türkiyede bir kuşağın son seçimi! Türkiye’nin kaderini değiştirecek seçim…
* Osman Özsoy
Önümüzdeki 5 yıl içinde bambaşka bir Türkiye olacak karşımızda.
Hemen her alanda daha iyiye ve daha güzele yelken açan bir Türkiye göreceğiz.
Türkiye birçok alanda önemli değişimler yaşayacak.
Yeni yüzlerle tanışacağız...
Siyasetten ekonomiye, gazete sütunlarından ekrandaki yüzlere, görüşleri ile toplumu yönlendiren medyatik aktörlerden kanaat önderlerine, sivil toplumun önde gelen kuruluşlarından devlet kurumları arasındaki koordinasyona ve uyuma kadar daha sağlıklı bir toplum yapısıyla karşılaşacak Türkiye…
Siyasette…
Eskiler gidecek yenileri gelecek…
Eski söylemler bitecek, yeni şeyler söylenecek…
Slogan ve sembollerle yürütülen siyasetin yerini proje ve kavramlar alacak…
Yeni şeyler söyleyemeyenler sahneyi terk edecek…
Siyaset alanındaki derin boşluğa rağmen son zamanlarda yeni oluşum adı altında çabalayanlar neden başarılı olamıyorlar dersiniz?
Eskilerden farkını izah edemedikleri için… Eski yüzlerle yeni çıkışlar başlatma gafletine düştükleri için… Yeni olmadıkları için… Çağı doğru okuyamadıkları için… ‘Yeni’ kavramından neyi anlamaları gerektiğini bilmedikleri için…
Son seçim…
Babadan CHP’li veya Demokrat Partili kuşağın son seçimi bu seçim…
Çocuklar artık babalarının yolunda değiller. Yol arayışındalar…
İşte geleneksel CHP’nin tarihi…
Atatürk – İnönü – Ecevit…
Ecevit öldü. Bu kulvarda dünün alışkanlıklarıyla bugün siyaset yapmak zor görünüyor…
İşte geleneksel sağ…
Menderes – Demirel. Sonrası yok…
Demokrat Parti mirası biteli çok oldu.
Bir de son 40 yılın iki köklü siyasi hareketi var…
Milliyetçi kanatta Türkeş… İslamcı kanatta Erbakan…
Bu iki ismin yerine geçenler yerlerini dolduramadılar.
Demirel ve Erbakan (ölüm, ileri yaşlılık vb. nedenlerle) siyasi gündemin tamamen dışında kaldıklarında bir dönem hepten kapanmış olacak.
Ne Baykal dünün CHP’sini temsil ediyor, ne Bahçeli dünün MHP’sini, ne de Kutan MSP’sini… Ne Mumcu boşluğunu doldurabilir Özal’ın, ne de Ağar Demirel’in…
AKP’nin ortaya çıktığı konjonktür ise tamamen sıra dışı bir durum… Bu seçimi de atlattığında bir sonrası için öngörüsü olan var mı?
BBP’ye yapılan son transferler bile, eskilerin yeniden cilalanıp sahneye sürülmesinden öte bir anlam taşımıyor? Köküne kıran mı girdi ki yeni neslin, hep eskilerle oynanıyor bu oyun. Yeni kuşak kendisine dar gelen bu kalıpları muhakkak aşacaktır.
Kısacası bu seçim eskilerin son seçimi…
Bir sonraki seçimde ülkemiz bambaşka bir tabloyla karşılaşacak… Yepyeni bir dönem kapımıza dayanmak üzere…
Üstelik yeni cumhurbaşkanı seçimiyle birlikte ilk kez devletle millet arasındaki makasın da biraz da olsa kapanacak olması daha da iyi olacaktır.
Toplumsal dinamikleri temsil eden, dünün kavgaları üzerine değil, gelecek kurgusu üzerine siyaset geliştirmeyi başaran yeni siyasi aktörler gündeme damgasını vuracak. Bunun yakın olduğunu hissediyorum.
Önce insanlık…
İsmail Cem’in cenazesinde gördüğüm en çarpıcı tablo, eski siyasilere ilgi gösterilmemesiydi. Cenazeye katılan Yunanistan eski dışişleri bakanı hepsinden çok ilgi gördüğüne göre, milletin siyaset sahnesinde görmek istediği kavga değil barış, gerginlik değil uzlaşma, ötekine sopa değil zeytin dalı uzatma anlayışının toplumda daha rağbet gördüğüdür. Hrant Dink’e sıkılan kurşunları yüreğinde hissetti toplum. Herkes gördü ki, dini milleti ne olursa olsun, önemli olan önce insan olmak.
İçinde diyalog kelimesi geçtiğinde yüzlerce yorum döktüren okuyucu öfkesi bile eski hızını kaybetmek üzere. Kulak tıkamaktan öte, öteki seslere de kulak vermeye başladı toplum.
Yakın zamana kadar internet ortamında yayınlanan yazılarda okuyucu yorumları kıran kırana geçerdi. Benzer tabana hitap eden farklı partilerin sempatizanları birbirine cevap yetiştirmeye çalışırdı. Şiddet öğesi barındıran sert üsluplar da olurdu, ahlaken sorunlu yazılar da… Son zamanlarda bakıyorum, okuyucu yorumlarındaki gerilim de fark edilebilir bir azalma var… Eskiye oranla farklı görüşlere daha toleranslı yaklaşıyor okuyucu. İsimlere veya belli partilere körü körüne bağlanma dönemi sone eriyor. Şekilden çok içeriğe doğru yol alan yeni nesil insan profili çıkıyor karşımıza.
Ülkeye gençler damgasını vuracak…
Üstelik son iki seçimde seçmen yaşına gelen 18 yaş üstü kuşağın toplam oy oranı bir partiyi tek başına iktidara taşıyabilecek orana ulaştı…
Pekâlâ, bu gençlere ulaşabilme, onlarla gönüldaşlık, duygudaşlık, arkadaşlık kurabilme ve ortak hedeflere yönelme becerisi gösterebilen parti var mı?
Yok…
Sistemin oluşturuluş şekli aksini öngörse de, yeni kuşak insan profili büyük ölçüde milli manevi değerlere saygılı bir toplum zemininden geliyor… 3–5 kötü örneğe bakıp memleketin yarınki hali duman edebiyatlarına kanmayın. Zımba gibi bir nesil geliyor…
Mehmet Akif’in, Özal’ın arzuladığı nesil kapıya dayanmak üzere…
Bir elinde bilgisayar, diğer elinde milli manevi değerler…
Toplum değişiyor…
Medyada 40 yıldır bildiğini okuyan ama toplumu okuyamayan eski kalemşorların miadı doluyor. Bir yandan dünyayı yakından izlerken, öbür yandan kendini de izlemeyi ve her şeyiyle topluma örnek olmayı ilke edinen yeni kalem sahipleri, yeni aydın profili öne çıkmak üzere.
Profesör olmuş ama bilgisayar klavyesine bir kez bile olsun dokunmamışların dönemi sona eriyor. Yakın gelecekte bu ülkenin amfilerden sadece salonu dolduranlara değil dünyaya seslenildiğini göreceksiniz.
Rantiyeden değil üretimden, devlet sırtından değil müşteri memnuniyetinden para kazanmayı başaran işadamı profili giderek güçleniyor. Toplumdan kazandığını toplum için harcayan, reklâm için değil vicdan sahibi olduğu için muhtaçlara el uzatan sosyal sorumluluk duygusuna sahip işadamlarının sayısı artıyor. Pek yakında piyasalardaki dengeleri bu anlayış sahiplerinin belirleyeceğine emin olabilirsiniz.
Üç beş pespaye figürün ekranları işgal ettiği günlerin sona ermesi çok uzak değil.
Hemen her alanda kaynakla hedef kitle arasında yeni siyaset anlayışları, yeni üretim-tüketim anlayışları, topluma dayatılan değil, toplumsal taleplere cevap veren yayıncılık anlayışları egemen olacak.
Yakın gelecekte düne ait algılarla, anlayışlarla, yöntemlerle iş yapmak zorlaşacak. Hakkaniyetin pazar payı yolsuzluktan ve haksızlıktan daha geniş olacak. Buna ayak uyduran ve yeni konjonktüre göre pozisyon alanlar ayakta kalacak, diğerleri sahneyi terk edecek.
Kısacası alışılageldiğimiz şeyler değişecek. Yeni alışkanlıklar yeni trendler oluşacak.
Tüm bunlar seçime endeksli değil elbette. Türkiye’nin parlak geleceğinden söz ediyoruz aslında.
Demek istediğim o ki, bir sonraki seçim dönemi geldiğinde bitpazarından ürün seçer gibi oy atmayacak seçmen. Yeniler arasından en yenisini seçmek için tercihte bulunacak. Ve o günler geldiğinde her şey çok daha farklı olacak.
Sabır… Sabır… |