| Reise, Reise Auch auf den Wellen wird gefochten
Wo Fisch und Fleisch zur See geflochten
Der eine sticht die Lanz' im Heer
Der andere wirft sie in das Meer
Ahoi
Reise, Reise Seemann Reise
Jeder tut's auf seine Weise
Der eine stößt den Speer zum Mann
Der andere zum Fische dann
Reise, Reise Seemann Reise
Und die Wellen weinen leise
In ihrem Blute steckt ein Speer
Bluten leise in das Meer
Die Lanze muss im Fleisch ertrinken
Fisch und Mann zur Tiefe sinken
Wo die schwarze Seele wohnt
ist kein Licht am Horizont
Ahoi
Reise, Reise Seemann Reise
Jeder tut's auf seine Weise
Der eine stößt den Speer zum Mann
Der andere zum Fische dann
Reise, Reise Seemann Reise
Und die Wellen weinen leise
In ihrem Blute steckt ein Speer
Bluten leise in das Meer
Reise, Reise Seemann Reise
Und die Wellen weinen leise
In ihrem Herzen steckt ein Speer
Bluten sich am Ufer leer Kalk, Kalk Dalgaların üzerinde bile savaş var.
Balık ve vücudun denizin içinde sallandığı yerde.
Biri mızrağı bir orduya saplar,
Diğeri okyanusun içine fırlatır.
Ahoy
Kalk, kalk denizci kalk*
Herbiri kendi yöntemini kullanır.
Biri zıpkını bir adama sokar,
Diğeri de balığa.
Kalk, kalk denizci kalk.
Ve dalgalar hafifçe ağlar.
Kanlarına bir mızrak takılı,
Okyanusun içinde hafifçe kanarlar.
Mızrak vücudun içinde boğulmalı.
Balık ve adam derinliklere batar.
Kara ruhun yaşadığı yerde,
Ufukta ışık yoktur.
Ahoy
Kalk, kalk denizci kalk
Herbiri kendi yöntemiyle gibi yapar.
Biri zıpkını bir adama sokar,
Diğeri de balığa.
Kalk, kalk denizci kalk.
Ve dalgalar sessizce ağlar.
Kanlarına bir mızrak takılı,
Okyanusun içinde hafifçe kanarlar.
Kalk, kalk denizci kalk.
Ve dalgalar hafifçe ağlar.
Kalplerine bir mızrak takılı,
Kendilerini karada kanatıp kururlar.
* "Reise" kelimesi, günümüz Almanca'sında "seyahat etmek" anlamına gelen bir fiildir. Fakat parçada kullanımı farklıdır. Alman denizcileri "reise, reise seemann reise" cümlesini, birbirlerini uyandırma, kaldırma çağrısı olarak kullanırlar. Denizcilerin kullanığı "reise" kelimesi ise, şu anda geçerliliği olmayan eski Almanca'da "kalkma, yükselme" manasına gelir. ------------------------------------- Mein Teil Suche gut gebauten 18-30jährigen zum Schlachten"
Der Metzgermeister
Heute treff' ich einen Herrn
Der hat mich zum Fressen gern
Weiche Teile und auch harte
stehen auf der Speisekarte
Denn du bist was du isst
und ihr wisst was es ist
Es ist mein Teil – nein
Mein Teil – nein
Da das ist mein Teil – nein
Mein Teil – nein
Die stumpfe Klinge gut und recht
Ich blute stark und mir ist schlecht
Muss ich auch mit der Ohnmacht kämpfen
ich esse weiter unter Krämpfen
Ist doch so gut gewürzt
und so schön flambiert
und so liebevoll auf Porzellan serviert
Dazu ein guter Wein
und zarter Kerzenschein
Ja da lass ich mir Zeit
Etwas Kultur muss sein
Denn du bist was du isst
Und ihr wisst was es ist
Es ist mein Teil – nein
Mein Teil – nein
Denn das ist mein Teil – nein
Yes it's mein Teil – nein
Ein Schrei wird zum Himmel fahren
Schneidet sich durch Engelsscharen
Vom Wolkendach fällt Federfleisch
auf meine Kindheit mit Gekreisch Benim Parçam Kesilmek üzere, yapılı, 18-30 yaşlarında biri aranıyor.
-Usta Kasap-*
Bugün bir beyefendi ile buluşacağım.
Beni öyle sever ki tamamen yiyebilir.
Yumuşak parçaları ve sert parçalar bile**
Menüde.
Çünkü sen, ne yediğisindir.
Ve onun ne olduğunu bilirsin.
Bu benim parçam -hayır***
Benim parçam -hayır
Oradaki benim parçam -hayır
Benim parçam -hayır
Kör bıçak güzel ve kusursuz.
Şiddetle kan kaybediyorum ve berbat hissediyorum.
Buna karşın uyanık kalmak için savaşmam lazım.
Çırpınmalar içindeyken yemeye ederim.
Çok iyi baharatlandırılmış,
Ve hoş biçimde süslenmiş,
Ve sevgiyle porselende servis edilmiş,
Ve bununla birlikte, iyi bir şarap,
Ve tatlı bir mumışığı.
Evet zamanımı ayıracağım.
Biraz kültür öğrenmek zorundasın.
Çünkü sen, ne yediğisindir.
Ve onun ne olduğunu bilirsin.
Bu benim parçam -hayır
Benim parçam -hayır
Oradaki benim parçam -hayır
Evet bu benim parçam -hayır
Bir haykırış cennete yükselecek.
Meleklerin ev sahibine kesecek.
Tüylü beden haykırırcasına düşecek,
Bulutların tepesinden benim çocukluğumun üzerine.
*Bu kısım orjinal sesi ile "Armin Meiwes"in internette yayınladığı ses kaydından alınmıştır. Bu ses kaydına cevap veren "Bernd Jürgen Brandes", Armin tarafından kesilmiş olarak ölü bulundu. Ölmeden önce Brandes Armin'den penisinin kesilmesini istedi ve ikili birlikte kesilen penisi yedi.
** Orjinal lirikteki "weiche teile", "yumuşak parça" anlamına gelmekle birlikte aynı şekilde okunan "weichteile" ise "üreme organı ile ilgili" anlamına gelen bir kelimedir.
***"Teil" kelimesi sözlükte "parça" veya "bölüm" manasına gelir. Fakat aynı zamanda penis için kullanılan argo bir kelimedir (Türkçe'deki "şey" gibi) --------------------------------------- Dalai Lama Ein Flugzeug liegt im Abendwind
An Bord ist auch ein Mann mit Kind
Sie sitzen sicher sitzen warm
und gehen so dem Schlaf ins Garn
In drei Stunden sind sie da
zum Wiegenfeste der Mama
Die Sicht ist gut der Himmel klar
Weiter, weiter ins Verderben
Wir müssen leben bis wir sterben
Der Mensch gehört nicht in die Luft
So der Herr im Himmel ruft
seine Söhne auf dem Wind
Bringt mir dieses Menschenkind
Das Kind hat noch die Zeit verloren
Da springt ein Widerhall zu Ohren
Ein dumpfes Grollen treibt die Nacht
und der Wolkentreiber lacht
Schüttelt wach die Menschenfracht
Weiter, weiter ins Verderben
Wir müssen leben bis wir sterben
Und das Kind zum Vater spricht
Hörst du denn den Donner nicht
Das ist der König aller Winde
Er will mich zu seinem Kinde
Aus den Wolken tropft ein Chor
Kriecht sich in das kleine Ohr
Komm her, bleib hier
Wir sind gut zu dir
Komm her, bleib hier
Wir sind Brüder dir
Der Sturm umarmt die Flugmaschine
Der Druck fällt schnell in der Kabine
Ein dumpfes Grollen treibt die Nacht
In Panik schreit die Menschenfracht
Weiter, weiter ins Verderben
Wir müssen leben bis wir sterben
Und zum Herrgott fleht das Kind
Himmel nimm zurück den Wind
Bring uns unversehrt zu Erden
Aus den Wolken tropft ein Chor
Kriecht sich in das kleine Ohr
Komm her, bleib hier
Wir sind gut zu dir
Komm her, bleib hier
Wir sind Brüder dir
Der Vater hält das Kind jetzt fest
Hat es sehr an sich gepresst
Bemerkt nicht dessen Atemnot
Doch die Angst kennt kein Erbarmen
So der Vater mit den Armen
Drückt die Seele aus dem Kind
Diese setzt sich auf den Wind und singt:
Komm her, bleib hier
Wir sind gut zu dir
Komm her, bleib hier
Wir sind Brüder dir Dalai Lama Akşam rüzgarında bir uçak,
Yönetimde bir adam çocuğuyla birlikte,
Sıcak ve güvenli şekilde otururlar,
Ve bu yüzden uykunun tuzağına düşerler.
Üç saat içinde orada olacaklar,
Annenin doğumgünü için.*
Manzara güzel, gökyüzü temiz.
İleri, ileri yıkımın içine.
Ölünceye dek yaşamak zorundayız.
İnsanlar gökyüzüne ait değiller.
Bu yüzden cennetten tanrı,
çocuklarını rüzgara çağırır.
Bana bu insan çocuğunu getirin.
Çocuğun hala kayıp zamanı var.
Sonra bir yankı kulaklarına yükselir.
Boğuk bir gürültü geceyi sürer.
Ve bulutların sürücüsü güler.
İnsan kargosunu sarsarak uyandırır.
İleri, ileri yıkımın içine.
Ölünceye dek yaşamak zorundayız.
Ve çocuk babasına der ki,
Gökgürültüsünü duymuyor musun?
O bütün rüzgarların kralı,
Benden onun çocuğu olmamı istiyor.
Bulutlardan bir koro düşer,
Küçük kulağın içine sürünen.
Gel buraya, kal burada.
Sana karşı iyi olacağız.
Gel buraya, kal burada.
Biz senin kardeşleriniz.
Fırtına uçan makineyi kucaklar.
Kabinde basınç hızla düşer.
Boğuk bir gürültü geceyi sürükler.
İnsan kargosu panik içinde çığlık atar.
İleri, ileri yıkımın içine.
Ölünceye dek yaşamak zorundayız.
Ve tanrıya çocuk yalvarır,
Cennet rüzgarı geri çek.
Bize zarar görmemiş dünyayı ver.
Bulutlardan bir koro düşer,
Küçük kulağın içine sürünen.
Gel buraya, kal burada.
Sana karşı iyi olacağız.
Gel buraya, kal burada.
Biz senin kardeşleriniz.
Baba şimdi çocuğu tutuyor,
Ve ona karşı sıkıca bastırmış.
Onun zorla nefes aldığına dikkat etmez.
Fakat korku merhamet olmadığını bilir.
Böylece baba kolları ile,
Çocuktan ruhu ezer,
Rüzgarın üzerinde yerini almış ve şarkı söyleyen ruhu:
Gel buraya, kal burada.
Sana karşı iyi olacağız.
Gel buraya, kal burada.
Biz senin kardeşleriniz.
* "Wiegenfest", "Doğumgünü" manasında kullanılan eski bir kelimedir. Günümüzde de genelde bu manada kullanılır. Fakat kelime anlamı "beşik töreni"dir.
NOT: Dalai Lama, Tibet Budizminde "Gelugpa" veya "Gelug" tarikatının en güçlü ismidir. Ayrıca şu anki Dalai Lama "Tenzin Gyasto"nun şiddetli bir uçuş korkusu vardır.
Ayrıca parçanın şarkı sözleri "Johann Wolfgang von Goethe" tarafından 1782 yılında yazılan "Erlkönig" şiirinden alıntılar taşımaktadır. --------------------------------------------- Keine Lust Ich hab' keine Lust
Ich hab' keine Lust
Ich hab' keine Lust
Ich hab' keine Lust
Ich habe keine Lust mich nicht zu hassen
Hab' keine Lust mich anzufassen
Ich hätte Lust zu onanieren
Hab' keine Lust es zu probieren
Ich hätte Lust mich auszuziehen
Hab' keine Lust mich nackt zu sehen
Ich hätte Lust mit großen Tieren
Hab' keine Lust es zu riskieren
Hab' keine Lust vom Schnee zu gehen
Hab' keine Lust zu erfrieren
Ich hab' keine Lust
Ich hab' keine Lust
Ich hab' keine Lust
Nein ich hab keine Lust
Ich hab' keine Lust etwas zu kauen
Denn ich hab' keine Lust es zu verdauen
Hab' keine Lust mich zu wiegen
Hab' keine Lust im Fett zu liegen
Ich hätte Lust mit großen Tieren
Hab' keine Lust es zu riskieren
Hab' keine Lust vom Schnee zu gehen
Hab' keine Lust zu erfrieren
Ich bleibe einfach liegen
Und wieder zähle ich die Fliegen
Lustlos fasse ich mich an
Und merke bald ich bin schon lange kalt
So kalt, mir ist kalt . . .
Ich hab' keine Lust İstek Yok İsteğim yok.*
İsteğim yok.
İsteğim yok.
İsteğim yok.
Kendimden nefret etmeme isteğim yok.
Kendime dokunma isteğim yok.
Mastürbasyon yapmak isterim,
Bunu deneme isteğim yok
Elbisesiz kalmak isterim,
Kendimi çıplak görme isteğim yok.
Büyük hayvanlarla olma isteğim var.
Bunu riske atma isteğim yok.
Kardan gitme isteğim yok.
Donma isteğim yok.
İsteğim yok.
İsteğim yok.
İsteğim yok.
Hayır, isteğim yok.
Hiçbir şeyi çiğneme isteğim yok.
Çünkü hazmetme isteğim yok.
Kendimi tartma isteğim yok.
Yağın içinde yayılma isteğim yok.
Büyük hayvanlarla olma isteğim var.
Bunu riske atma isteğim yok.
Kardan gitme isteğim yok.
Donma isteğim yok.
Sadece buraya uzanmaya devam edeceğim.
Ve tekrar sinekleri sayacağım.
Cansızca kendime dokunurum,
Ve zaten uzun bir süredir üşüdüğüme dikkat ederim.
Çok üşüyorum, üşüyorum...
İsteğim yok. -------------------------------- Los Wir waren namenlos
Und ohne Lieder
Recht wortlos
Waren wir nie wieder
Etwas sanglos
Sind wir immer noch
Dafür nicht klanglos
Man hört uns doch
Nach einem Windstoß
Ging ein Sturm los
Einfach beispiellos
Es wurde Zeit
Los
Sie waren sprachlos
So sehr schockiert
Und sehr ratlos
Was war passiert
Etwas fassungslos
Und garantiert
Verständnislos
Das wird zensiert
Sie sagten grundlos
Schade um die Noten
So schamlos
Das gehört verboten
Es ist geistlos
Was sie da probieren
So geschmacklos
Wie sie musizieren
Ist es hoffnungslos
Sinnlos
Hilflos
Sie sind gottlos
Wir waren namenlos
Wir haben einen Namen
Waren wortlos
Die Worte kamen
Etwas sanglos
Sind wir immer noch
Dafür nicht klanglos
Das hört man doch
Wir sind nicht fehlerlos
Nur etwas haltlos
Ihr werdet lautlos
Uns nie los
Wir waren los Hadi Biz isimsizdik,
ve şarkısız.
Biz tekrar asla
sözsüz olmadık.
Hala biz,
Biraz şarkısızız.
Henüz sessiz değiliz.
Bizi duyabilirsiniz.
Ani bir rüzgardan sonra,
bir fırtına başladı.
Gerçekten eşsiz.
Zamanıydı.
Hadi.*
Onlar dilsizdi,
Bu şekilde tamamiyle şaşırmış,
Ve tamamiyle güçsüz.
Ne oldu?
Oldukça kontrolsüz,
Ve kesinlikle,
Anlayışsızlık,
Ki sansürlenecek.
Onlar yersiz konuştu,
Müzik hakkında fazla kötü.
O kadar utanmazlık ki,
yasaklanmalı.
Bu akılsızlık,
Orada denedikleri.
O kadar tatsız ki,
Yaptıkları müzik.
Umutsuz değil mi?
Hissiz.
İşe yaramaz.
Onlar tanrısız.**
Biz isimsizdik.
Bir ismimiz var.
Biz sözsüzdük.
Sözler geldi.
Hala biz,
Biraz şarkısızız.
Henüz sessiz değiliz.
Duyarsınız.
Kusursuz değiliz.
Sadece bir miktar güvensiziz.
Siz sessiz olacaksınız.
Bizden asla kurtulamayacaksınız.
Biz başıboştuk.
NOT: "Los" kelime olarak pek çok manaya gelir. Kelimelerin sonuna geren "-los" eki kelimeye "-siz" (namen -los, isim -siz gibi) anlamı katar. Sıfat olarak ise "başıboş" veya "kapalı" gibi anlamlara gelir. Bir komut olarak ta "Los!" tıpkı ingilizcedeki "Go!" komutu gibi algılanabilir. Bu türkçe'ye tam olarak çevrilemese de "Hadi!" diyebiliriz.
* Burada bir çift anlam var. Parçada geçen "Es wurde Zeit. Los!" cümlesi "Zamanıydı, hadi!" manasına geliyor. Fakat ikinci okunuşta cümleyi Till "wurde Zeitlos"şeklinde okuyor ve bu da "Zamansız hale geldi" anlamına geliyor.
**Orjinal lirikte geçen "Sie sind gottlos" cümlesi "Onlar tanrısız" manasına geliyor. Fakat Till vokalini "Sie sind gott" dedikten sonra bir süre kesiyor ve ardından "los" diyor. Bu şekilde de cümle "Onlar tanrı, hadi!" anlamına geliyor. --------------------------------------- Amerika We're all living in Amerika
Amerika ist wunderbar
We're all living in Amerika
Amerika, Amerika
Wenn getanzt wird will ich führen
auch wenn ihr euch alleine dreht
Lasst euch ein wenig kontrollieren
Ich zeige euch wie es richtig geht
Wir bilden einen lieben Reigen
Die Freiheit spielt auf allen Geigen
Musik kommt aus dem Weißen Haus
und vor Paris steht Micky Maus
We're all living in Amerika
Amerika ist wunderbar
We're all living in Amerika
Amerika, Amerika
Ich kenne Schritte die sehr nützen
und werde euch vor Fehltritt schützen
Und wer nicht tanzen will am Schluss
weiß noch nicht dass er tanzen muss
Wir bilden einen lieben Reigen
Ich werde euch die Richtung zeigen
Nach Afrika kommt Santa Claus
und vor Paris steht Micky Maus
We're all living in Amerika
Amerika ist wunderbar
We're all living in Amerika
Amerika, Amerika
We're all living in Amerika
Coca-Cola, Wonderbra
We're all living in Amerika
Amerika, Amerika
This is not a love song
This is not a love song
I don't sing my mother tongue
No, this is not a love song
We're all living in Amerika
Amerika ist wunderbar
We're all living in Amerika
Amerika, Amerika
We're all living in Amerika
Coca-Cola, sometimes war
We're all living in Amerika
Amerika, Amerika Amerika Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika harika.
Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika, Amerika...
Ne zaman bir dans olsa idare etmek isterim,
Etrafta tek başınıza döndüğünüzde bile.
Kendinizi biraz kontrol altında bırakın.
Size gerçekten nasıl gittiğini göstereceğim.
Yuvarlak halinde güzel bir dans edeceğiz.
Özgürlük bütün kemanlarda çalacak.
Müzik Beyaz Saray'dan gelecek,
Ve Mickey Fare Paris'in önünde duracak.
Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika harika.
Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika, Amerika...
Bilirim bu hareketler çok faydalıdır.
Kaçan adımlardan sizi koruyacağım.
Ve sonunda kim dans etmek istemezse,
Henüz etmek zorunda olduğunu bilmiyordur.
Yuvarlak halinde güzel bir dans edeceğiz.
Size yolu göstereceğim.
Noel Baba Afrika'ya gidecek,
Ve Mickey Fare Paris'in önünde duracak.
Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika harika.
Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika, Amerika...
Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Coca-Cola, Wonderbra*
Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika, Amerika...
Bu bir aşk şarkısı değil.
Bu bir aşk şarkısı değil.
Anadilimde söylemiyorum.
Hayır, bu bir aşk şarkısı değil.
Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika harika.
Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika, Amerika...
Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Coca-Cola, bazen savaş
Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika, Amerika...
*Wonderbra çok ünlü bir Amerikan iç çamaşırı markası... -------------------------------------------------------- Moskau Это песня о самом красивом
городе в мире. Москва!
Diese Stadt ist eine Dirne
Hat rote Flecken auf der Stirn
Ihre Zähne sind aus Gold
Sie ist fett und doch so hold
Ihr Mund fällt mir zu Tale
wenn ich sie dafür bezahle
Sie zieht sich aus doch nur für Geld
Die Stadt die mich in Atem hält
Moskau
Раз, два, три!
Moskau
Посмотри!
Пионеры там идут,
песни Ленину поют.
Sie ist alt und trotzdem schön
Ich kann ihr nicht widerstehen
не могу устоять
Pudert sich die alte Haut
Hat sich die Brüste neu gebaut
построила вновь
Sie macht mich geil ich leide Qualen
Sie tanzt für mich ich muss bezahlen
я должен платить
Sie schläft mit mir doch nur für Geld
Ist doch die schönste Stadt der Welt
Moskau
Раз, два, три!
Moskau
Посмотри!
Пионеры там идут,
песни Ленину поют.
Ich sehe was, was du nicht siehst
(Wenn du deine Augen schließt)
когда ты ночью крепко спишь
Ich sehe was, was du nicht siehst
(Wenn du vor mir niederkniest)
когда ты предо мной лежишь
Ich sehe was, was du nicht siehst
(Wenn du mich mit dem Mund berührst)
когда со мною говоришь
Ich sehe was, das siehst du nie
Раз, два, три!
Moskau
Раз, два, три!
Moskau
Посмотри!
Пионеры там идут,
песни Ленину поют. Moskova "Bu şarkı dünyadaki en güzel şehir hakkında.
Moskova!"
Bu şehir bir fahişe.
Alnında kırmızı noktalar var.*
Dişleri altından yapılmış,
O şişman ve henüz çok güzel.
Ağzı vadime düşer,
Bunun için ona ödediğimde.
Elbiselerini çıkarır fakat sadece para için,
Beni kararsızlık içinde bırakan şehir.
Moskova
"Bir, iki, üç"
Moskova
"Bak!"
"Öncüler oraya gidiyorlar"**
"Lenin için şarkı söylüyorlar"
O yaşlı ve yine de güzel.
Ona karşı koyamıyorum.
"Karşı koyamıyorum"
Yaşlı cildini pudralar.
Ve onarılmış göğüslerine sahiptir.
"Onarılmış"
Beni azdırır, büyük acı çekerim
Benim için danseder, ödemek zorundayım.
"Ödemek zorundayım"
Benimle birlikte uyur fakat sadece para için,
O hala dünyadaki en güzel şehir.
Moskova
"Bir, iki, üç"
Moskova
"Bak!"
"Öncüler oraya gidiyorlar"
"Lenin için şarkı söylüyorlar"
Senin görmediğin bazı şeyler görürüm,
"Gece derin bir uykuya daldığında"
Senin görmediğin bazı şeyler görürüm,
"Benden önce yattığında"
Senin görmediğin bazı şeyler görürüm,
Benimle konuştuğunda.
Senin asla görmeyeceğin bazı şeyler görürüm.
"Bir, iki, üç"
Moskova
"Bir, iki, üç"
Moskova
"Bak!"
"Öncüler oraya gidiyorlar"
"Lenin için şarkı söylüyorlar"
*"Flecken" kelimesi "nokta" manasındadır. Ancak "namus lekesi" anlamında da bu kelime kullanılır.
**"Öncüler" Eski "Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği" devletindeki Komünist partinin organize ettiği bir örgüttü. Şu anda da eskisi kadar büyük olmamakla birlikte bazı küçük parçaları "Doğu Almanya" dahil olmak üzere bir kaç ülkede bulunmaktadır. Till de geçmişte bu örgüte üyelik yapmıştır. ----------------------------------- Morgenstern Sie ist hässlich dass es graut
wenn sie in den Himmel schaut
Dann fürchtet sich das Licht
Scheint ihr von unten ins Gesicht
So muss sie sich am Tag verstecken
Will das Licht doch nicht erschrecken
Lebt im Schatten bis der Schein vergeht
Sieht einen Stern im Zwielicht prangen und fleht
Mal mir Schönheit auf die Wangen
Morgenstern ach scheine
auf das Antlitz mein
Wirf ein warmes Licht
auf mein Ungesicht
Sag mir ich bin nicht alleine
Hässlich, du bist hässlich
Ich bin allein zur Nacht gegangen
Die späten Vögel nicht mehr sangen
Sah Sonnenkinder im Gewimmel und so
rief ich in den gestirnten Himmel
Morgenstern ach scheine
auf die Liebste meine
Wirf ein warmes Licht
auf ihr Ungesicht
Sag ihr sie ist nicht alleine
Morgenstern ach scheine
auf die Seele meine
Wirf ein warmes Licht
auf ein Herz das bricht
Sag ihr dass ich weine
Denn du, du bist hässlich
Du bist einfach hässlich
Der Mensch ist doch ein Augentier
Schöne Dinge wünsch' ich mir
Doch du, du bist nicht schön, nein
Morgenstern ach scheine
auf die Liebste meine
Wirf ein warmes Licht
auf ihr Ungesicht
Sag ihr sie ist nicht alleine
Und der Stern will scheinen
Auf die Liebste meine
Wärmt die Brust mir bebt
wo das Leben schlägt
Mit dem Herzen sehen
Sie ist wunderschön Sabah Yıldızı Kız karanlık çöktüğünde çok çirkin olur,*
Gökyüzüne baktığında.
Sonra ışık korkar.
Aşağıdan yüzüne parlar.
Bu yüzden gün boyu saklanmak zorunda.
Sadece, ışıktan korkmak istemiyor.
Parlaklık soluncaya dek gölgelerde yaşar.
Alacakaranlıkta bir yıldızın parladığını görür ve yalvarır.
Yanaklarımın üzerine güzelliği çiz.
Sabah yıldızı, ah parla,**
Yüzümün üzerine.
Sıcak bir ışık fırlat,
Korkunç yüzüme.
Bana yalnız olmadığımı söyle.
Çirkin, sen çirkinsin.
Gecede yalnız giderim.
Geç saat kuşları daha fazla ötmedi.
Kalabalığın içinde güneşin çocuklarını gördüm.
Bu yüzden yıldızlı cennetlerde ağladım.
Sabah yıldızı, ah parla,
Sevgilimin üzerine.
Sıcak bir ışık fırlat,
Onun korkunç yüzüne.
Ona yalnız olmadığını söyle.
Sabah yıldızı ah parla,
Ruhumun üzerine.
Sıcak bir ışık fırlat,
Kırılan bir kalbin üzerine.
Ona ağladığımı söyle.
Çünkü sen, sen çirkinsin.
Sen son derece çirkinsin.
İnsanlar gözün yarartıklarıdır.
Güzel şeyler benim istediğim şeylerdir.
Fakat sen, sen güzel değilsin, hayır.
Sabah yıldızı, ah parla,
Sevgilimin üzerine.
Sıcak bir ışık fırlat,
Onun korkunç yüzüne.
Ona yalnız olmadığını söyle.
Ve yıldız parlamak ister,
Sevgilimin üzerine.
Göğsümü ısıtır ve sarsar,
Hayatın vurduğu yeri.
Kalp ile görüldüğünde,
O son derece güzel.
*"Grauen" fiilinin Almanca'da iki anlamı vardır. Tercümede kullanılan anlamı cümleyi tamamlıyor. Fakat ikinci manası da parçaya uyabilir. "Korkunçluk onu çirkin yapar" gibi bir anlam kazanır.
**"Morgenstern" kelime olarak "Sabah Yıldızı" anlamına gelir. Sabah yıldızı dediğimiz şey ise bizde de bilindiği gibi "Venüs"tür. ---------------------------------------- Stein um Stein Ich habe Pläne große Pläne
Ich baue dir ein Haus
Jeder Stein ist eine Träne
Und du ziehst nie wieder aus
Ja ich baue ein Häuschen dir
Hat keine Fenster keine Tür
Innen wird es dunkel sein
Dringt überhaupt kein Licht hinein
Ja ich schaffe dir ein Heim
Und du sollst Teil des Ganzen sein
Stein um Stein mauer ich dich ein
Stein um Stein
Ich werde immer bei dir sein
Ohne Kleider ohne Schuh
Siehst du mir bei der Arbeit zu
Mit den Füßen im Zement
Verschönerst du das Fundament
Draußen wird ein Garten sein
Und niemand hört dich schreien
Stein um Stein mauer ich dich ein
Stein um Stein
Ich werde immer bei dir sein
Welch ein Klopfen welch ein Hämmern
Draußen fängt es an zu dämmern
Alle Nägel stehen stramm
Wenn ich sie in dein Leibholz Ramm –
Stein um Stein mauer ich dich ein
Stein um Stein
Und keiner hört dich schreien Taşın Yanında Taş Planlarım var, büyük planlar.
Seni bir ev yapacağım.
Her taş bir gözyaşı olacak.
Ve tekrar asla dışarı çıkamayacaksın.
Evet, senin için küçük bir ev yapacağım,
Pencereleri , kapısı olmayan.
İçerisi karanlık olacak,
Hiç bir ışık içeri girmeyecek.
Evet, sana bir ev yapacağım.
Ve sen onun bir parçası olacaksın.
Taşın yanında taş, seni duvar yaparım.
Taşın yanında taş,
Her zaman seninle olacağım.
Elbisesiz, ayakkabısız,
Beni çalışırken izlersin.
Çimentolu ayaklarınla,
Temeli aydınlatırsın.
Dışarıda bir bahçe olacak,
Ve hiçbiri çığlığını duymayacak.
Taşın yanında taş, seni duvar yaparım.
Taşın yanında taş,
Her zaman seninle olacağım.
Ne ezme, ne çekiçleme öyle.
Dışarıda karanlık çökmeye başlıyor.*
Bütün çiviler hazır olda durur,
Onları senin tahta bedenine vurduğumda.**
Taşın yanında taş, seni duvar yaparım.
Taşın yanında taş,
Ve kimse çığlığını duymayacak.
*"dämmern" fiili "karanlık çökmeye başlıyor" anlamına geldiği gibi aynı şekilde "sabah olmaya başlıyor" anlamına da gelebilir. İki anlam da burada kullanılabilir.
**Burada, Till yine çift anlam kullanıyor. Şarkı sözlerinde olmamasına rağmen cümleyi "-ramm" fiili ile bitirdikten sonra, "stein (taş)" diye haykırır. Bu şekilde ramm-stein kelimesi ortaya çıkar. ------------------------------- Ohne Dich Ich werde in die Tannen gehen
Dahin wo ich sie zuletzt gesehen
Doch der Abend wirft ein Tuch aufs Land
und auf die Wege hinterm Waldesrand
Und der Wald er steht so schwarz und leer
Weh mir, oh weh
Und die Vögel singen nicht mehr
Ohne dich kann ich nicht sein
Ohne dich
Mit dir bin ich auch allein
Ohne dich
Ohne dich zähl ich die Stunden ohne dich
Mit dir stehen die Sekunden
Lohnen nicht
Auf den Ästen in den Gräben
ist es nun still und ohne Leben
Und das Atmen fällt mir ach so schwer
Weh mir, oh weh
Und die Vögel singen nicht mehr
Ohne dich kann ich nicht sein
Ohne dich
Mit dir bin ich auch allein
Ohne dich
Ohne dich zähl ich die Stunden ohne dich
Mit dir stehen die Sekunden
Lohnen nicht ohne dich Sensiz Köknar ağaçlarının içerisine gideceğim.
Orası kızı son gördüğüm yer.
Fakat akşam, toprağın üzerine bir örtü atıyor,
Ve ormanın arkasındaki yolların üzerine.
Keder, benim, ah keder.
Ve kuşlar daha fazla ötmez.
Sensiz ben var olamam,
Sensiz.
Seninle dahi yalnızım.
Sensiz.
Sensiz saatleri sayıyorum sensiz.
Seninle saniyeler kıpırdamadan kalır.
Onlar buna değmez.
Dalların üzeri, hendeklerin içi,
Şimdi sessiz ve hayat yok.
Ve nefes almak ah benim için çok zorlaşır.
Keder, benim, ah keder
Ve kuşlar daha fazla ötmez.
Sensiz ben var olamam,
Sensiz.
Seninle dahi yalnızım.
Sensiz.
Sensiz saatleri sayıyorum sensiz.
Seninle saniyeler kıpırdamadan kalır.
Onlar buna değmez, sensiz. ------------------------------- Amour Die Liebe ist ein wildes Tier
Sie atmet dich sie sucht nach dir
Nistet auf gebrochenen Herzen
Geht auf Jagd bei Kuss und Kerzen
Saugt sich fest an deinen Lippen
Gräbt sich Gänge durch die Rippen
Lässt sich fallen weich wie Schnee
Erst wird es heiß dann kalt am Ende tut es weh
Amour Amour
Alle wollen nur dich zähmen
Amour Amour am Ende
gefangen zwischen deinen Zähnen
Die Liebe ist ein wildes Tier
Sie beißt und kratzt und tritt nach mir
Hält mich mit tausend Armen fest
Zerrt mich in ihr Liebesnest
Frißt mich auf mit Haut und Haar
und würgt mich wieder aus nach Tag und Jahr
Läßt sich fallen weich wie Schnee
Erst wird es heiß dann kalt am Ende tut es weh
Amour Amour
Alle wollen nur dich zähmen
Amour Amour am Ende
gefangen zwischen deinen Zähnen
Die Liebe ist ein wildes Tier
In die Falle gehst du ihr
In die Augen starrt sie dir
Verzaubert wenn ihr Blick dich trifft
Bitte bitte gib mir Gift Amour Aşk vahşi bir hayvandır.
Sizi soluklar, sizi arar.
Kırık kalplerin üzerine yuva kurar.
Ve öpücükler ve mumlar olduğunda avlanmaya gider.
Sıkıca dudaklarınızı emer,
Ve kaburganıza doğru tüneller kazar.
Hafifçe kar gibi bırakır.
Önce sıcak tutar sonra soğuk, sonunda canınızı yakar.
Amour, amour*
Herkes seni evcilleştirmek ister.
Amour, amour sonunda,
Dişlerinin arasına yakalanırlar.
Aşk vahşi bir hayvandır.
Isırır, tırmalar ve bana doğru adımlar atar.
Binlerce kolla beni sıkıca tutar,
Ve beni aşk yuvasına sürükler.
Beni tamamen yiyip bitirir.
Ve yıllar sonra beni kusmaya çalışır.
Hafifçe kar gibi bırakır.
Önce sıcak tutar sonra soğuk, sonunda canınızı yakar.
Amour, amour
Herkes seni evcilleştirmek ister.
Amour, amour sonunda,
Dişlerinin arasına yakalanırlar.
Aşk vahşi bir hayvandır.
Onun tuzağına düşersiniz.
Gözlerinizin içine, gözlerini dikip bakar.
Bakışı sizi vurduğunda tılsım bağlar.
Lütfen, lütfen bana zehir verin.
*"Amour" Fransızca'da "aşk" demektir. 27 Temmuzda gördüm seni
Durur muyum? Hemen fotoladım seni
O günden beri deli ettin beni
Nerdesin ulan ''çılgın kase'' |