İnsanın Hayatını Değiştiren Öykülerden Seçmeler kendimee bir kitap seti aldımm insanın hayatını değiştrcek öyküler diee kitaplarınn içindenn çok beğendikleriimii burda paylaşmak istedimmm...
.........................
Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli herşeyden şikayet etmesinden bıkmıştır. Bir gün çırağını tuz almaya gönderir. Hayatındaki her şeyden mutsuz olan bu çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyler. Çırak, yaşlı adamın dediğini yapar ama içmez ağzındakilerini tükürmeye başlar. Tadı nasıl? Diye soran yaşlı adama öfkeyle acı die cevap verir. Usta gülerek çırağı kolundan tutar ve dışarı çıkarır. Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına götürür ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyler. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken, usta aynı soruyu sorar. Tadı nasıldı?
Ferahlatıcı diye cevap verir çırak. Tuzun tadını aldın mı? Diye sorar yaşlı adam, hayır diye cevaplar çırağı, usta çırağının yanına oturur şöyle der: Yaşamdaki acılar da tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Acının miktarı aynıdır. Ancak bu acının şiddeti, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Acı olduğunda yapman gereken tek şey acı veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sende artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalışş
............................
Dağın birinde bir bilge kişi yaşarmış. Herkes tarafından sayılır sevilirmiş. Gençlerden biri, bilgenin bilgeliğini kabul etmeyip maskesini düşürmek istemiş ve bir plan kurmuş. Küçük bir kuş avucunun arasına yerleştirmiş ve bilgeye sormuş:
- Söyle bilge, avuçlarımın arasındaki bu kuş ölü mü diri mi?
Bilge şöyle bakmış ve demiş ki,
- Evlat! Ölü desem avuçlarını açıp kuşu uçurcaksın, diri desem sıkıp öldürceksin.
Ellerinde yaşam ve ölümü birlikte tutuyorsun, gel bu kararı bana verdirme, kendin ver!
...............................
Uzakdoğu' da bir budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenekleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti
Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki budist, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz' süz konuşmalara başladı. Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu.
Budist bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı. Bu, yeni bir aracıya kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yabancı tapınağın bahçesine döndü, aldığıı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. İçerdeki budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıya içeri aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zamn ihtiyaç vardı.
...............................
Savaşın en kanlı günlerinden bir gün... Asker, en iyi arkadaşının az ilerde kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamıyacağı ateş yağmuru altındaydılar. Asker teğmene koştu:
-Teğmenim, fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?
"Delirdin mi? " der gibi baktığı teğmen...
- Gitmeye değer mi? Arkadaşın delik deşik olmuş...
Büyük olasılıkla ölmüştür bile. Kendi hayatınada tehlikeye atma sakın. Asker ısrar etti ve teğmen " peki" dedi. "Git o zamn"
İnanılması güç mucize. Asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Teğmen, kanlar içindeki askeri muayene etti. Sonra onu sipere taşıyan arkadaşına döndü:
- Sana değmez, hayatını tehlikeye atma demiştim.
Bu zaten ölmüş
-Değdi teğmenim. dedi asker...
-Nasıl değdi? dedi teğmen. Bu adam ölmüş görmüyor musun ?
-Gene de değdi komutanım. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı. Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim için ve arkadaşının son sözlerini hıçkırarak tekrarladı:
-Geleceğini biliyordum!... demişti arkadaşı....
Geleceğini biliyordum!....
şimdilik bu kadar ama eğer beğenirseniz devamınıda seve seve yazarımm...
Ayrıca buu öyküler Jack London, Maupassant,Çehov,Dostoyevski yazarlarına aittir.....
Bu mesaj en son " 27-11-2008 " tarihinde saat 02:10 AM itibariyle Frottce tarafından düzenlenmiştir....
|