Boş Sokaklarım Bomboş kaldı sokaklarım. Sen meydanda yok olmayı seçtiğinden beri... Cesaret edemiyor kimse bu lanetli şehre girmeye, kara kuru akbabalar dolanıyor gökyüzünde. Şehrim de kokuşmaya başladı zaten.
Kalabalık bir şehirdim ben bir zamanlar. İçinde binbir zevkin, eğlencenin ve biraz da entrikanın döndüğü. Şu an senin işgal ettiğin meydan bir zamanlar ne kazanovaları ne kumarbazları ne babaları ağırladı, bilsen.
Ara sokaklarımın birinde her gece keş bir düşünce, kendinde geçmiş hâlde bulunurdu. Çapkın mutlulukla, çekici umut kovalamaca oynardı küçükken şuradaki okulda. Ve büyüdüklerinde ilk şu sokak köşesinde öpüşmüşlerdi. Kazındılar oradaki bir ağaca.
Keder, mahalledeki silik duygu, annesinin ninnisi şehirde çınlamayan tek çocuktu. İki aşığın arasını bozmaya çalışırdı sürekli, belki de bu ninni özleminin verdiğin kinden...
Anladı yalnız başaramayacağını ve seni çağırdı...
Misafirperverdir bu şehrin sakinleri. Bavullarınla görüler seni, sokakta bırakmazlardı. Zaten bulduğun ilk kapıyı çalıp daldın içeri. Umudun evine misafir olman şartmış gibi.
Mutluluk, umudun kolundan tutup götürdü. Sen yok olmayı seçtiğinde meydanımda... Pandora kutusunu açmıştı çünkü, umut kutuda hapsolamayacak kadar özgürdü.
Göç ettiler bu şehirden insanlar birer birer.
Kayıptı bu şehrin insanları. Yoktu bu şehir. Hiç olmadı... Sen duyduklarına inanıyorsun.
Söylenmeyene inan, çünkü insanın sessizliği,
sözcüklerinden daha yakındır gerçeğe. |