Çocukluğumda, çok erken yaşlarda anlatılmaz bir kitap tutkusu başlamıştı bende, ve annemler bana boyama kitabı türü kitaplar aldıkça ben para biriktirir Dostoyevski kitapları alırdım... Ek olarak devrimcileri, ve Che'yi ve asileri, ve kahramanları okurdum...
Böyle olunca düşlerimin şekli şemali de büyüyordu giderek, ama aynı zamanda dengesizleşiyordu düşlerim...
Çocukluktan mıdır bilinmez, hala dengesiz düşler sahibiyim, yani gerçekleşme olasılığı düşük düşler sahibiyim...
Düşleri seviyorum, düşler beni sevmiyor, benim olmuyor.
Yine de bazı düşler beni seviyor, ben ise beni seven hiçbir düşü sevmiyorum..
Karmaşık oldu yorum ama anlatılmaz yaşanır'ı yaşayıp, anlatmaya cebelleşiyorum, idare et.

Bir ara ayrıntılandırırım bu konudaki görüşlerimi....
Ana temasından vazgeçip, yazıyı yorumlarsam; elbetteki beklediğim kadar güzel ve özel bir yazı, ellerine sağlık... Devamı olur mu bilinmez? Lakin olsun lütfen...