11. ”hayal küresi”
/ hayal dediklerimiz, aslında hayal küremiz…/
Bir kürenin içinde yaşıyoruz çoğu zaman. Hayal küremizde…Küremizin camları mavi vitraylarla süslenmiş… Mavi, hayalin rengi… Gerçeğin ışıkları küremizden içeriye yansıdığında, küremizin hayal rengine bürünüyor oysa…
Ya küremiz kırılırsa?... Çocuk gibi ağlar mıyız oyuncağımıza?
12. “…dün, bugün, yarın…”
Dün : Anahtarı kayıp bir kutu…
Bugün : Anahtar ve anahtarın uymadığı bir kutu…
Yarın : Nereyi açacağı bilinmeyen bir anahtar…
13. “alaycı / gerçekçi”
Önce, pembe bulutlara sevdalı, alaycı bir çocuk vardı. Yayardı sınır tanımaz alaycılığını, gerçekler üstüne. “Gerçekçi ol.” dediler kendisine. Direndi. Unutmayı denedi. Bazen de anımsamayı. ”Kişiliğime çok aykırı!..” bile diyebildi.Olmadı.Yorgun argın kabul etti gerçekleri…
Ama…gerçekler…onu…kabul etmedi.
Sonra,kendisi gerçek oldu, gerçekler ise alaycı…
14. “çiçekler / biçikler”
Baharın tellalı papatya,onun sadık ortağı lale… Asaleti dikeninde gül… Acıları, dertleri dinleyen karanfil… Yârin beyaz eli, zambak… Ve daha niceleri…
Hayır hiçbirinden söz etmiyorum. Hepsi yerinde ve mutlu çünkü. Ben biçilen “biçiklerden” söz ediyorum, hani alt ucunda yanlamasına kesik izi olanlar. Hani, insanlar birbirlerine versin diye biçilen. Hani, altın kafesteki bülbülün hâlinden çok iyi anlayan…
Her şey o yan kesikte saklı. Hayatı, özgürlüğü, yitip giden güzelliği, adı, sanı… Güzelim adını da biçtiler. Şimdi onlar biçikler…
“Çiçekler dalında güzeldir.” yazardık ilkokul sıralarındayken. Yazmasına yazdı da insanlar, biçmeye gelince hiç düşünmedi.
Şimdi onlar “biçik”…
Diyebilir miyiz ki çiçek?...
15. “çığlık”
Çığlık bir özlemdir / yanar içimde ateşi.
Çığlık bir kaçıştır / dönüşü aynı yere olan.
Çığlık bir kovalamacadır / kendimizden kaçarken kendimizi kovaladığımız.
Çığlık… kimsenin duymadığı, kimseden duyulmayan, kimsede kalmayan.
16. “alışmak = unutmak”
Her şey acı geliyor önce. Dayanamayız sanıyoruz. Aynı deneyimi defalarca yaşadığımız halde, “Bu defa çok zor… Diğerlerinden çok daha zor, farklı…” diyoruz. Hüzün papatyasının yapraklarını yoluyoruz : “Zor…daha zor… çok daha zor… dayanamam…”
Yapraklar tükendiğinde acımız da tükenmiş oluyor ve “Alıştım.” diyoruz.
Hayatın çetin filozofları çektiğimiz onca sıkıntıya bir kulp takıveriyor : “İnsan zamanla alışıyor her şeye… Zaman en iyi ilaçtır.”
Alışmak…diye…bir şey yok…aslında…
“Alışmak” dediğimiz “unutma”nın ta kendisi!
Büsbütün unutmak!!!
17. “saat”
Zamanı en iyi yaşayan saat’tir her halde…
“Saniye” gibi hızlı yaşamak ; “Yelkovan” gibi istikrar sağlamak ve “akrep” gibi belirleyici olmak…
Hızlı yaşamak belki ertelenebilir. İstikrarlı olmak biraz da kendi derinliklerimizde gizli. Ama, en çok istenilen ve elde edilemeyen şey “belirginlik” olsa gerek.
Ne belirgin ki hayatımızda?
18. “yankı” (1)
İçime haykırıyorum hep, dışımdakileri.
Bir yankı duvarına çarpmış gibi her söz,
Dışımdakilere karışıyor.
Tam da ortasındayım her şeyin / her anlamın…
Öncesiz ve sonrasız bir “orta”lık bu sanki…
Düğümlenmişim yaşamın yankısına.
Yankı… yankı… yankının geldiği yer,
Gerçekte, nerede saklı?
19. “yankı” (2)
Sonsuz yankılar içinde yaşıyoruz yaşamımızı. İnsanlara bağırıyoruz,umutsuzluğa,yalnızlığa da… Tekdüzeliğe, mekanikleşmeye de… Bazen bir bakış, bir ima, bir düşünce, bir kinaye, hayal, istek… Geri dönen yankılarla uğraşmayı, yaşam mücadelesi sanıyoruz çoğu zaman. Dört yanımız yankılarla dolu, bize çarpan, bizim çarptırdığımız…
Giden yankı,aynı olarak mı dönüyor bize / Bize çarpan yankı,aynı olarak mı dönüyor sahibine…
……………
Sonsuz yankılar içinde yaşıyoruz yaşamı >< yaşamı yaşıyoruz, içinde yankılar sonsuz
20. “gemici – gemi – pusula”
“Yaşama, kim olarak ve nasıl bakmak isterdin?” sorusunu sorsam, yanıtı ne olur insanların? Ben bir gemici olarak ve gemi pusulasına bakar gibi bakmak isterdim.Gemici için her şey gemisidir. Gemisinin kazasız belasız yol alması,onun da yaşam yolunda sorunsuz olarak yol alması demektir. Gemisi, onun her şeyidir. İkisi ayrılmaz bir bütündür ve onlar kabullenmişlerdir birbirlerini, zorlama olmadan… Gemici gemisine muhtaçtır / Gemi, gemiciyle anlamlıdır.
Pusulaya bakar gibi bakmak yaşama…
Gemici, yolunu tam olarak göremez çoğu zaman. Fırtınalı, tufanlı havalarda… gece denizin tam ortasında zifiri karanlıkta… puslu ufuklara yol alırken… Gemici yolun nereye gittiğini tam göremez çoğu zaman; ama yolunu tam görebilen birçok insandan daha huzurludur, mutludur, umutludur.
Yolunu göremese de nereye gittiğinden emindir gemici, pusulası sayesinde. Şanslıdır da…
Yolunu görüp de yaşamın çıkmaz sokaklarında kaybolan birçok insana göre.