Git! Gitme!
Ne zor bir bilsen şimdi şu kapıdan çık ve git demek sana. Gurur denen insanı çepeçevre saran bu iğrenç duvarı parçalayıp gelemiyorum yanına ve beni bu yüzden affeder misin bilmiyorum. Bunu düşünmek bile istemiyorum,sadece gitmelisin bu gece. Adım adım yok etmelisin yüreğimin kimsenin bilmediği o gizli merdivenlerinden ayak izlerini. Bilmemeliyim sana ulaşan yolları. Ama sanma ki düşmanım sana ben seni çoktan affettim bunu duyuramasam da,sesim duvarlarıma çarpıp yine kalbimde yankılanarak beni sarssada,buna dayanmalıyım. Üzgünüm ben senin kadar güçlü olamıyorum… konuşsam savaş diyeceksin bana kanının son damlasını harca bu sevgiye, haklısın belki ama anla artık buna değmezsin diyor üzerime acımasızca yapışan gurur…
Dayanamıyor yanına geliyorum… hala korkuyor musun benden bu kadar? Bu kadar acımasız bir adam mıyım ben seni köşeye bir yere sinmeye itecek? Bu kadar çok mu ürküttüm seni? Oysa sen kelebeğin kanadındaydın benim için parıldayan pullarının arasında gizli olan… hani dokunsan elinde dağılacak gibi hissettiğim ve bu yüzden dokunmaya kıyamadığım… bu kadar mı yaktı tenini dokunuşlarım? Bu yüzden miydi arayışın bir başka tenin dokunuşunu? Konuşsana! Lütfen konuş artık, dayanamıyorum anlıyor musun? Sus! Lütfen ağlama! Hayır yüreğimi parçalıyorsun,yapma diyorum sana,yapma! Tenimi yakıyor göz yaşların… damlalarında kendimi bulmak istemiyorum, yoksa dayanamam. Kalbim yangın yeriyken, sen kar misali avuçlarımda kayıp giderken, duvarlarım kokuna siper almışken ne yaparım ben? Nasıl bu hale getirirsin bu sevgiyi? Hiç mi acımadın, hiç mi aklına düşmedim başka şehirlerdeyken sen? Şimdi ne yüzle geldin buraya? Neden titriyorsun karşımda? Söylesene! …
Gidiyor musun? Zamanın yok mu? Anlıyorum. Peki öyleyse gidebilirsin bu tenden ama hayır, kokunu bırak bana, lütfen…
Neden ses vermiyor musun? Lanet olsun nasıl gidersin? Yine mi terk ettin beni? Hayır, buna dayanamadığımı biliyorsun… çığlıkların çarpıyor duvarlarıma bu bir rüzgar, bir fırtına, bir kasırga, bir volkan gibi değiyor tenime. Durdur bunu ne olur durdur! Kokunu alıyor benden! Ellerin kayboluyor, göremiyorum… dipsiz bir kuyuya düşüyorsun,tutamıyorum… bu kapılar neden kilitli? Kapılarını da mı kilitledin üstüme? Yapma! Canımı yakıyorsun!
İşte geliyorum yanına istediğin bu mu? Şimdi gülümsüyor musun bana kendi yıldızından? Sen sonbahar ben garip bir yaprak mıydım? Peki öyleyse bırakıyorum kendimi rüzgarına…
Şizofren bir aşığın sevgilisinin ölümünün ardından bir damlayla ona doğru akmasının öyküsü bu…