözlerine inandılar, egemenliği ellerine alarak Khioslular, Lesboslular, Samoslulardan başka bütün birleşiklerine karşı daha sert davranmaya başladılar. Bu üç adanın yönetim biçimine karışmıyor, boyundurukları altında bulundurduklarına, eskiden olduğu gibi buyurmalarına ses çıkarmayarak onlara imparatorluklarının koruyucusu görevini yaptırıyorlardı.Öte yandan Aristeides'in açtığı çığırda yürünerek çoğunluğa hayatını kolayca kazanma olanağı verildi. Birleşiklerinin verdikleri vergilerle ve gümrük ücretleriyle yirmi binden çok insanı beslemeyi başardılar. Altı bin yargıç, bin altı yüz okçu, bunlardan başka bin iki yüz atlı, beş yüz kişilik meclis, beş yüz gemi tezgâhı bekçisi, ayrıca elli kent bekçisi vardı; yedi yüz kişi yurtiçinde, bir o kadar kişi de yurtdışında devlet memuru olarak bulunuyordu. Sonradan Atina savaşa girince bunlara iki bin beş yüz hoplit (ağır silahlı er), yirmi kıyı koruyucu gemi, kurayla alınan tayfalarının sayısı iki bin olan vergi toplama gemileri katıldı. Bu sayılara Prytaneion'da (6) yiyip içenleri, öksüzleri, cezaevi bekçilerini de eklemelidir. Bütün bunların masrafı devlet kasasından çıkıyordu.



25



Halk ekmeğini bu işlerle kazanıyordu. Areopagos, etkisi yavaş yavaş azalmakla birlikte Med savaşlarından sonra on yedi yıl boyunca devletin yönetimini elinde tuttu. Çoğunluğun sayısı ve gücü arttığından Sophonides'in oğlu olan ve rüşvet almaz, doğruluktan ayrılmaz bir adam diye tanınan Ephialtes halk partisinin yol göstericiliğine ve başkanlığına geçerek Areopagos Meclisi'ne saldırdı. Yönetimleri sırasında yaptıkları işlerden dolayı onlara karşı dava açarak önce birçok meclis üyesini uzaklaştırdı. Bundan sonra Konon'un arkhonluğu yılında, başlangıçta olmayan fakat sonradan zamanla ona verilmiş bulunan ve onu böylece devletin gözcüsü kılan bütün haklarla yetkileri Areopagos Meclisi'nin elinden aldı. Bu yetkilerden bazılarını Beşyüzler Meclisi'ne, bazılarını da halk meclisiyle halk mahkemelerine verdi. Ephialtes bunları Areopagos Meclisi üyelerinden olan, fakat Medlerden yana olmak suçuyla mahkemeye verilmesini bekleyen Themistokles'in yardımıyla yapıyordu. Areopagos Meclisi'nin ortadan kalkmasını isteyen Themistokles bir yandan Ephialtes'e Areopagos'un onu yakalayıp hapsedeceğini söylerken öte yandan Areopagos Meclisi üyelerine de onlara devletin yönetim biçimini değiştirmek amacıyla toplanmış kimseler bulunduğunu, bunları kendilerine göstereceğini söyledi. Meclisin bu amaçla seçtiği birkaç kişiyi Themistokles toplananları göstereceğim diye Ephialtes'in bulunduğu yere ***ürerek onlarla sıkı fıkı konuşmaya girişti. Ephialtes bunu görünce büyük bir korkuya kapılarak yarı giyinmiş, yarı giyinmemiş bir halde mihraba sığındı. Bu olaya herkes şaştı. Beşyüzler Meclisi toplantıya çağırıldı. Ephialtes ile Themistokles önce burada, sonra da Halk Meclisi önünde Areopagos Meclisi üyelerini suçladılar. Sonunda Areopagos'un elindeki yüksek yetkileri aldılar. Bununla birlikte Themistokles Med yandaşlığı suçundan sorguya çekilmekten kendini kurtaramadığı gibi, Ephialtes de aradan çok geçmeden Tangaralı Aristodikos'un eliyle haince öldürülerek ortadan kaldırıldı. Areopagos Meclisi devlet işleri üzerindeki gözcülüğünü böylelikle yitirdi.



26



Bundan sonra halka yol göstericiler değil, halk avcıları olan demagogların ortaya çıkması yüzünden devletin düzeni gevşedi. Kötü bir raslantı olarak bu sıralarda ılımlıların değerli bir yol göstericileri yoktu: Başlarında bulunan Miltiadesoğlu Kimon pek becerikli bir kimse olmadığı gibi siyasayla uğraşmaya da geç başlamıştı. Bundan başka iyi yurttaşların çoğu savaşlarda ölüyordu. O zamanlarda kütüğe yazılı olan yurttaşlar savaş için askere alındığından ve orduların başlarında deneyimsiz, yalnızca babalarının iyi ünleri yüzünden saygı gören komutanlar bulunduğundan her defasında şehirden ayrılanların iki bin ya da üç bin kadarı geri dönmüyor, böylece her iki yanın da, hem halk, hem de zenginler partisinin iyileri tükeniyorlardı. Bütün devlet işlerinde yasalara, eskiden olduğu gibi sıkı sıkıya bağlı olunmasa da dokuz arkhonun seçimine dokunmadılar. Yalnızca, Ephialtes'in ölümünden beş yıl sonra dokuz arkhonluk için çekilecek kuraya girmek üzere zeugitler (çiftçi) sınıfından olanların da bir ilk seçimle aday olarak gösterilebilmelerine karar verdiler. Arkhonluk eden ilk zeugit Mnesithides idi. Bu zamana gelinceye kadar bütün arkhonlar pentakosiomedimnoslar ve atlılar sınıflarından seçiliyordu: Zeugitler yalnızca küçük, sıradan memurluklarda bulunuyorlardı; yasaların buyurduklarından herhangi birini bucaklar görmemezlikten gelmişlerse o başka.

Bundan dört yıl sonra, Ly***rates'in arkhonluğu zamanında bucak (demos) yargıçlığı adıyla anılan otuz yargıçlık yeniden kuruldu. Yine bundan iki yıl sonra, Antidotos'un arkhonluğu zamanında yurttaşların sayısı çok artmış olduğundan Perikles'in önerisi üzerine ana babaları Atinalı olmayanların yurttaşlık haklarının tanınmamasına karar verildi.



27



Bundan sonra Perikles Halk Partisi'nin başına geçti. Komutanlık süresini bitiren Kimon'u görevdeyken yaptıklarının hesabını vermek üzere mahkeme önüne çağırarak daha genç yaşta kendisini tanıtmıştı. Onun yönetimi ele almasıyla devlet biçimi daha halkçılaştı. Çünkü Perikles hem Areopagos Meclisi'nin elinde kalmış olan yetkilerden birkaçını daha aldı, hem de Atina'nın çalışmalarını bir deniz gücü olma hedefine yöneltti. Bu yeni yol çoğunluğu yüreklendirdi ve bütün yönetimi daha fazla kendi ellerine alma olanağı sağladı.

Salamis deniz savaşından kırk sekiz yıl sonra Pythodoros'un arkhonluğu döneminde Peloponnesos savaşı patlak verdi. Bu savaş boyunca kentte kapalı kalan, kendisine her sefer için verilen parayla yaşamaya alışan halk ister istemez devlet işlerine bakmayı kendi üzerine aldı. Yargıçlık için yurttaşlara ücret verilmesini ilk uygulayan da Perikles'tir. Bu, halkı kazanmak için Kimon'un zenginliğine ve cömertliğine karşı alınan bir önlemdi. Çünkü bir kral kadar zengin olan Kimon masraflarını kendisi karşılamak üzere aldığı devlet hizmetlerini parlak bir biçimde başarmakla kalmıyor, ayrıca kendi bucaklılarından birçoğunu besliyordu. Her gün her Lakialı - Kimon Lakia bucağındandı- onun yanına gidip istekte bulununca, kendine yeterli olanı ve gerekeni ondan alabilirdi. Bundan başka her dileyenin kolayca girip yemişleri toplayabilmesi için tarlalarından, bahçelerinden hiçbiri çitle, duvarla çevrilmiş değildi. Böyle bir cömertlikte bulunmaya gücü yetmeyen Perikles, Oie bucağından Damenides'in "Kendi paran yetmiyorsa halka kendi parasını ver" diye verdiği öğüde -bu adam Perikles'e birçok işlerde yol göstermiş olacak; bu yüzden onu sonradan halk kararıyla sürgüne yolladılar- uyarak yargıçlar için ücret koydurdu. Birtakım kimseler onun bunu yapmakla yargıçların kötüleşmesine yol açtığını, iyi adamlar yerine bile bile kötülerin yargıç seçildiğini söylüyorlar. Yargıçlara rüşvet vermek de bundan sonra başladı. Bu yolda ilk adımı Pylos Adası'ndaki komutanlığından sonra Anytos attı: Pylos'u düşmana kaptırdığı için mahkemeye verilince yargıçlara rüşvet yedirerek kendini kurtardı.



28



Perikles, halkın başında bulundukça devletin düzeni iyiydi. O öldükten sonra çok kötüleşti. Halk ilk defa olarak o zaman ılımlılar partisindeki yüksek soyluların ve kibarların saymadıkları birini baş olarak seçti. Eskiden halkın yol göstericileri hep yüksek soylular arasından çıkıyordu. En eskiden halkın ilk önderi olan Solon'la ondan sonra gelen Peisistratos, her ikisi de yüksek soydan ve tanınmış kimselerdendi. Tyrannosluk devrildikten sonra başa geçen Kleisthenes ise Alkmeonoğullarındandı: Öteki parti İsagoras'ın sürgüne yollanmasından sonra ona karşılık kimseyi çıkaramadı. Bundan sonra Halk Partisi'ne Ksanthippos, yüksek soylulara da Miltiades başkanlık ettiler. Onların ardından Themistokles ile Aristeides geldiler. Bunlardan sonra Ephialtes halkın, Kimon da zenginlerin öncüsü oldu. Daha sonra Perikles Halk Partisi'nin, Kimon'un yakını olan Tyukydides de ötekilerin başına geçti. Perikles'in ölümünden sonra yüksek soyluların öncüsü Nikias -sonradan Sicilya'da ölen- halkınsa Kleainetos oğlu Kleon oldu. Öfke ve şiddeti yüzünden bu sonuncunun halkı iyice bozmuş olduğu anlaşılıyor. İlk olarak sözcü kürsüsünde bağırıp çağıran, sövüp sayan budur. Başkaları gibi düzgün bir kılıkla konuşacak yerde deri önlüğüyle halkın önüne söz söylemeye çıkıyordu. Bunlardan sonra Halk Partisi'ne çalgı yapıcısı Kleophon, ötekilere Hagnonoğlu Theremenes başkan oldu. Kleophon yardım olarak yoksul yurttaşlara iki obolos (7) verilmesini sağladı. Bu yardım halka bir süre yapıldı. Sonra Paiania Bucağı'dan Kallikrates önce iki obolosu üç obolosa çıkaracağım diye halkı aldatarak bunu kaldırdı. Bunların her ikisini de, hem Kleophon'u, hem Kallikrates'i Atinalılar sonradan ölüme mahkûm ettiler. Halk aldatıldığını anlayınca kendini iyi olmayan şeyleri yapmaya sürüklemiş olanlara karşı kin besler. Kleophon'dan sonra hiçbir şeyden ürkmeyen, günlük yararlardan başka bir şey düşünmeyip ilerisini görmeksizin çoğunluğa kendilerini beğendirmek için ellerinden geleni yapmakta en önde giden kimseler halk öncülüğünde aralıksız olarak birbirlerini kovaladılar. Eskiler bir yana bırakılacak olursa, Atina'nın gördüğü devlet adamlarının en iyileri Nikias, Thukydides ve Theramenes'tir sanıyorum. Nikias ile Thukydides'in yalnız doğru ve kibar insanlar değil, aynı zamanda iyi devlet adamları olduklarını, bütün kente bir baba gibi ilgiyle bağlı bulunduklarını söylemekte hemen herkes birleşiyor. Zamanında siyasa durumu karışıklıklarla dolu olduğundan Theramenes üzerindeki düşünceler birbirinden ayrılıyor. Şöyle ki, üstünkörü yargıya varmayıp yakından bakılınca, birtakım kimselerin uydurdukları gibi her hükümeti devirmediği, tam tersine yasalara uygun davrandıkları sürece hepsiyle devlete yararlı olmak için işbirliği yapabileceğine inanarak -iyi bir yurttaşın yapacağı budur- hepsine yardım ettiği, fakat yolsuzluk edildiğini görünce, herkes kendine düşman kesilse de göz yummadığı görülüyor.



29



Savaşta talih terazisinin her iki gözü denk kaldıkça Atinalılar halkçı yönetimi koruyadurdular. Sicilya'daki bozgundan sonra Lakedaimonialılar Pers kralıyla yaptıkları anlaşma nedeniyle ağır basmaya başladıklarından Atinalılar halkçı yönetim biçimini devirip Dörtyüzler hükümetini kurmak zorunda kaldılar. Bununla ilgili öneriyi Anaphlystos bucağından Pythodoros yaptı; Melobios da karar oya konulmadan önce öneri üzerine konuştu. Çoğunluğa bu adımı attıran, başlarında oligarkhik bir hükümet bulunursa Pers kralının kendileriyle daha büyük bir kolaylıkla savaşdaşlık edebileceği düşüncesiydi. Pythoderos'un önerisi şuydu:

Halk Meclisi on danışmandan kurulan ve işbaşında bulunan kurul için kırk yaşından yukarı yurttaşlar arasından yirmi danışman daha seçecek. Bunlar yurda en çok yarayacağını sandıkları önlemleri hep birlikte kararlaştıracaklarına ant içtikten sonra devletin kurtuluşu için yazılı önerilerde bulunacaklar. Hepsi arasından en iyilerini seçebilmek için ayrıca yurttaşlardan her isteyen de önerilerini yazıyla bildirebilecek.

Kleitophon'un önerisinde Pythodoros'un ortaya attıklarından başka şunlar da yazılı idi:

Seçilen danışmanlar kurulu ayrıca Kleisthenes'in halk hükümetini kurarken koymuş olduğu eski yasaları da iyice gözden geçirecek; vereceği kararların olabildiği kadar iyi olması için bu yasalardan yararlanacaktır.

Kleitophon'un bunları yazması Kleisthenes'in kurduğu yönetim biçiminin bütün bütün demokratik olmayıp Solon'unkine çok yakın olduğu düşüncesinden ileri geliyordu. Danışmanlar kurulu önce prytanların (8) yurdun kurtuluşu için ileri sürülecek bütün düşünceleri oya koymak zorunda tutulmaları önerisinde bulundu. Sonra dileyen her Atinalının ortaya atılacak düşünceler üzerine de yapılacak konuşmalara katılabilmesi için yasaya aykırı işlerden dolayı açılan bütün davaları, yurda hainlik ve benzerleri gibi ağır suç davalarını, mahkeme önüne çağırmaları kaldırdı. Bu gibi nedenlerden dolayı bir yurttaşı para cezasına çarptıran mahkemeye çağıran, dava eden kimse yasa uyarınca kovuşturulacak, yakalanıp strategoslara ***ürülecek, strategoslar de onu ölüm cezasına çarpılmak üzere on bir erlere vereceklerdi.

Bunları yaptıktan sonra danışmanlar kurulu yönetim biçimini şöyle düzenledi: Devlet kasasında toplanan paralar savaştan başka yerlerde harcanamayacaktır. Savaş sürdükçe dokuz arkhonla işlerin başında bulunan prutanislerden başka diğer memurlara ücret verilmeyecekti; arkhonlar ve prutanisler her gün için üç obolos alacaklardı. Savaşıldığı sürece siyaset hakları devlete hizmet etmeye vücutça ve paraca en çok gücü yeteceklerin eline bırakılacak, bunların sayısı beş binden aşağı olmayacaktı. Bu yurttaşlar istedikleri devletlerle anlaşmalar yapabileceklerdi. Her kabileden kırk yaşını geçmiş onar kişi seçilecek, bunlar kesilen kusursuz kurbanlar üzerine ant içtikten sonra bu on bin kişinin adlarını listelere yazacaklardı.



30



Seçilen otuz kişilik kurulun önerileri bunlardı. Bu öneriler kabul edilip de yasa gücü kazandıktan sonra Beşbinler ana yasayı yazmak üzere kendi aralarından yüz kişilik bir komisyon seçtiler. Bu komisyon yazılı olarak şunları önerdi:

Meclis her yıl otuz yaşından yukarı yurttaşlar arasından seçilmiş kimselerden kurulacaktı. Meclis üyeleri ücret almayacaklardı. Bu Meclis içinden strategoslar, , dokuz arkhon, hieromnemon (9), taksiarkhoslar (yaya albayı),hipparkhoslar (atlı generali), phylarkhoslar (atlılar albayı), müstahkem yer komutanları, Tanrıça Athena'nın ve öteki tanrıların kutsal paralarına bakan on hazineci, hellene tamialar (Atina deniz birliğinin paralarına bakan hazineciler), öteki devlet kasalarına bakan yirmi hazineci, on kurbancı ve on din bayramları kurulu üyesi seçilecekti.

Bütün bu yerler için önce memurların sayısından daha çok sayıda meclis üyesi aday olarak seçilecek, sonra bunlar arasından memurlukları alacak olanlar yeniden seçileceklerdi. Bütün öteki memurluklar için meclis dışındaki yurttaşlar arasında kura çekilecekti. Hellenotaimalardan sırası gelip de Atina deniz birliği paralarına bakacak olanlar meclis toplantılarında bulunmayacaklardı. Bundan böyle meclis, yaşları yukarıda bildirilen sınırı geçmiş olan yurttaşlardan toplanmış olan dört bölümden kurulu olacaktı. Bu bölümlerden hangisinin ne zaman işbaşında bulunacağı kura ile belli olacak, öteki yurttaşlar geri kalan bölümlere dağıtılacaktı. Yüzler kendileriyle birlikte bütün meclis üyelerini birbirlerine denk dört bölüme ayıracaklar ve bu bölümlerin işbaşına geçme sırasını kura çekerek bildireceklerdi.

İşlere bakacağı yıl içinde meclis her alanda en iyi önlemleri alacak, devlet parasının eksilmemesi ve yerinde kullanılması için ne gerekirse yapacaktı. Herhangi bir konuda daha çok kimseye danışmak isterse, her meclis üyesi kendi gibi otuz yaşını geçmiş bir kimseyi toplantıda bulunmak üzere çağırabilecekti.

Daha sık toplanmaya ayrıca gerek duyulmazsa meclis her beş günde bir toplanacaktı. Dokuz arkhonu seçmek için meclis kura çekecekti. El kaldırılarak verilen oyları saymak için meclis içinden beş kişi kurayla ayrılacaktı. Bu beş kişi arasından her gün konuşulan maddeleri oya koyacak kimse yine kurayla belli olacaktı. Bu beş kişi meclisin önüne çıkmak isteyenleri kurayla sıraya koyacaklardı. Bunun için şu sıra göz önünde tutulacaktı: İlk önce din işleri, sonra çağırıcılar, üçüncü olarak elçiler, dördüncü olarak bütün öteki konular. Savaşla ilgili bir iş olunca beşler sıra için kura çekmeden strategosları meclis önüne çıkarıp bu konunun konuşulmasını sağlayacaklardı. Önce bildirilen saatte toplantı yerinde bulunmayan meclis üyesi, gelmediği her gün için bir drakhme para cezası verecek, izin almış olanlar bunun dışında tutulacaklardı.



31



Yüzlerin ilerisi için yazdığı ana yasa buydu. Şimdilik devlet şu biçimde yönetilecekti:

Atalar zamanında olduğu gibi meclis dört yüz üyeli olacak, bunun için de her kabileden kırkar kişi alınacaktı. Bu kırk kişi her kabiledeki yurttaşların, otuz yaşını geçmiş kimseler arasından daha önce gösterdikleri adaylar içinden seçileceklerdi.

Dörtyüzler devlet memurlarını atayacaklar, bunların edecekleri yemini yazacaklar, yasalara uyulmasına ve memurların görevden ayrılırken hesap vermelerine en uygun buldukları yolla bakacaklardı. Siyasa yaşamına düzen vermek üzere konulacak yasalara meclis uyacak, bunlarda ne değişiklik yapabilecek, ne de yerlerine başkalarını koyabilecekti.

Strategoslar şimdilik bütün beş binlerin içinden seçilecek, fakat meclis kurulduktan sonra erlerin silahlı olarak yoklamasını yapıp on kişi ve bir de onlar için yazıcı seçecekti. Meclisin seçtiği on yurttaş o yıl içinde tam yetkiyle işlere bakacaklar, gerek gördüklerinde meclisle danışıp konuşacaklardı. Bunlar bir hipparkhos ile on phylarkhos seçeceklerdi. İlerde bu komutanların seçimlerini asıl anayasanın buyruklarına uygun olarak meclis yapacaktı. Meclis üyeliğinden ve strategosluktan başka bütün memurluklarda hiçbir kimse, ne şimdi bu yerlerde bulunanlar, ne de başkası, bir defadan fazla bulunmayacaktı. İlerde Dörtyüzler Meclisi yeniden dört bölüme ayrılacağı zaman, yüzler, bölünmenin, üyelerin başka üyelerle bir araya gelebilecekleri biçimde yapılmasını sağlayacaklardı.



32



Beşbinler eliyle seçilen Yüzler Kurulu'nun yazmış olduğu ana yasa buydu. Aristomakhos'un Halk Meclisi'nde oya koyduğu bu önerileri halk kabul etti. Bunun üzerine Kallias'ın arkhonluğu zamanında Beşyüzler Meclisi daha yılını doldurmadan thagelion (10) ayının on dördünde dağıtıldı. Yine bu ayın yirmi ikisinde Dörtyüzler işlerin başına geçtiler. Eski yasaya göre fasulye kurasıyla seçilen meclisin skirophorion ayının (11) on dördünde işe başlaması gerekti. Böylelikle oligarkhia, tyrannosların Atina'dan kovuluşundan yüz yıl sonra Kallias'ın arkhonluğu zamanında yerleşti. Bu değişikliği yaptıranlar Peisandros, Antiphon, Theramenes gibi hem yüksek soydan, hem de keskin anlayış ve düşünüşleriyle başkalarına üstün olan adamlardı. Yeni anayasa yürürlüğe girdikten sonra Beşbinler gösteriş olsun diye seçildiler. Dörtyüzler kendilerine sınırsız yetkiler verilmiş olan on kişiyle birlikte Meclis konağına yerleşip kenti yönetmeye başladılar; Lakedaimonialılara elçiler göndererek savaşa son vermeye çalıştılar; barış koşulu olarak her iki yanın ellerinde olan yerleri alıkoymasını ileri sürdüler. Lakedaimonialılar, Atinalılar deniz imparatorluğundan vazgeçmedikçe hiçbir şey dinlemek istemediklerinden konuşmaları kestiler.
imza

Tüm hakları keyfimin kahyasına aittir...

Z&E

“Ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin...... Savaş sloganlarımız kulaktan kulağa yayılacaksa ve silahlarımız elden ele geçecekse ve başkaları mitralyöz sesleriyle, savaş ve zafer naralarıyla cenazelerimize ağıt yakacaksa, ölüm hoş geldi, safa geldi!”
E.C.G
Alıntı Yaparak Cevapla