| Diğer Açıdan "Hayat":)) Sanırım 15 ile 20 yaş arasında değişiyor ruhumuz ve hayatlarımız...
Sonrası da dipsiz bir kuyu kıvamında ilerliyor...
Freni patlamış bir kamyon mu demeliydik sizce?
Peki diyelim....
Freni patlamış bir kamyon kıvamında ilerliyor, önündekini eze eze, kanata kanata... Ve kendi de hasar göre göre... Ateşe dönen pervaneler misali işte;;; Kendi ıssızlığımızda yana yana, kanaya kanaya yaklaşıyoruz ölüme...
Şimdi "yanmayın dostlarım hep gülün" demek benim için çok kolay da hep gülmek hepimiz için zor... Ve -en çok sustuğu zaman ağlayan- olmak hepsinden daha zor. Tekrar eden ve hiç durmadan kendini yineleyen bir acı yani... Ve kabuklaşmayan, kanı durmayan bir acı yani...
Belgeselde izlemiştim, ayılara tuzak olsun diye buza jilet sokup, üzerine kan sürerlermiş ve kan kokusunu alan bahtsız ayımız da gelip, yalamaya başlayınca dili yarılırmış ama kendi kanı da öyle lezzetlenirmişki durmadan yalarmış ve sonunda kansızlıktan ölürmüş, postuna zarar gelmesin diye yaparmış bunu "avcı"lar. Şimdi önümde bir jilet kendi kanımla başka bir kanın karışımının lezzetinin sarhoşuyum sanki ve postuma zarar vermeyeceğimin sözünü vermişim şahsi "avcı"ma. Söz ki ne söz!
Ne diyordum? Hatırladım; ağlamanızla susmanız bir oldu mu hiç? Ve sustuğunuz an tekrar ağlamaya en baştan daha şiddetle başladığınız?
Elbette oldu, çünkü herbirimiz hergün gülümsemeyebiliriz, acıların tamamı ardarda bizi bulabilir...
Düşebiliriz, yıkılabiliriz, acı çekebiliriz, canımız da yanabilir...
Ve işte tam da bunun adına deriz aslında;
"hayat" diye...
(aman dostlar viya bunalımda sanmayın, üretiyorum sadece)
SAYGILAR!...
Bu mesaj en son " 10-01-2008 " tarihinde saat 08:10 AM itibariyle viya tarafından düzenlenmiştir....
|