Yalnız Mesajı Göster
  #1  
Eski 07-11-2005, 04:17 PM
Lapaci kullanıcısının avatarı
Lapaci Lapaci Çevrimdışı
Arkasokaklı
 
Giriş: Jul 2005
Mesaj: 745
Lapaci has much to be proud ofLapaci has much to be proud ofLapaci has much to be proud ofLapaci has much to be proud ofLapaci has much to be proud ofLapaci has much to be proud ofLapaci has much to be proud ofLapaci has much to be proud ofLapaci has much to be proud ofLapaci has much to be proud of
Eller Yukarı Half Life 2: The Lost Coast

Lost Coast'ın yapılacağını ilk E3'te Valve'ın yaptığı açıklama ile öğrenmiştik. Oyun (Half-Life 2 eklentisi) Source motorunu kullanan fakat hiçbir performans kaygısı gözetilmeyen yani, Source motorunun neler yapabileceğini gösteren tek bölümlük bir teknoloji demosu olacaktı. Steam sahipleri daha iki üç ay önce steam de inebilecek oyunlar arasındaki listede görmeye başlamıştı bile. Zaten çok geçmeden HDR destekli haritalar ve HDR'yi açabileceğimiz grafik opsiyonları Half Life 2'mize kurulmuştu bile. Nihayet geçen haftalarda haberini yaptığımız gibi Valve sözünü tuttu ve Half Life 2: Lost Coast'ı Steam üzerinden daha önceden Half Life 2 sahibi olan herkese ücretsiz downloada sundu. Kısa bir bekleyişin ardından nihayet sık sık resimlerine baktığımız vay be grafiklere bak HL2'ye ne olmuş dediğimiz "kayıp sahilimize" nihayet kavuşmuştuk. 318 MB'lık bu mini ek paket, aslında unutulmuş bir ek görev dersem daha doğru olur. İki saatlik bir bekleyişin ardından oynayabileceğim kıvama gelmişti. Öncelikle Lost Coast'ın öyle birçok bölümden oluştuğunu zannetmeyin çünkü yarım saatte bitiyor.

ve perde...

Nihayet oyuna başlıyoruz derken oyunun minimum sistem gereksinimleri ile şok oluyoruz. Amd işlemci kullanalar için 2.2Ghz, ki bu 3500+ ya karşılık geliyor, Intel işlemci kullananlar için ise 2.9Ghz'lik bir işlemci sınırı ve en az 1GB Ram ve DirectX 9 ve HDR destekli ekran kartı istiyordu. Olur mu böyle şey dedik ve oyunu görünce olurmuş dedik. Grafikler tek kelime ile mükemmel olmuş daha önce hiçbir oyunda bu kadar güzel yosun tutmuş kaya ve tasarımı görmemiştim. Işıklandırma da ise valve source engine'nin dibine vurmuş durumda. Güneşin baktığımızda aynen gerçek hayattaki gibi ve gözünüzü çektiğinizde nasıl ki etraf birden beyazlaşıp yavaşça eski haline geliyorsa, Lost Coast'ta da aynı durumla karşılaşıyorsunuz. Işıklandırma o kadar güzel ve etraf o kadar hoş gözüküyor ki gözünüze etrafa bakmaktan oyuna başlayamıyorsunuz.

Nihayetinde kayıp sahil kıyısında uyanıyorsunuz. Elinizde magnum'unuz hazır durumda. Ayrıca tüm silahlar da kullanılabilir durumda, zaten bölüm geçtikçe yeni silah bulmanız gibi bir durum söz konusu olmadığından iyi düşünülmüş bir durum diyebiliriz. Magnum'unuzun ışıktan yansıması o kadar harika olmuş ki gerçekten görülmeye değer. İlk olarak karşınıza hani sık sık resimlerini gördüğümüz yaşlı amcamız çıkıyor. Tabi hemen tanıyor bizi, o meşhur doktor değimlisin sen diyor. - Freeman mıydı, yoksa Fishman mıydı neydin sen... - Gordon her zaman ki gibi gayet soğuk kanlı tek bir kelime çıkmıyor ağzından. Yaşlı balıkçı amcayı da fazla zorlamamak lazım, zaten kilitli olan kapıyı bize amcamız açıyor ne de olsa. Hemen öyle çıkmadım tepelere tabi. Beklemişim o kadar tadını çıkardım

Suyun yansıması gerçekten harika. Birkaç tekneyi de parçaladıktan sonra son kez yosun tutmuş kayalara baktım ve yola koyuldum. Bu tepenin üstüne kurulmuş viran şehirde yukarıya doğru sarılmış yolu takip etmeniz gerekiyor. Hemen karşınıza Combine askerleri çıkıyor. Bunları imha ettikten sonra yolumuza devam ediyoruz. Tahta merdivenlerden yukarıya çıkmaya çalışırken merdivenler yıkılıyor ve diğer yola geçiyoruz. Hemen bu dik patikalardan aşağıya düşmeden kıvrımlı yolu takip ediyoruz. Bu esnada karşımıza tekrar Combine askerleri çıkıyor. Her zamanki gibi Steam'den zorluk ayarlarını ayarlayabiliyorsunuz artı olarak. Tepenin en üst kısmına ulaştığımızda terk edilmiş bir yer karşınıza geliyor, kimsecikler yok ama bir terslik olduğunu hemen anlıyorsunuz. Kiliseden içeriye girince gördükleriniz gerçekten insanı derinden etkiliyor. HDR efektinin hiç bu kadar etkili kullanıldığı bir oyun daha görmedim. Aslında bu tür grafikler ben çok az oyunda gördüm Half Life 2 idi sanırım.

Kilisenin camlarına tek tek ateş edip kırdığınızda gördüğünüz manzara tek kelime ile mükemmel. Bir kaç adım ilerde çalışan bir makine görüyorsunuz. Half Life 2'deki yere basınç uygulayıp böceklerin size saldırmasını engellediğiniz makineye benzer nitelikte. Bunu imha ettikten sonra kiliseden tam çıkmaya çalıştığınız sırada Combine askerleri filmleri aratmayacak güzellikte kilisenin çatısından helikopter aracılığıyla size saldırmak üzere bırakılıyor. Burayı temizledikten sonra dışarı çıktığınızda Combine'leri bırakan helikoptere bazuka ile dört adet roket salladığımızda aynı zamanda helikopterin hazin sonunu da hazırlamış olduk. Az ilerledikten sonra yine Combine askerleri ile karşılaşıyoruz. Amma çok çıktı karşımıza. Sanırım Highway 17'ye ufak bir çıkarma yapılmış. Daha sonra karşıdan bize az önceki gibi ateş etmeye başlayan bir helikopter daha çıkıyor. Yine ufak bir mücadelenin ardından helikopterimizi imha ediyoruz.

Helikopterin düşmesi ile açılan platform aracılığı ile ilerliyoruz. Karşımıza ufak bir asansör çıkıyor, atlıyoruz içine ve manzaranın tadını çıkararak yavaşça süzülüyoruz. Bizi sonunda balıkçı yaşlı amcamız ile baş başa bırakıyor. O, Fishman pardon Freeman mıydı, derken demomuz burada sona eriyor. Hafif bir dumur halleri geçirirken içinizden keşke bu kadar kısa olmasa demeden edemiyorsunuz.

Oyun Half Life 2 atmosferi ve gizemini o kadar güzel sunuyor ki size bir solukta bitiriveriyorsunuz. Demek ki oyun bedava olunca bu kadar oluyormuş. Aslında oyun demek tamamen yanlış olur, tam bir teknoloji demosu desek daha doğru olacak. Sizler için oyundan aldığımız görüntülere bakarsanız ne demek isetdiğimiz daha iyi anlarsınız.

Lost Coast Neden Yapıldı?

Herkesin en çok merak ettiği şey her halde Lost Coast'ın neden yapıldığıydı. Amaç aslında gayet açık; yeni nesil konsollar ile gördüğümüz uçuk kaçık grafiklerin PC'lerde de yapılabileceğini göstermek. Zaten Gabe Newell'ın yeni nesil konsollar ile ilgili yaptığı sivri açıklamaları duymayan kalmamıştır. Source motorunun eğer optimizme gibi kaygılar gözetmeyecek olursa neler yapabileceğini göstermek de bir diğer sebep. Çünkü herkes sadece yüz tasarımındaki kalite ile source motorunun uzun ömürlü olmayacağını söylüyordu. Lost Coast böyle düşünenlere adeta bir tokat gibi geliyordu. Aftermath'te göreceklerimize küçük bir ön bakış oluyordu. Kısacası, Half Life'ın asla ölmeyeceğini gösteriyordu bizlere Lost Coast. Keşke bu kadar kısa olmasa da tadını çıkarabilseydik. Ama bir teknoloji demosu ve ücretsiz bir demo için tatminkar ve anlaşılır bir durum bu. En azından gözlerimiz şenlendi.

Haberi yapan arkadaşlarımızın dediği gibi bayram şekeri tadında bir demo olmuş Lost Coast. Artk Aftermath'i sabırsızlıkla beklemekten başka yapacak bir şey yok. Unutmadan, aslında Lost Coast'ın orijinal hikayeye pek bir etkisi yok. Neden buradayız? Nasıl geldik? Gibi sorular tipik Half Life çıkmazları arasında. İnsan bu grafikleri görünce Half Life 3'ü tahmin bile etmek istemiyor. Neden mi? Acaba nasıl bir sistem isteyecek. Ya da sokakta elimizde levye ile dolaşırken aslında üçüncü seriyi mi oynuyor olacağız? Oyunsuz kalmayın...
imza

27 Temmuzda gördüm seni
Durur muyum? Hemen fotoladım seni
O günden beri deli ettin beni
Nerdesin ulan ''çılgın kase''
Lapaci kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Alıntı Yaparak Cevapla