Konu: Filozoflar
Yalnız Mesajı Göster
  #8  
Eski 17-10-2005, 01:20 AM
macchu_picchu kullanıcısının avatarı
macchu_picchu macchu_picchu Çevrimdışı
Müdavim
 
Giriş: Oct 2005
Konum: istanbul
Mesaj: 78
macchu_picchu will become famous soon enoughmacchu_picchu will become famous soon enough
SPINOZA

Benedictus de Spinoza
1632-1677


İspanya’nın Espinoza şehrine atfen Baruch d’Espinoza diye isimlendirilen, dini baskı ve Engizisyon nedeniyle Portekiz’den Hollanda’ya kaçan Yahudi bir ailenin çocuğu olarak 1634 yılında Amsterdam’da dünyaya gelen, daha sonra 17. yüzyılın en önemli düşünürlerinden biri olan Spinoza , öğretisini ve felsefesini Din ve Tanrı konusu üzerine yoğunlaştırmış bir filozoftur.

Haham olması kararlaştırıldığı için, ilk tahsiline, meşhur Talmud öğretisini öğrenerek başlamıştır. Fakat, bu ilk bilgiler –Ahdi Atik,Talmud ve sonra Ortaçağ Yahudi Din Felsefesi kabbala- onu tatmin etmemiştir. Bu konular hakkında radikal görüşlerde bulunması ve Tevratı iç ve dış kritiğe tabi tutarak ciddi biçimde eleştirmesinden dolayı 1656 yılında zındıklık iddiasıyla Havranın ileri gelenlerinin huzuruna çıkarılmıştır. Havrasına ve inancına hiç olmazsa görünürde bağlı kalması için kendisine yılda beş yüz dolar maaş teklif edildiği, ancak onun bunu geri çevirdiği bazı felsefeciler tarafından aktarılmaktadır. İşte tüm bu olup bitenlerden dolayı o, daha 23 yaşında bir gençken İbrani geleneğine göre, cemaatten ihraç (herem) olunmuştur. Kendisine Baruch denilen Spinoza, artık bu tarihten itibaren Benedict adıyla anılacaktır. Özetle, Amsterdam Sinagogu’ndan kovulan Spinoza’yla hiç kimse sözlü veya yazılı olarak ilişkide bulunmayacak, hiç kimse onunla aynı çatı altında bir araya gelmeyecek ve onun yazdıklarını okumayacaktır.


Yahudi cemaatinden aforoz edilen Spinoza, hayata küsmeyip, Havrada öğrendiği gözlük camı cilalama mesleğiyle geçimini temin etmiştir. Böylece bütün ömrünü münzevi bir şekilde tefekkür ve mütalaaya tahsis ederek, kendi nazariyesine uygun bir şekilde maddi kıymetlerin üstünde, saf bir sükunet içinde ve ihtiraslarına hakim olarak yaşamaya başlamıştır.

Özellikle, Latince olarak, yazarı ve yayımcısı belirtilmeksizin “Tractatus Theologico-Politicus” adıyla yayımlanan eserinde; din, devlet ve düşünce özgürlüğü üzerinde durmasından dolayı şiddetli eleştiri ve saldırılara maruz kalan Spinoza’nın söz konusu eseri, Kilisenin şikayeti üzerine 1674 yılında yasaklanır ve bu yüzden o, ölümüne (1677) kadar başka bir eser yayınlamaktan çekinir.

O, Etika adlı eserinde ise insanın hürlüğü ve özgürlüğü konularına, daha ziyade ahlaki açıdan sıkça yer vermiştir.

Spinoza’nın en meşhur iki eseri olan “Tractatus Theologico-Politicus” ve “Etika”, onun en fazla ıstırap duyduğu ve özlemini çektiği, ifade ve dini inanç noktasındaki hür anlayışı tesis etmeyi amaçlamaktadır. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi o, önce atalarıyla birlikte, engizisyon zulmüne, sonra da bizzat kendisinin Havradan kovulmasıyla düşünce zulmüne maruz kalmış birisidir. Bütün bu acı tecrübelerin ardından o, şöyle bir sonuca varmıştır: İnanç ve ifade özgürlüğü insanların en doğal haklarıdır. Diğer bir ifadeyle, genel anlamda hürriyet, özelde de din hürriyeti insanların hiçbir zaman vazgeçemeyecekleri en tabii haklarıdır.
macchu_picchu kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Alıntı Yaparak Cevapla