28. “yaşamak - öğrenmek”
öğretmediler ki bana,
fırtınalı denizde yol almayı,
pusulaya bakmazsam kendimi tekrarlayacağımı,
rüzgârın “yön verilen” değil, “yön veren” olduğunu,
öğretmediler ki bana;
geçmişe demir atmanın yanılgısını,
haritaya tersten bakanın,”ben” olabileceğimi,
Colomb’un yeni dünyaya azmiyle ulaştığını,
öğretmediler ki bana,
yaşamayı.
“Nasıl?” sorusuna da “Yaşamak, öğrenmektir.” dediler. Sonunda bir tek şeyi de ben öğrettim onlara : “Öğrenmeden yaşanmayacağını.” 29. “çember”
Başlangıçtan sona / sondan başlangıca / durduğun yer aynı nokta / ne başlangıç var ne son / hem başlangıç hem son.
Başladın, bitti. / Bitti, başladın.
Başlayan biter; biten başlar. Çevrilir çember. Değişim sanır insanlar. 30. “uyan”
uyan
derin uykundan
zamansızlaştırdığın yerden
yersizleştirdiğin zamandan
uyan
derin uykundan
yarınsızlaştırdığın bugünden
bugünsüzleştirdiğin yarından
uyan
derin uykundan
saplandığın geçmişten
geçmişte saplandıklarından
uyan
seni yok duyan. 31. “savrulum”
Yaşamda sabitlediğim merkezden savruluyorum kimi zaman. “Tanıdık” dediklerimi tanıyamıyorum o zaman. Kendimi de… Bir savrulum bu, bildiğim ve tanıdığımı sandığım gerçeklerden, yaşamdaki konumumdan, duygu ve düşünce merkezimden uzağa;
Bayraklaştırdığım savlarımdan aşağıya;
Düşünce dünyamdan öteye;
Savaşımlarımdan köşeye;
Savrulum.
“Gerçekleri görebilmek için olaylara ve olgulara dışarıdan bakmak gerek.” denildiğini anımsarım bu savrulumlarda. Oysa, dışarıdan bakmak ne kadar acı veriyor insana. Gerçekleri görmekten değil, gerçeklerden savrulmuş olmaktan duyulan bir acı bu.
Yoksa, insanların gerçek dediği şey, bu acı mıdır? Acı çektikleri her şeyi “gerçek” olarak mı algılıyor insanlar?
Gerçek, acıdır.
Acılar, gerçektir.
Ha! Ha! Ha! >< aH! aH! aH!
…
Yaşamın felsefesini dizgeleştirme, olayların perde arkasındakini sorgulama, yaşamın çetin bilmecelerine hep aynı yanıtı vermekten vazgeçme adına insanoğlunun gideceği daha çoook yol var anlaşılan! Bu acı gerçeği de göremiyor muyuz yoksa?! 32. “savrulumdan arta kalan”
Yaşayarak, göz nuru dökerek, emek vererek, savaşarak, gerektiğinde bedel ödeyerek elde ettiğiniz bütün birikimleriniz, bilgileriniz, kazanımlarınız, deneyimleriniz, düşünceleriniz, savlarınız, tanımlamalarınız, anlamlandırmalarınız, çözümleriniz… üzerinizdeki giyecekler olsa ve nereden estiği belirsiz bir yel alıp götürse hepsini. Çırılçıplak kalsanız ve savrulsanız o yelle birlikte. Size ait hiçbir şeyin kalmadığını düşünseniz, geçici bir süre için de olsa. Kuruntu bile olsa…
Ne kalır ki geriye savrulumdan sonra? 33. “dönüş”
Bir kapının eşiğindeyim. Arkası karanlık ve dolambaçlı, biliyorum. Açsam mı açmasam mı, bilmiyorum. Eşikten başka gidecek yerim de yok. Eşikte kalmak istemiyorum. Bu kapı bir dönüş mü yoksa, çıktığım yere. Çıktığım o yere dönecek cesaretim var mı? Cesaretle ilgili değil bu, başka bir şey… başka bir şey… Söylemeye korkuyorum. Söylemeyeceğim. Benimle birlikte bir sır olsun. Gerçekte herkesin bildiği; ama kimsenin bana bakıp da tahmin edemeyecekleri o sözcük… Bir kapının eşiğindeyim. Dilimde, dışarı çıkmamak için direnen bir sözcük, kapının ardında… Yapacak Hiç ßir $éy Yok
Gitmék İstédi Gitti
Hém AnLıyorum Hém Çok Acı
Ték TarafLı ßİTTi,, ...Gébériyorum " A$k'mdan " KaLmadı ßéndé Gururdan éSér...
ßa$ka ßir İnsan Kar$ımdaki,,Deği$méz DiyénLéré Müjdé,,
Çok Sévén ßöyLé Gidér miydi,,Müjdé Her$ey Bitti...
Bu mesaj en son " 22-03-2008 " tarihinde saat 12:46 PM itibariyle !!!= " ßéGuM " =!!! tarafından düzenlenmiştir....
|